Güneş enerjisinden elektrik üretmek, anten koymak kadar kolay…

Bu sütunlarda Türkiye’nin temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına vermesi gereken önemi sürekli vurguluyoruz. Bu yöndeki farkındalık ve duyarlılığın da her geçen gün arttığını memnuniyetle gözlemliyoruz. Türkiye, çok geç fark ettiği temiz enerji gerçeğinde ve çok geç çıktığı bu yolculukta hızlı adımlarla ilerliyor.
 
Geçen hafta sonu Ankara’da katıldığım “Enerji ekipmanlarının yerli imalatı” başlıklı” panelde bu yönde çok sevindirici açıklamalar yapıldı. ODTÜ Mezunlar Derneği tarafından düzenlenen bu etkinlikte, ülkemizin alanında en yetkin insanları bir araya gelerek görüş alışverişinde bulundu.  Özellikle çatı tipi güneş enerjisi santrallerinin (GES) kurulumunun kolaylaştırılması için -çok gecikmiş de olsa- adımların nihayet atılmaya başlanması, sektörün mutlulukla karşıladığı gelişmelerin başında geliyor.
 
10 kilovat saat ve altındaki kapasitelere sahip çatı tipi lisanssız güneş enerji santrali (GES) projelerinde prosedürler sadeleştirilirken, süreçler de hızlandırıldı. Böylelikle gelişmiş ülkelerin uzun yıllardır başarıyla uyguladıkları bir sistem ülkemizde de yaygınlaşacak. Vatandaş, çatısına kurduğu GES ile hem kendi tüketimini karşılayacak hem de tükettiğinden fazlasını devlete satacak veya mahsuplaşacak.
 
YÖNETMELİK YAYINLANDI
 
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) hazırladığı yönetmeliğe göre,10 kW altı çatı tipi güneş enerjisi sistemleri, şebekeye ilgili tüketim tesisinin ölçüm noktasından bağlanacak. Üretim tesisinin kurulu gücü, başvuruyla ilişkilendirilecek tüketim tesisinin bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücünün üzerinde olamayacak. Bu yönetmelik kapsamındaki GES’lerin geçici kabul işlemleri, bağlantı anlaşmasının imzalanmasını izleyen ilk bir yıl içinde tamamlanacak. Üretim tesisinin bu süre içinde tamamlanmaması durumunda bağlantı anlaşması kendiliğinden geçersiz hale gelecek.
 
Yeni düzenlemede, 10 kW altı lisanssız çatı tipi GES’lerle ilişkilendirilen tüketim tesisi aynı kalmak kaydıyla, tüketicinin değişmesi halinde işleyecek süreç de belli oldu. Üretim tesisi, geçici kabul şartı aranmaksızın yeni tüketiciye devredilebilecek. Yani bir konutta ya da ofis satılırsa yeni sahibi GES’i de devralabilecek. Aynı durum kiracıdan kiracıya devirler için de geçerli. Ancak bunun için yeni tüketicinin bir ay içinde başvurması ve gerekli işlemleri başlatması gerekiyor.
 
3 KW İÇİN DAHA KOLAY
 
120 metrekarelik ortalama bir konutun tüketeceği elektrik için kurulacak 3 kW’a kadar kurulumlarda ise bürokrasi çok daha sadeleştiriliyor. Bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücü 3 kW’a kadar olan tüketim için yapılan GES başvurularında doğrudan bağlantı görüşü oluşturulacak ve hemen çağrı mektubu düzenlenecek. Her bir tüketim yeri için sadece tek bir başvuru yapılabilecek. Geçici kabul alıp işletmeye geçen tesisler için tesis sahibinin başvurusunu izleyen üç gün içinde dağıtım şirketi ile işletmeci arasında sistem kullanım anlaşması imzalanacak. Anlaşmayı takiben, dağıtım şirketi, tesisin üreteceği ihtiyaç fazlası elektriğin değerlendirilmesine ilişkin işlemleri başlatacak ve ilgili görevli tedarik şirketine de sistem kullanım anlaşması imzalandığını bildirecek.
 
NEDEN GEÇ KALDIK?
 
