<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BLOG &#8211; İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı | İletişim Ajansı | İZMİR</title>
	<atom:link href="https://ibailetisim.com/category/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ibailetisim.com</link>
	<description>İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Dec 2024 10:48:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://ibailetisim.com/wp-content/uploads/2022/05/logo.png</url>
	<title>BLOG &#8211; İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı | İletişim Ajansı | İZMİR</title>
	<link>https://ibailetisim.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alfa ve Z Kuşaklarının Nabzını Tutan Markalar, Yarının Kazananları Olacak</title>
		<link>https://ibailetisim.com/alfa-ve-z-kusaklarinin-nabzini-tutan-markalar-yarinin-kazananlari-olacak/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/alfa-ve-z-kusaklarinin-nabzini-tutan-markalar-yarinin-kazananlari-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 10:46:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=4949</guid>

					<description><![CDATA[Alfa ve Z kuşakları, günümüzde pazarlama ve sosyoloji alanında sıkça tartışılan, her ikisi de dijital çağda yetişen ve tüketim alışkanlıklarıyla dikkat çeken iki genç nesil. Bazı kaynaklarda farklılıklar gösterse de 1997-2012 yılları arasında doğanlar Z kuşağı, 2010 yılından sonra doğanlar ise Alfa kuşağı olarak kabul ediliyor. Dijital çağın yerleşik vatandaşları olan Alfa ve Z kuşakları, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Alfa ve Z kuşakları, günümüzde pazarlama ve sosyoloji alanında sıkça tartışılan, her ikisi de dijital çağda yetişen ve tüketim alışkanlıklarıyla dikkat çeken iki genç nesil. Bazı kaynaklarda farklılıklar gösterse de 1997-2012 yılları arasında doğanlar Z kuşağı, 2010 yılından sonra doğanlar ise Alfa kuşağı olarak kabul ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital çağın yerleşik vatandaşları olan Alfa ve Z kuşakları, tüketim alışkanlıkları ve beklentileriyle markalar için yeni bir dönem başlattı. Bu genç nesillerin nabzını tutan markalar, yarının kazananları olacak. Peki, Alfa ve Z kuşaklarının kodlarını çözmek neden bu kadar önemli ve markalar bu kuşaklara nasıl ulaşabilir? Gelin birlikte inceleyelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Alfa ve Z Kuşaklarının Ortak Özellikleri:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital dünyaya doğan, teknoloji hayatlarının ayrılmaz bir parçası olan, sosyal medya platformlarını yoğun olarak kullanıp çevrimiçi etkileşime önem veren bu iki kuşak için kendi değer ve ilgi alanları oldukça önemli. Dolayısıyla markalardan da benzer bir bireyselleşme bekliyorlar. Çevresel sorunlara karşı duyarlı olmaları ve sürdürülebilir markaları tercih etmeleri ise ortak paydalarından biri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı noktalarda ise önemli farklılıkları olan bu iki kuşağın beklentilerini doğru anlayan ve bu yönde pazarlama stratejileri geliştiren markalar ise şüphesiz geleceğin en çok kazananları olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Alfa ve Z Kuşağının Markalara Verdiği Mesajlar</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kişiselleştirme:</strong> Bu kuşaklar, kendilerini özel hissettiren markalara daha yakın hissediyor.</li>



<li><strong>Şeffaflık:</strong> Markaların değerlerini ve üretim süreçlerini açıkça paylaşması, güvenilirliği artırıyor.</li>



<li><strong>Sürdürülebilirlik:</strong> Çevresel ve sosyal sorumluluk bilinci bu kuşaklar için önemli bir satın alma kriteri.</li>



<li><strong>Orijinallik:</strong> Kopyala-yapıştır içeriklerden ziyade özgün ve yaratıcı içerikleri tercih ediyorlar. &nbsp;</li>



<li><strong>Etki:</strong> Markaların sadece ürün satmak yerine, topluma olumlu katkı sağlamasını da bekliyorlar.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Alfa ve Z Kuşaklarının Farklılıkları:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birbirine çok benzer özellikleri olan, geleceğin tüketicileri bu iki kuşağın önemli farklılıkları da var. Bazı araştırma sonuçları ve raporlar iki kuşağın birbirinden ayrışan özelliklerine dikkat çekiyor. Bu farklılıklar, beklentilere yönelik doğru stratejilerin geliştirilmesinde markalar için önemli yol göstericiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle Impero&#8217;nun The Alpha Project araştırması, Alfa Kuşağı&#8217;nın alışveriş kararlarında arkadaşlarının önerilerine daha fazla önem verdiğini, geleneksel reklam yöntemlerine karşı daha temkinli olduğunu ve gerçek insanların deneyimlerine daha fazla güvendiğini ortaya koyuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Alfa ve Z Kuşaklarının Farklılıkları:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Impero&#8217;nun The Alpha Project araştırması, Alfa Kuşağı olarak adlandırılan yeni nesil tüketicilerin alışveriş davranışları hakkında çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Bu araştırmanın ana bulgularına göre</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Alfa Kuşağı:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Alışveriş kararlarında arkadaşlarının önerilerine, diğer deneyim ve görüşlere önem veriyor.</li>



<li>Geleneksel reklam yöntemlerine karşı temkinliler. Televizyon reklamları veya basılı reklamlar gibi klasik pazarlama araçları onlara eskisi kadar ulaşamıyor.</li>



<li>Sadece içerik üreten kişilere güvenmiyor, bu kişilerin samimiyet ve bağımsızlığını sorguluyorlar.</li>



<li>Ünlü influencer&#8217;lar yerine sıradan kullanıcıların deneyimlerini ve yorumlarını daha değerli buluyorlar. Onlara göre, gerçek insanlar tarafından paylaşılan içerikler daha güvenilir.</li>



<li>Satın aldıkları ürünlerin çevresel etkilerini ve üretim süreçlerindeki etik değerleri oldukça önemsiyor, sürdürülebilir ve etik markaları tercih ediyorlar.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak Alfa Kuşağı, bireysel deneyimlere, şeffaflığa ve toplumsal sorumluluğa değer veren bir nesil olarak öne çıkıyor. Markaların bu genç tüketicilere ulaşmak için geleneksel yöntemlerin ötesine geçerek, daha kişiselleştirilmiş, samimi ve sürdürülebilir yaklaşımlar benimsemesi gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reklamcılar Birliği&#8217;nin 2023 yılına ait raporu ise Z kuşağına ilişkin önemli tespitler içeriyor. Bu raporun ana bulgularına göre;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Z Kuşağı:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Reklamlara en fazla güven duyan yaş grubu olarak öne çıkıyor. Bu kuşağın %50&#8217;si reklamlara güveniyor. Bu oran, daha yaşlı kuşaklarla kıyaslandığında oldukça yüksek ve dikkat çekici.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Reklamların sadece ürün veya hizmet satmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal değişim yaratma gücüne de sahip olduğuna inanıyorlar.</li>



