SİYASAL İLETİŞİM AÇISINDAN “TAMAM”IN ANLAMI

 

SİYASAL İLETİŞİM AÇISINDAN “TAMAM”IN ANLAMI 
 
Aslına bakarsanız, Türk siyaseti çarpıcı slogan üretme konusunda ikmale kalan bir yapıda.
Çok partili demokrasiye geçtiğimiz 1950’den bugüne; “Yeter Söz Milletin”, “Sizi Limon Gibi Sıkacaklar”, “Durmak Yok, Yola Devam”ın dışında, etkileyici bir slogana tanık olmadık.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı ve pek çok kişide büyük hayal kırıklığı yaratan Seçim Manifestosu, AKP’nin giderek kendisini anlatmakta zorlandığını gösteriyor. İktidar partisinin seçim beyannamesini gördükten sonra, her ikisini birlikte değerlendirme şansı bulacağız.
Tayyip Erdoğan’ın bahse konu toplantıda söylediği “Millet tamam derse, gideriz” cümlesi, siyasal iletişim açısından bugüne kadar en etkileyici sonucu vermiş durumda. Bu sonuçta elbette sosyal medyanın gücünü yadsıyamayız. Ancak ne olursa olsun ilginç bir manzara ile karşılaştığımız ve muhalefet bloğunun motivasyonunda dikkat çeken bir artış olduğu da ortada. Twitter’da milyonlarca kişinin kullandığı bu tek kelimelik mesaj, dünyada Trend Topic (TT) listesinde bir numaraya çıkan “TAMAM” etiketini (hastag) yaratmış durumda.
 
// CHP’NİN HESAP HATASI
Sayın Cumhurbaşkanı bu cümleyi, konuşma metnine bağlı kaldığı anda söylediyse bir facia! Metinleri hazırlayan kadroda köklü değişimin şart olduğu anlamı çıkıyor.
Yok, eğer Erdoğan bu cümleyi metinden bağımsız kullandıysa, siyasetçilerin verdikleri mesajlarda ayna önü ve arkasını eşdeğer değerlendirmeleri gerektiği bir kez daha anlaşılıyor.
2007, 2011 ve 2015 genel seçimlerinde; muhalefet partilerinin - daha çok da CHP’nin – yaptığı en kritik hesap hatası, Tayyip Erdoğan’a “laf yetiştirmeyi” muhalefet yapmakla anlamdaş görmeleriydi. 2010 yılına kadar Baykal’ın ve sonrasında Kılıçdaroğlu’nun yaptığı buydu. İletişimin, “laf yetiştirme” ya da “laf sokma”dan çok daha ötede ve kritik anlam taşıdığını her iki siyasetçi de anlamamakta direndiler. Aldıkları sonuçlar elbette su katılmamış fiyaskoydu…
 
// “GARİBAN MUHARREM”
Bir hak teslimini yapmam gerek.
Tayyip Erdoğan’ın iyi bir hitabet ve belâgat gücü var. Öfkeli konuşma tarzını da bu stratejisinin en kritik bileşeni sayıyor. Bu üslûp kitleleri sürklase etse de toplumdaki gerginliği de artırıyor.  
Ancak 16 yıllık AKP iktidarında dikkat çeken bir “ilk” yaşanıyor.
Etkileyici ve inandırıcı olmaktan uzak, “madem bu kadar önemli sözler ediyorsun, 16 yıldır tek başına iktidardasın, neden yapmadın” dedirtecek manifestonun ardından, AKP’nin kendi kalesine attığı son dakika golü “Tamam” sloganı olsa gerek.
Siyasal iletişim açısından hata üstüne hata yapan “Gariban Muharrem” benzetmesinin de kitlelerde derin bir hayal kırıklığı yarattığını da eklemek gerek. Kuruluşundan bugüne “fakir fukara, garip gureba” söylemini dilinden düşürmeyen AKP’nin 16 yıldır yönettiği ülkede nüfusun dörtte biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Kaldı ki “gariban” siyaset terminolojisi açısından karşılığı ve anlamı olmayan bir tanımlama.  Erdoğan’ın muhalefeti küçümsemek için kullandığı bu tür tanımlama ve kavramlar, toplumda karşılık bulmadığı gibi tepki de yaratıyor, AKP için giderek sıklıkla kullanılan “zenginlerin partisi”  algısını güçlendiriyor.
 
// MUHALEFETİN STRATEJİSİ?
 “Cumhur İttifakı” Devlet Bahçeli’nin işgüzarlığı ile sonucu belirsiz bir baskın seçim macerasına giriyor. Bahçeli’nin ipiyle kuyuya inenlerin siyaset sahnesinden silindiği örnekler ortada iken, AKP’nin bu hatayı nasıl yaptığını anlamak gerçekten zor. “Durduk yerde dertsiz başımıza dert aldık” dediklerini duyar gibiyim.  İktidar partisinde bu şaşkınlığın ipuçlarını görmek güç değil.
Bir de özellikle basında hemen hiç konuşulmayan bir konu var ki, “Tamam” atışmasını çoktan gölgede bırakma potansiyeli taşıyor.
Düne kadar birbirlerine en galiz küfür ve yakıştırmaları söylemekte beis görmeyen Sayın Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli’nin, bugün karşılıklı övgü yarışına girmelerinde, “Yüzde 50+1”i yakalayabilmek dışında izaha muhtaç çok yön var.
Okurlarıma çok önemli bir bilgi vereyim…
Muharrem İnce’ye destek veren CHP’nin stratejik iletişim ekibinin, bu derin ve anlaşılmaz çelişkiye vurgu yapacağı ve Cumhur İttifakı’nın iki aktörünün geçmişte birbirlerine söyledikleri sözleri yan yana getiren prodüksiyonlar hazırlayarak, kapsamlı bir sosyal medya kampanyası başlatacakları; İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin de aynı kampanyanın bir bileşeni olacağı kulağımıza geliyor. Ana akım medyada kendisine yer bulmakta zorlanan muhalefet bloğunun başka bir çaresi de yok gibi…
İletişim stratejisinin temel prensibi, “Çok konuşan çok hata yapar ve etki gücünü azaltır” cümlesidir. Gerek Sayın Cumhurbaşkanı, gerekse Sayın Bahçeli, bu hatayı maalesef çok sık yapıyor.
Hakaret anlamı taşıyan sözcükler de sıklıkla telaffuz edildikçe, Cumhur İttifakı’nın işi zorlaşıyor…