Pekâlâ, bir güneş cenneti olan Türkiye, bugüne kadar neden bu işte yaya kaldı?
 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nde Yerli Aksam Koordinatörü olarak görev yapan Ali Bülent Kapcı, 1 megavat altındaki lisanssız GES yatırımlarında yaşanan suistimalleri gerekçe olarak gösteriyor. Sözgelimi bir kişi, aynı ya da farklı şirketler üzerinden 10’dan fazla lisanssız GES izni aldıktan sonra, toplamda 10-15 megavat kurulu güce sahip olabiliyor. Enerji Bakanlığı bu endişesinde elbette haklı. Yasadaki boşluklardan yararlanarak hakkı suistimal edenlere elbette devlet her türlü önlemi almalı.
 
Ancak şu soruyu sormak da hakkımız olsa gerek:
 
80 milyon insanın her gün ne konuştuğunu, nereye gittiğini, bankada ne kadar parası olduğunu, evine ne aldığını an be an izleyebilen devlet, sayıları bini dahi bulmayan bu suiistimalcileri mi bulamıyor? Yoksa bu kişilerin farklı siyasi bağlantıları mı var?
 
Bu insanların sözüm ona “uyanıklıkları” yüzünden, milyonlarca vatandaşın önü tıkanıyor. Hepsinden önemlisi yerli ve yenilenebilir bir kaynak olan güneşten, ülkemiz ekonomisinin daha fazla yararlanmasına engel olunuyor.
 
Nerden bakarsanız bakın akıl dışı bir durum bu…
 
Bir de hiç konuşulmayan bir konu daha var.
 
ÇATILARIN ÇOĞU UYGUNSUZ
 
Türkiye’deki konutların büyük çoğunluğunda çatılar;  yön, açı ve binaların statik taşıyıcı güçleri dikkate alındığında GES projelerine uygun değil. Bu nedenle yeni yapılacak, kentsel dönüşüm dahilinde ya da yerinde dönüştürülen yapıların ve fabrikaların çatıları fotovoltaik güneş enerjisi panellerine uygun inşa edilmeli. Tüm siyasi partilerin ortak inisiyatifi ile imar yasalarında süratle gerekli değişiklikler yapılmalı ve zorlayıcı hükümler getirilmeli. Belediyeler de hem kanunların yapımında hem de uygulamada belirleyici olmalı. İnşaat ruhsatı verirken, binanın ya da fabrikanın GES panellerine uygun projelendirildiğine dikkat etmeli ve görüntü kirliliği oluşmamalı.
 
GÜNEŞ GÖRMEYEN ALMANYA’NIN GÜNEŞ ENERJİSİNDEKİ BAŞARISI 
 
Bir sanayi ülkesi olmasına rağmen petrol ve doğalgaz gibi yer altı kaynakları olmayan Almanya, güneş enerjisinde tam bir başarı öyküsü yazıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan, Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlası’na (GEPA) göre Türkiye’nin yıllık toplam güneşlenme süresi 2 bin 737 saat. Bu süre karşılığında, 2017 yılı sonu itibarıyla güneşten sadece 2 bin 647 megavat enerji elde edebiliyoruz.
 
Almanya ise yıllık 1600 saat güneşlenme süresi karşılığında 43 bin megavat enerji üretebiliyor. Yani bizden yüzde 60 daha az güneş alırken, bizden yaklaşık 17 kat daha fazla güneş enerjisi elde edebiliyor. Nüfusu bizimde sadece 3 milyon fazla olan Almanya, 633 milyar kw ile Türkiye’den 2,5 kat fazla enerji tüketiyor. Almanya’nın enerjiyi bizden çok daha verimli kullandığını da anımsamak gerekiyor. Bizim iki buçuk katımız enerji tüketiyor ama ekonomisi Türkiye’den yaklaşık 5 kat daha büyük… Bu başarının altında bireylerin dahi kendi elektriğini üretmesinin önünü açıcı düzenlemeler yatıyor.
 
Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Başarılı olmuş örnekleri ülkemize adapte ederek hızla yol alabiliriz. Evler, apartmanlar, konut siteleri, fabrikalar, hastaneler, kamu binaları, turizm tesisleri kendi elektriğini kendisi üretebilsin. Kullandığından fazlasını da devlete satsın. Elektrik dağıtım şirketleri bu kapsamda gerekli hazırlıklarını ve teknik altyapılarını şimdiden tamamlamalı.