<li>Bu kuşağın %57&#8217;si, reklamların topluma katkı sağladığını düşünüyor. Bu, reklamların sadece ticari bir araç değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk taşıdığı algısını yansıtıyor.</li>



<li>Z kuşağının %50&#8217;si, sürdürülebilir alışverişe yöneliyor. Bu da reklamların çevre dostu ve etik ürünlere olan ilgiyi artırmada önemli bir rol oynadığını gösteriyor.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak Reklamcılar Birliği&#8217;nin Raporu, pazarlama dünyası için önemli bir dönüm noktası. Z kuşağının reklamlara olan güveninin artması, markaların bu genç nesle ulaşmak için yeni fırsatlar sunuyor. Ancak, bu fırsatı değerlendirmek için markaların, Z kuşağının değerlerini benimseyen ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden reklamlar üretmesi gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Markalar Alfa ve Z Kuşağına Ulaşmak İçin Ne Yapmalı?</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Sosyal Medya Etkin Kullanılmalı:</strong> Bu kuşakların en çok zaman geçirdiği platformlar olan sosyal medya kanallarında aktif olmak ve onlarla etkileşim kurmak çok önemli.</li>



<li><strong>Influencer Marketing Akıllıca Kullanılmalı:</strong> Mikro influencer&#8217;lar veya gerçek kullanıcıların deneyimlerini paylaştığı içerikler daha etkili olabilir.</li>



<li><strong>Düzenli Veri Analizleri Yapılmalı:</strong> Bu kuşakların davranışlarını ve tercihlerini anlamak için düzenli veri analizleri yapılarak hedefli kampanyalar oluşturulmalı.</li>



<li><strong>Hikâye Anlatıcılığı Kullanılmalı:</strong> Markalar hikâyelerini samimi bir şekilde anlatarak bu kuşaklarla duygusal bağlar kurmalı.</li>



<li><strong>Sürdürülebilirlik Odaklı Olunmalı:</strong> Markanın çevre dostu ve etik üretim süreçlerine önem verdiği gösterilmeli.</li>



<li><strong>Co-creation (Birlikte Yaratma):</strong> Tüketiciler ürün veya kampanya geliştirme süreçlerine dahil edilmeli.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/alfa-ve-z-kusaklarinin-nabzini-tutan-markalar-yarinin-kazananlari-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parayla Ödül Dağıtan Kurumlara Aman Dikkat!</title>
		<link>https://ibailetisim.com/parayla-odul-dagitan-kurumlara-aman-dikkat/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/parayla-odul-dagitan-kurumlara-aman-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2024 13:34:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=4860</guid>

					<description><![CDATA[“Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” Amerikalı ressam, film yapımcısı ve yayıncı Andy Warhol’e atfedilen bu cümle ne kadar doğruyu ifade ediyor bilmiyorum. Ancak bu sözlerin büyüsüne kapılanları ağlarına düşüren organizasyon şirketleri, avlarını bulmakta pek zorlanmıyor. Bu şirketler, farklı bağlantılar üzerinden ulaştıkları şirket patronlarına, “Falanca sanatçının sunuculuğunu yaptığı Ödül Töreni’nde size ‘Yılın En Başarılı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">“Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikalı ressam, film yapımcısı ve yayıncı Andy Warhol’e atfedilen bu cümle ne kadar doğruyu ifade ediyor bilmiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu sözlerin büyüsüne kapılanları ağlarına düşüren organizasyon şirketleri, avlarını bulmakta pek zorlanmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu şirketler, farklı bağlantılar üzerinden ulaştıkları şirket patronlarına, “Falanca sanatçının sunuculuğunu yaptığı Ödül Töreni’nde size ‘Yılın En Başarılı Girişimcisi’ ödülü vereceğiz&#8221; diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ödül için organizasyona yüklü miktarda bağış ya da reklam vermesi talep ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// KRİTERLER BELLİ Mİ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce kuşkuya kapılan, daha sonra geçmiş yıllarda yapılan benzer ödül törenlerini izleyip rahatlayan iş insanları “biraz görünür” olmak derdinde ise teklifi hemen kabul ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ödül hangi kriterlere göre veriliyor”, “Kim veriyor”, “Kimler hangi başarılarına göre bu ödülü alıyor”, “Bir jüri varsa üyeleri hangi yetkinliklere sahip” gibi anlamsız (!) sorular elbette askıda kalıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslına bakarsanız ortada bir kandırmaca yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul ya da İzmir’in lüks bir otelinde düzenlenen, ünlü bir mankenin suncusu olduğu gece ile ödüller verilirken, kırmızı halıda eşiyle birlikte yürürken şakır şakır fotoğraf çektiren iş insanları kendilerinden geçiyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ezcümle…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bastırıyor parayı, kapıyor ödülü…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kırmızı halı fotoğraflarını sosyal medyaya yükleyip sağdan soldan birkaç tebrik ve “like” alındı ise “dadından yenmiyor” bu ödül…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// NASILSA MASRAF GÖSTERİLİYOR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Verilen yüklü miktarda reklam da muhasebede masraf gösterildi ise hiç sıkıntı kalmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tür ödüllerde boy gösteren kişilere iyi niyetli önerimiz şu olsun…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aldığınız ödül, o ödülü size kim ya da kimlerin verdiği size tutulan bir aynadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyada alkış almaktan gayrı işe yaramayan, “gazoz şişesine habbe, gelin hamamına kubbe” olmaya yarayan ödüller, şirketlerin ve patronların algı ve itibar yönetimlerine onarılamaz zararlar veriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu alkışları gerçekten hak edilen ödül törenlerinde almak gerekiyor…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizden söylemesi…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/parayla-odul-dagitan-kurumlara-aman-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Resmi Çekebilen Aile Şirketleri Uzun Yaşar</title>
		<link>https://ibailetisim.com/bu-resmi-cekebilen-aile-sirketleri-uzun-yasar/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/bu-resmi-cekebilen-aile-sirketleri-uzun-yasar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 09:32:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=4726</guid>

					<description><![CDATA[Gaziantep merkezli Sanko Holding, Türkiye’nin en yüksek istihdam ve ihracat başarısına sahip kurumları arasında yer alıyor. Pek çok şirketi İSO İlk 500 sanayi kuruluşu listesinde yer alan Sanko, on binlerce insana iş ve aş sağlıyor, 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Holding merkezini ısrarla Gaziantep’te tutarak, doğup büyüdüğü topraklara olan vefa duygusunu da anlatıyor. Holdingin enerji [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep merkezli Sanko Holding, Türkiye’nin en yüksek istihdam ve ihracat başarısına sahip kurumları arasında yer alıyor. Pek çok şirketi İSO İlk 500 sanayi kuruluşu listesinde yer alan Sanko, on binlerce insana iş ve aş sağlıyor, 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Holding merkezini ısrarla Gaziantep’te tutarak, doğup büyüdüğü topraklara olan vefa duygusunu da anlatıyor.</p>
<p>Holdingin enerji yatırımlarını yöneten Sanko Enerji’nin santraline yaptığım ziyarette, duvarda asılı duran bu fotoğraf hem dikkatimi çekti hem de beni çok düşündürdü.</p>
<p>Sadece Anadolu insanının sıcaklığını yansıtan bir fotoğraf değildi bu.</p>
<h3><strong>// İNCELİKLİ BİR MESAJ… </strong></h3>
<p>120 yılı geride bırakmaya hazırlanan Sanko’nun başarısının anahtarı da bu resimde saklıydı.</p>
<p>Türk sanayisinin belkemiğini oluşturan aile şirketleri, hızlı büyüme kaydettikten sonra ikinci ve üçüncü kuşağa ulaşamadan ya iflasa sürükleniyor, ya aile arasında bölünüyor ya da bir başka şirket tarafından satın alınıyor.</p>
<p>Bu akıbete tanık olduğumuz sayısız şirket var.</p>
<p>Temelleri 1904 yılına kadar dayanan Sanko’nun ikinci, üçüncü ve dördüncü kuşak yöneticileri; kurumsal yapıya önem vererek, dayanışma ruhu ile aile şirketlerinin nasıl başarılı olabileceğini anlatıyorlar.</p>
<p>Bu toplu fotoğrafı, şirketin tüm toplantı odalarına asarak da incelikli bir mesaj da veriyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/bu-resmi-cekebilen-aile-sirketleri-uzun-yasar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekânın Doğru Kullanımında Meslekî Yeterliliğin Önemi</title>
		<link>https://ibailetisim.com/yapay-zekanin-dogru-kullaniminda-mesleki-yeterliligin-onemi/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/yapay-zekanin-dogru-kullaniminda-mesleki-yeterliligin-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jan 2024 13:29:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=4708</guid>

					<description><![CDATA[Makinelerin insan gibi düşünme ve davranma yeteneği olarak ifade edebileceğimiz Yapay Zekâ (AI), felsefi ve bilimsel bir fikir olarak yüzyıllardır var olsa da bu alandaki pratik uygulamaların 20. yüzyılın ikinci yarısında, bilgisayar teknolojilerinin gelişmesiyle başladığını söyleyebiliriz. Makine öğrenimi, doğal dil işleme, bilgisayar görüşü ve robotik gibi çeşitli disiplinlerden oluşan geniş bir alanı kapsayan yapay zekanın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Makinelerin insan gibi düşünme ve davranma yeteneği olarak ifade edebileceğimiz Yapay Zekâ (AI), felsefi ve bilimsel bir fikir olarak yüzyıllardır var olsa da bu alandaki pratik uygulamaların 20. yüzyılın ikinci yarısında, bilgisayar teknolojilerinin gelişmesiyle başladığını söyleyebiliriz.</p>
<p>Makine öğrenimi, doğal dil işleme, bilgisayar görüşü ve robotik gibi çeşitli disiplinlerden oluşan geniş bir alanı kapsayan yapay zekanın gelişiminde, 1956 yılında düzenlenen Dartmouth Konferansı’nın önemli bir dönüm noktası olduğu bilinmektedir. Bu konferansın ardından yapay zekâ, akademik ve endüstriyel olarak daha fazla ilgi görmeye başlamış ve bu ilgi yapay zekâ alanında önemli ilerlemeler kaydedilmesini sağlamıştır.</p>
<p>1957 yılında, Arthur Samuel, ilk yapay öğrenme algoritmasını geliştirmiş, bu algoritma, oyun tahtalarında kazanma olasılığını artırmak için bir bilgisayar programını eğitmiştir. 1966 yılında ise Joseph Weizenbaum tarafından geliştirilen Eliza isimli sohbet robotu, insan benzeri konuşmalar yapmıştır.</p>
<p>1980&#8217;li yıllarda yapay zekâ alanında gerçek dünyadaki uygulamaların sınırlı olmasından kaynaklanan bir durgunluk yaşansa da 90&#8217;lı yıllara gelindiğinde bu alandaki çalışmaların arttığı görülmektedir. Bu canlanmanın temelinde şüphesiz, teknolojide yaşanan gelişmeler ve bilgisayarların çok fazla donanımla farklı ihtiyaçlara cevap verebilme yeteneği yatmaktadır. Bu sayede büyük miktarda veri toplamak ve analiz etmek mümkün hale gelmiştir.</p>
<p>2000&#8217;li yıllar ise bu alanda önemli ilerlemelerin kaydedildiği ve yaygınlaştığı bir yıl olmuştur. Günümüzde ise büyük bir hızla gelişen yapay zekanın birçok önemli kullanım alanı ortaya çıkmaktadır. Öncelikle, makine öğrenmesi ve derin öğrenme teknikleriyle, büyük veri setlerinden bilgi çıkarabilme yeteneğine sahip olan yapay zekalar; tavsiye sistemleri, görüntü ve ses tanıma, otomatik çeviri gibi uygulamalarda büyük başarı sağlanmasına olanak tanımıştır. Bugün sağlıktan eğitime, bankacılıktan üretime hayatımızın birçok alanında etkin bir şekilde kullanılmaya başlayan yapay zeka, özellikle sürücüsüz araç teknolojilerinde büyük rol oynamakta; sağlık sektöründe, hastalık teşhisi, tedavi planlaması ve ilaç geliştirilmesinde, müşteri hizmetleri, chatbotlar, otomatik dil çevirisi, kişisel asistanlar gibi alanlarda da etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bu sayede, insan etkileşimi iyileştirilebilirken, iş süreçleri otomatikleştirilmekte ve bazı alanlarda verimlilik de artmaktadır.</p>
<p>Birçok sektörde süreçleri kolaylaştıran, bazı sektörlerde tamamen insanın yerine geçen, kimilerine göre büyük risk, kimilerine göreyse büyük fırsat olarak değerlendiren yapay zekâ uygulamalarının her geçen gün yeni bir donanım ve yetenek eklenerek bugün, hayatlarımızda daha fazla yer kapladığını söylemek mümkün.</p>
<p>Her ne kadar büyük veri setlerini kısa sürede işleyip istenen bilgiye ulaşılmasını kolaylaştırsa da bu uygulamaların kişilerin araştırma, muhkeme etme ve analitik düşünme yetenek ve isteklerini olumsuz yönde etkileyeceğini söylemek yanlış olmaz. Eğitimli ve donanımlı bireylerin bu uygulamaları kullanımı ile kendini mesleki anlamda hiç geliştirmemiş bireylerin yapay zeka kullanımının iş sonuçlarında büyük farklar doğuracağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Zira yapay zekanın bize sunmuş olduğu bilgiye mesleki olarak hâkim değilsek ve üzerine kendi yorumumuzu katıp bu bilgiyi doğru işleyemiyorsak, bu önemli aracı kullanımda kopyala yapıştırdan öteye gidemiyoruz demektir.</p>
<p>Ufak kırılımlarda yapay zekanın; insan beyninin, düşünme biçiminin ve olaylar arasındaki ilişkilendirme yeteneğinin önüne geçebilmesini bugün için mümkün görmemekle birlikte gelecekteki gelişmeler için açık kapı bırakmak gerekiyor. Özellikle birebir iletişim ve ilişki yönetiminin çok önemli olduğu alanlarda, empati yeteneğinden yoksun bu uygulamalar işleri kolaylaştırsa da iletişim, satış, pazarlama ve müşteri ilişkileri gibi sektörlerin tamamen yerine geçebilir mi, bu sorunun cevabı bugün için hayır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/yapay-zekanin-dogru-kullaniminda-mesleki-yeterliligin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerli ve Yabancı Sermayeli Yatırımlar İçin İlk ve En Öncelikli Teşvik: Hukuk…</title>
		<link>https://ibailetisim.com/yerli-ve-yabanci-sermayeli-yatirimlar-icin-ilk-ve-en-oncelikli-tesvik-hukuk/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/yerli-ve-yabanci-sermayeli-yatirimlar-icin-ilk-ve-en-oncelikli-tesvik-hukuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jan 2024 08:56:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=4700</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin son 40 yılda yaşadığı krizlerin öncesinde, hep aynı hataların yapıldığının ve aynı çözümlerin uygulandığının farkında mısınız? Yüksek faiz ver, sıcak parayı davet et, iç piyasayı dövize boğ, ithalatı ucuz ve cazip hâle getir, istihdam ve üretim gücün olan ara mallarını üretme, vatandaşın gelecekte kazanacağı paraları bugünden harcamasını sağla, toplumu  borçlandır, büyümeyi iç taleple finanse [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin son 40 yılda yaşadığı krizlerin öncesinde, hep aynı hataların yapıldığının ve aynı çözümlerin uygulandığının farkında mısınız?</p>
<p>Yüksek faiz ver, sıcak parayı davet et, iç piyasayı dövize boğ, ithalatı ucuz ve cazip hâle getir, istihdam ve üretim gücün olan ara mallarını üretme, vatandaşın gelecekte kazanacağı paraları bugünden harcamasını sağla, toplumu  borçlandır, büyümeyi iç taleple finanse et, cari açığı ve dış ticaret açığını patlat, yine ödemeler dengesi krizine gir, yine paranı yüzde 50 devalüe et, birkaç yıl sürecek bir küçülme dönemine gir, sonra tekrar başa dön&#8230;</p>
<p>Yaşadığımız kısır döngü mealen bu …</p>
<p>Bugünlerde “yaşasın bütçe açığı vermiyoruz, cari açığımız azaldı” sevinmelerine sakın ha inanmayın. Bu sevinç naralarını atanlar, birkaç ay sonra seçim stresi artınca ve yeniden kredi muslukları açılarak büyüme trendine girilip cari açık üretmeye başladığında, “yaşasın büyüyoruz” naralarını atacaklar.</p>
<p>Hep böyle  oldu, korkarım yine böyle olacak.</p>
<h2><strong>// TEŞVİĞİ HERKES VERİYOR…</strong></h2>
<p>Bu girizgâhı yapmamın sebebi şu:</p>
<p>Son bir haftadır iş dünyasının konuştuğu tek konu, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasında süren ve örneği dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde görülmeyecek kavga…</p>
<p>“Kavga” kelimesini bilerek ve altını çizerek kullanıyorum.</p>
<p>Bir yüksek yargı kurumunun, kendisinden daha yüksek bir yargı kurumu ile ağız dalaşına girmesi, Anayasa gereği uygulamakla yükümlü olduğu kararları uygulamaması, direnmesi  ve son olarak Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması, Türkiye’nin “hukuk devleti” ilkesinden korkutucu hızla uzaklaştığını gösteriyor.</p>
<p>Bu durum, kapalı kapılar ardında iş dünyasının en önemli konu başlıkları arasında.</p>
<p>Nedeni ise hemen her sektörde yapılan ya da planlanan yatırımlardaki ortak özellikte yatıyor. Yatırımcı şirket yerli ise yabancı şirketler ile ortaklık yapıyor; yatırımcı şirket yabancı ise Türkiye’yi ve o sektörü tanıyan yerli bir ortak ile yol yürümek istiyor.</p>
<p>Hal böyle iken, zaten derin bir ekonomik krizin pençesinde olan Türk ekonomisinde hukuka ilişkin inancın zayıflaması tüm planları alt üst ediyor.</p>
<p>Yani…</p>
<p>Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki kavganın verdiği zarar, sadece Türk demokrasisinin geleceğine olan inancı zayıflatmıyor.</p>
<p>Türkiye’ye yatırım yapan ya da yapmayı düşünen yatırımcıları kara kara düşündürüyor.</p>
<h2><strong>// ALEM KÖR, MİLLET SERSEM Mİ? </strong></h2>
<p>Alemi kör, milleti sersem zannetme alışkanlığımız ile bu durumun ne kadar farkındayız emin değilim…</p>
<p>Türkiye’de yatırım ya da iş yapmak isteyen bir yatırımcı açıyor T.C Anayasasını ve 153’üncü maddesinde yazan şu cümleyi okuyor:</p>
<p>“Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.”</p>
<p>Ve Yargıtay’dan gelen tepkilere ve suç duyurularına bakıyor, yarın öbür gün kendi başına nelerin gelebileceğini düşünüyor…</p>
<p>Bu kargaşa içerisinde Türkiye, sıcak para tehlikesini kalıcı olarak önlemek adına, sabit sermayeli yabancı yatırımlarını çekmek için neler yapıyor?</p>
<p>“E teşvik veriyoruz ya” cevabınızı duyar gibiyim.</p>
<p>Acele etmeyin…</p>
<p>Türkiye’deki bölgesel ve sektörel teşvik mekanizmasının benzerlerini –hatta ABD örneğinde olduğu gibi- daha da kapsamlısını gelişmiş ülkeler de veriyor.</p>
<p>Peki fark nerede?</p>
<p>Dünya ölçeğinde bu tür yatırımları ile tanınan firmalar Türkiye’deki gibi; şirketlere, markaya ya da yatırımın büyüklüğüne göre değişen teşvikler yerine; anlaşılır, tüm yatırımcılara eşit uzaklıkta, şeffaf, bürokrasi ve yargı mekanizmasının hızlı ve adil işlediği, rüşvetin olmadığı sistemleri tercih ediyor. &#8216;</p>
<h2><strong>// DÜNYA NE YAPIYOR? </strong></h2>
<p>Avrupa Birliği (AB), vergi indirimleri ile sanayiyi teşvik etmenin mümkün olmadığını gördüğü andan itibaren, “Üçüncü Nesil Teşvik” modeli olarak adlandırılan Lizbon Stratejisi’ni benimsemiş durumda. Böylelikle eğitimden istihdama, sanayiden iç piyasaya, finansal araçlardan Ar-Ge çalışmalarına kadar pek çok konuda yeni hedefler ve ortaya konuluyor.</p>
<p>Lizbon Stratejisi, rekabet gücü yüksek bir Avrupa için gereken tüm kurumsal reformların ana çerçevesini oluşturuyor.</p>
<p>Dünyada yeni teşvikler bildiklerimizden çok farklı.</p>
<p>Yönetim biliminde ‘Good Governance’ (İyi Yönetişim) olarak bilinen kurallar manzumesi, ekonominin rasyonel yönetilmesini esas alıyor. Bir başka deyişle, yatırımlara artık özel bir takım istisnalar ve muafiyetler tanımanın yeterli olmadığı kabulünden hareket ediliyor.</p>
<p>Şayet söz konusu teşvik ise, bizdekine benzer teşvikleri artık Afrika’nın en ilkel ülkeleri dahi uyguluyor.</p>
<p>Yatırımcılara ayırım gözetmeksizin mantıklı ve etkili yönetilen bir ekonominin sağlayacağı; saydam, ahlaklı, eşit ve adil bir ortamda iş yapma olanağı verilmesi, bugün en etkili teşvik ve özendirme yöntemi olarak kabul ediliyor.</p>
<h2><strong>// GERÇEK TEŞVİK: HUKUK</strong></h2>
<p>Dünyadaki büyük yatırımcı şirketlerin dikkat ettikleri özellikler bunlarla sınırlı değil.</p>
<p>Uluslararası ölçekte güvenilirliği olan, kişilere göre değişmeyen bir hukuk ve yargılama sistemi, ara işgücü ihtiyacını süratle karşılayan bir teknik eğitim, yasaların toplumda içselleştiği bir özgürlük ortamı, kutuplaşmadan birlikte yaşamayı başaran bir toplum yapısı, reformist ekonomi politikaları; sadeleşmiş, rüşvetten ve yolsuzluktan arınmış bir bürokrasi mekanizması ve güçlü özerk kurumlar…</p>
<p>Özellikle son kelimeleri okuyunca güldüğünüzü duyar gibiyim.</p>
<p>Acı ama gerçek bu…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/yerli-ve-yabanci-sermayeli-yatirimlar-icin-ilk-ve-en-oncelikli-tesvik-hukuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurumsal İletişim Stratejisi Neden Bu Kadar Önemli?</title>
		<link>https://ibailetisim.com/kurumsal-iletisim-stratejisi-neden-bu-kadar-onemli/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/kurumsal-iletisim-stratejisi-neden-bu-kadar-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Dec 2023 12:04:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=4645</guid>

					<description><![CDATA[İletişim alışkanlıklarının baş döndürücü bir hızla değiştiği, teknolojinin her geçen gün hayatımıza yeni bir iletişim aracı kazandırdığı günümüzde, bilginin yönetimi ve dağıtımı da eskisinden çok daha fazla önemli hale gelmiş bulunuyor. Zira kurumsal iletişim dediğimiz kavram; “duygu ve düşüncelerin alıcıya aktarılması” tanımından gittikçe uzaklaşan, çok daha kapsamlı ve iyi planlanması gereken bir süreç. Dünya genelinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İletişim alışkanlıklarının baş döndürücü bir hızla değiştiği, teknolojinin her geçen gün hayatımıza yeni bir iletişim aracı kazandırdığı günümüzde, bilginin yönetimi ve dağıtımı da eskisinden çok daha fazla önemli hale gelmiş bulunuyor. Zira kurumsal iletişim dediğimiz kavram; “duygu ve düşüncelerin alıcıya aktarılması” tanımından gittikçe uzaklaşan, çok daha kapsamlı ve iyi planlanması gereken bir süreç.</p>
<p>Dünya genelinde iletişimde yaşanan bu köklü değişim ve gelişmeler, üretilen her bilgi ve mesajın arka planında; kurum ve kuruluşların yapısal analizlerinden yola çıkarak hedef kitlelerine özel olarak tasarlanmış, kavramsal çerçevesi belli, hedef, amaç ve yöntemleri doğru belirlenmiş, sonuçları ölçülebilir bir İletişim Stratejisi’ni zorunlu kılmakta.</p>
<p>Öyle ki bu yeni dönem; ayda bir basın bülteni paylaşmak, haftada bir sosyal medyada paylaşım yapmak ve/veya gelişigüzel reklam kampanyaları ile erişim ve etkileşim oranını artırmaktan çok daha fazlasını yapmayı zorunlu kılıyor. Kurumsal ya da kurumsallaşma yolunda ilerleyen işletmelerin, tüm iletişim süreçlerini doğru yazılmış bir strateji ile yönetmek istemelerinin ve bu yöndeki girişimlerinin altında da bu bilinç ve farkındalık yatıyor.</p>
<p>***</p>
<p>Dünyanın her yerinden, neredeyse her an farklı bir bilgi ve mesaja maruz kalan kitleler neden sizi takip etsin, bu kitlelerin tamamına ulaşmanız gerekli mi,</p>
<p>Şirketiniz ya da temsil ettiğiniz kurumun gerçek hedef kitleleri kimlerdir, bu kitlelerin özellikleri ve iletişim alışkanlıkları neler,</p>
<p>Şirketinizin paydaş haritası bulunuyor mu, paydaşların etki ve önem derecelerini belirlediniz mi,</p>
<p>Hedef kitlelerin yapısına uygun iletişim araçları ve mesajlar kullanıyor musunuz,</p>
<p>Şirketinizdeki iletişim iklimi nasıl, çalışanlarınızın görüşlerini alarak iç iletişime yönelik bir analiz çalışması gerçekleştirdiniz mi,</p>
<p>Bugüne kadar yürütülen iletişim çalışmalarının kapsamlı bir analizi yapıldı mı, bu açıdan şirketinizin güçlü ve zayıf yönleri ile geliştirilmesi gereken alanları tespit edildi mi,</p>
<p>Yürütülen iletişim faaliyetleri şirketiniz ile ne kadar uyumlu, organizasyonun stratejik amaçlarını destekliyor mu,</p>
<p>Kitlelerle kurduğunuz iletişimde almak istediğiniz sonuçları, bir başka ifadeyle iletişim hedeflerinizi belirlediniz mi, bu sonuçlara ulaşmak üzere geliştirilmiş kısa-orta ve uzun vadeli eylem planlarınız hazır mı,</p>
<p>Halihazırda bir kriz iletişim planınınız var mı,</p>
<p>Şirketinizin iletişim faaliyetlerine yönelik ayrı ayrı yazılmış iletişim politika ve standartları mevcut mu,</p>
<p>Kurumsal görünürlük rehberiniz var mı…</p>
<p>İyi hazırlanmış bir iletişim stratejisi yukarıdaki soruların tamamına cevap verebileceği gibi organizasyonun farklı iletişim ihtiyaçlarını da içinde barındırmaktadır. Sorulardaki detaylardan da anlaşılacağı üzere; özel günlerde sosyal medyada paylaşım mesajı yayınlamak, basın bülteni paylaşıp yayınlanan haber özetlerini profile eklemekten çok daha karmaşık, sistematik ve bilimsel yöntemleri içinde barındıran iletişim stratejileri, iletişim faaliyetlerinde sürdürülebilir başarı sağlanmasında önemli bir araçtır.</p>
<p>Özetlemek gerekirse Kurumsal İletişim Stratejileri; organizasyonun stratejik amaçlarına ulaşmak üzere, organizasyonun kapsamlı analizleri, hedef kitlelerin tespiti, kurumsal iletişim faaliyetlerinin hedef kitlenin özelliklerine uygun olarak ölçülebilir hedeflerle uzun vadeli olarak planlanması; kurumsal iletişimin hedef ve amaçlarının belirlenerek stratejilerinin oluşturulması,  hangi bilginin, kiminle, ne zaman, hangi kanaldan, ne şekilde ve ne sıklıkta paylaşılacağının çerçevesinin belirlenmesi, değişen durumların saptanıp yeni duruma hızlı şekilde adaptasyonu sağlayacak geçerli yöntemlerin sürece dahil edilmesi amacıyla gerçekleştirilen planlama çalışmalarının tümünden oluşmaktadır.</p>
<p>Geleneksel iletişim yaklaşımlarından farklı olarak, kurumun kendi vizyon ve misyonundan yola çıkarak hazırlanan stratejilerde aynı zamanda kurumun yapısına uygun şekilde iletişim faaliyetlerinin standartları oluşturulmalı, çalışmaların tekrar edilebilirliğini kolaylaştırmak üzere strateji, bilimsel yaklaşım ve metodolojiler üzerine kurgulanarak uygulamaya alınmalıdır. Bu sayede; kurumsal algı, itibar ve güvenin oluşturulması, hedef kitleler ile kalıcı ve sürdürülebilir bir iletişim ilişkisi kurulması, rekabet avantajı sağlanması, kriz durumlarının etkin bir şekilde yönetilmesi ve toplumla ilişkilerin güçlendirilmesi çok daha kolay ve mümkün olacaktır.</p>
<p>Sonuç olarak; iletişim çalışmalarında başarının anahtarlarının; doğru hazırlanmış bir iletişim stratejisi ile bu stratejiye uygun olarak oluşturulmuş bir eylem planından oluştuğunu söylemek doğru bir tespit olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/kurumsal-iletisim-stratejisi-neden-bu-kadar-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Dünyasının Hükümetten En Acil ve Öncelikli Talebi: Enflasyon Muhasebesi</title>
		<link>https://ibailetisim.com/is-dunyasinin-hukumetten-en-acil-ve-oncelikli-talebi-enflasyon-muhasebesi/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/is-dunyasinin-hukumetten-en-acil-ve-oncelikli-talebi-enflasyon-muhasebesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2023 10:25:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=4638</guid>

					<description><![CDATA[Türk ekonomisinin en can yakıcı sorunlarının başında yüksek enflasyon geliyor. Neredeyse son 70 yıldır enflasyon belasıyla baş edemiyoruz ve bunun ağır sonuçlarını servet-sefalet uçurumu, gelir dağılımdaki dengesizlik ve hayat pahalılığı olarak yaşıyoruz. Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in deyişi ile enflasyon, “milletin ahlakını bozan” bir hastalık adeta. Merkez Bankası Başkanı Gaye Erkan’ın geçen Perşembe günü açıkladığı Enflasyon [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ekonomisinin en can yakıcı sorunlarının başında yüksek enflasyon geliyor.</p>
<p>Neredeyse son 70 yıldır enflasyon belasıyla baş edemiyoruz ve bunun ağır sonuçlarını servet-sefalet uçurumu, gelir dağılımdaki dengesizlik ve hayat pahalılığı olarak yaşıyoruz.</p>
<p>Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in deyişi ile enflasyon, “milletin ahlakını bozan” bir hastalık adeta.</p>
<p>Merkez Bankası Başkanı Gaye Erkan’ın geçen Perşembe günü açıkladığı Enflasyon Raporu, bu hastalığın 3-4 yıl daha başımızda olacağını gösteriyor.</p>
<h3><strong>// ZİRVE MAYIS 2024’TE </strong></h3>
<p>Erkan, yılın dördüncü Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nda yıl sonu enflasyon hedefini 7 puan artırarak yüzde 58&#8217;den yüzde 65&#8217;e çıkardı. MB yönetimi enflasyonun Mayıs 2024&#8217;te yüzde 70-75 arasında zirve yapmasını, 2023 sonunda yüzde 65’e, 2024 sonunda yüzde 36’ya, 2025 sonunda ise yüzde 14’e düşeceğini öngörüyor.</p>
<p>Banka yönetiminin bugüne kadar enflasyon, büyüme, cari açık gibi en temel parametrelerde açıkladığı hedeflerin hiçbiri tutmadı.</p>
<p>Bu hedefleri tutar mı göreceğiz.</p>
<p>Ancak “sanılanın aksine”, yüksek enflasyonun sadece sokaktaki vatandaşa olumsuz etkisi yok.</p>
<p>Şirketler ve finans kuruluşları da bu ortamdan zararlı çıkıyor.</p>
<p>TÜİK tarafından açıklanan resmi enflasyon, son iki yılda yüzde 70 seviyesinde. Üretici Fiyat Endeksi’ne göre yorum yaparsanız, bu oran yüzde 100’e yaklaşıyor.</p>
<p>İki senedir savaş halinde olan ve handiyse taş üstünde taş kalmayan Ukrayna’da bile olmayan bir durum bu.</p>
<p>Yüksek enflasyon ortamında ciroları şişen, buna karşılık aynı üretimi çok daha yüksek maliyetle yapmak zorunda kalan şirketler, kazanmadıkları paraların vergisini vermek zorunda kalıyor.</p>
<h3><strong>// SORUNUN TEK ÇÖZÜMÜ VAR</strong></h3>
<p>Bu noktada çözüm, Türkiye’nin 2001 krizi sonrasında başarıyla uyguladığı Enflasyon Muhasebesi uygulamasında yatıyor.</p>
<p>Bu uygulama, bir anlamda enflasyondan parasal olmayan kıymetlerin kaybedilmiş değerlerini bilançoda düzeltmek, gerçeği yansıtmaya çalışmak anlamına geliyor. Enflasyon muhasebesi olmadığı takdirde, enflasyon oranı kadar yapılan iş artışında, kağıt üzerinde (fiktif) kâr eden işletmelerin o kârın vergisini ödemesi söz konusu oluyor.</p>
<p>Buna şu somut örneği vermek mümkün:</p>
<p>Bir ticari işletme, 1 dolarlık malı almış ve altı sonra 1,5 dolar karşılığı olan TL&#8217;ye satmış olsun. Aynı işletme aynı malı geri alacağı zaman 1,5 dolar karşılığı TL ödemek zorunda kalıyor. Ancak mal hâlâ 1 dolar. Bu durumda aldığı ve sattığı fiyatlar aynı olmasına rağmen, 50 cent kâr etmiş gibi görünüyor ve bu kârın vergisini ödemek zorunda kalıyor. Bundan kaçış yolu ise elbette ekonominin kayıt dışına çıkması oluyor.</p>
<p>İş dünyası temsilcilerinin bu noktada dikkat çeken uyarısı, Enflasyon Muhasebesi uygulamasının, enflasyonun yüksek olduğu dönemde uygulanması.</p>
<h3><strong>// MALİYE’DE BİR ÇALIŞMA VAR</strong></h3>
<p>Düşük enflasyonda, geçmiş bilanço dönemlerine yönelik uygulama somut bir fayda sağlamıyor.</p>
<p>Konuştuğum iş insanlarının beklentisi, Enflasyon Muhasebesi uygulamasının  mutlaka 31.12.2023 tarihli bilançoları kapsayacak şekilde yapılması yönünde.</p>
<p>Kulağımıza gelen bilgilere göre Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda bu yönde bir çalışma var.</p>
<p>5024 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesine göre; mali tablolar, mali tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetler bazı hükümlere göre enflasyon düzeltmesine tabi tutulabiliyor.</p>
<p>Kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, fiyat endeksindeki artışın içinde bulunan dönem dâhil son üç hesap döneminde yani son üç yılda yüzde yüzden ve içinde bulunan hesap döneminde yüzde ondan fazla olması halinde, mali tablolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutabiliyor. Ancak, her iki enflasyon düzeltmesi yapılması için, mali tablolarda her iki şartın birlikte sağlanması gerekiyor.</p>
<p>Son üç yılın Yurt İçi ÜFE endeksi yüzde 100’ü aştı.</p>
<p>Son yılın Yurt İçi ÜFE’si yüzde 10’u aştığı için, yürürlükteki yasaya göre enflasyon düzeltmesine geçilmek zorunda.</p>
<h3><strong>// 2023’TE YAPILMAK ZORUNDA </strong></h3>
<p>31 Aralık 2021 tarihinde enflasyon düzeltmesi yapılması gerekirken, 7352 sayılı kanunla vergi usul kanununa yeni bir madde eklenerek, geçici vergi dönemleri de dâhil olmak üzere 2021 ve 2022 hesap dönemleri ile 2023 hesap dönemi geçici vergi dönemlerinde mali tablolar enflasyonu düzeltmesinde tabii tutulması.</p>
<p>Bir anlamda oyun oynanırken kurallar değiştirildi.</p>
<p>Aynı kanunda daha sonraki dönemde kapsama giren mükellefler “31 Aralık 2023 tarihli mali tablolarını enflasyon düzeltmesi şartlarının oluşup oluşmadığına bakılmaksızın enflasyon düzeltmesine tabi tutulacaktır” denildi.</p>
<p>Yani aynı yasaya göre 31 Aralık 2023 tarihli bilançoların parasal olmayan değerleri enflasyon düzeltmesine tâbi tutulmak zorunda.</p>
<p>Bunun içinde de bu ay içerisinde Maliye’nin yeni bir tebliğ yayınlayarak, düzeltmelerin hangi esaslara göre yapılacağını iş dünyasına anlatması gerekecek.</p>
<p>Ekonomi yönetiminden beklenti de bu yönde…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/is-dunyasinin-hukumetten-en-acil-ve-oncelikli-talebi-enflasyon-muhasebesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Start-Up Nedir, kimler Start-Up olabilir?</title>
		<link>https://ibailetisim.com/start-up-nedir-kimler-start-up-olabilir/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/start-up-nedir-kimler-start-up-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jun 2022 11:39:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://biowebyazilim.com/iba/?p=2174</guid>

					<description><![CDATA[START-UP NEDİR, KİMLER START-UP OLABİLİR? Start-up; sözcük tanımı olarak &#8220;Başlamak&#8221; anlamına gelir. Türkçeye &#8220;girişim, yeni girişim&#8221; olarak yerleşmiştir. İlk olarak Amerika&#8217;da başlayan Start-up genç girişimcilerin tercih ettiği, toplumun ihtiyaçlarına bir yanıt olan, tekrar edilebilir ve özgün fikirler geliştiren bir yapı olarak karşımıza çıkar. Bunların yanı sıra Start-up düşüncesinin temelini ‘fikirler’ oluşturur. Bu fikirler; günümüz şartlarına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>START-UP NEDİR, KİMLER START-UP OLABİLİR?</strong><br />
Start-up; sözcük tanımı olarak &#8220;Başlamak&#8221; anlamına gelir. Türkçeye &#8220;girişim, yeni girişim&#8221; olarak yerleşmiştir. İlk olarak Amerika&#8217;da başlayan Start-up genç girişimcilerin tercih ettiği, toplumun ihtiyaçlarına bir yanıt olan, tekrar edilebilir ve özgün fikirler geliştiren bir yapı olarak karşımıza çıkar. Bunların yanı sıra Start-up düşüncesinin temelini ‘fikirler’ oluşturur. Bu fikirler; günümüz şartlarına uygun, akılcı ve yenilikçi tarzlarda güncel teknolojiyle donatılarak, gerektiğinde hizmet veren, ihtiyacı hizmete dönüştüren girişimcilerin her konuda firmalara, şirketlere sunduğu yeni ve yaratıcı fikirlerdir.<br />
<strong>Start-Up kimlerdir, kimler Start-Up olabilir?</strong><br />
Birçok şirket start-up ruhunu ve dinamizmini oluşturmayı amaçlar.  Dünyada bu iş akımının sayısız örnekleri mevcuttur. Türkiye&#8217;nin bu konuda geriden geldiğini, dolayısıyla start-up dinamizmini çok geç yakaladığını söyleyebiliriz. Start-up olmak için yeni bir şirket olmanın yanısıra, aynı zamanda şirketin devamlı bir büyüme performansına sahip olması gerekir. Bu devamlı büyüyen performansın yanında topluma, insanlara, üretim ve erişim kolaylığını nasıl sağladığınız, başka bir deyişle toplumun ihtiyaçlarına nasıl cevap verdiğiniz de start-up olmanız açısından son derece önemli bir konudur.<br />
<strong>Start-Up ve İnovasyon</strong><br />
İnovasyon; değişik, yeni fikirleri geliştirmek ve bu fikirleri belli bir plan doğrultusunda uygulamaktır. Hızlı kararlar alan, çok iyi organize olan, sürekli üreten şirketler start-up ruhuna sahiptirler. Bu nedenle start-up ve inovasyon kavramları birbiriyle kesişir.<br />
<strong>Dünyadan üç Start-Up örneği:<br />
1- Uber</strong><br />
Hepimizin bildiği üzere Uber, bir araç çağırma uygulamasıdır.2009 yılında iki Fransız öğrenci tarafından ortaya atılan bu Start-up fikri kurulduğu günden bu yana 53 milyar dolarlık bir kazanç elde etmeyi başarmıştır. Gitgide daha da çok büyüyen Uber, dünyanın en değerli şirketleri arasında yerini almıştır.<br />
<strong>2- Xiomi</strong><br />
Çin&#8217;in önemli şirketleri arasında bulunan Xiomi, ürettiği uygun fiyatlı ve kullanışlı android telefonlarıyla öne çıkmaktadır. 2010 yılından günümüze kadar aldığı yatırımlarla büyüyen Xiomi, 46 milyar dolarlık hasılat yapmayı başarmıştır.<br />
<strong>3- Spacex</strong><br />
Ünlü girişimci ve iş adamı Elon Musk tarafından satın alınan Spacex, önceleri uzay nakliye ve araştırmalarında görev alırken, geliştirdiği &#8220;Falcon Heavy&#8221; yeniden kullanılabilir roketlerle dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır.2002 yılında kurulan Spacex, günümüze kadar aldığı yatırımlarla gelirini 14 milyar dolara ulaştırmıştır.<br />
<strong>Türkiye&#8217;den üç Start-Up örneği:<br />
1- yemeksepti.com</strong><br />
2000 yılında merkezi Türkiye&#8217;de bulunan yemeksepeti.com, Melih Ödemiş ve Mehmet Aydın tarafından kırk metrekarelik bir odada Yemek Sepeti Gıda ve Pazarlama Elektronik İletişim ve Tanıtım Limited şirketi olarak kurulmuştur. Start-up fikirleriyle büyük yankı uyandıran yemeksepeti.com, bugün geldiği konumda Türkiye&#8217;nin en değerli şirketleri arasında yerini almayı başarmıştır.<br />
<strong>2- Onedio</strong><br />
2012’de Türkiye&#8217;nin ilk içerik tabanlı sosyal ağı olarak yayın hayatına başlayan Onedio, özgün içerik üretimiyle birlikte kullanıcılarına sadece bilgi değil, aynı zamanda sitede eğlenmek için de bir içerik oluşturmuştur.  Bu yenilikçi start-up fikriyle de dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır.<br />
<strong>3- Logo</strong><br />
1984 yılında kişisel bilgisayar uygulama yazılımlarını geliştirmek üzere sektöre giren Logo, Türkiye&#8217;nin en büyük yazılım kuruluşlarından biridir. Genel merkezi Türkiye&#8217;de olan şirket, Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Asya&#8217;da bulunan yetkili distribütörleri aracılığıyla iş ortakları ve kullanıcılarına ulaşmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/start-up-nedir-kimler-start-up-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atıklarımız Çöp Değil, Birer Milli Servet&#8230;</title>
		<link>https://ibailetisim.com/atiklarimiz-cop-degil-birer-milli-servet/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/atiklarimiz-cop-degil-birer-milli-servet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jun 2022 11:38:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://biowebyazilim.com/iba/?p=2170</guid>

					<description><![CDATA[ATIKLARIMIZ ÇÖP DEĞİL, BİRER MİLLİ SERVET… Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama, ülkelerin gelişmişlik göstergeleri arasında evsel ve sanayi atıklarının geri dönüşüm seviyesi geliyor. Dünya üzerinde ülkeler, atıklarına “enerji kaynağı” ya da “çöp” olarak bakanlar olarak ikiye ayrılıyor.  Türkiye maalesef, ikinci kategorideki ülkeler arasında.  Bu nedenledir ki plastik atıklar gibi, gelişmiş ülkelerin uzun yıllar önce çözdüğü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><strong>ATIKLARIMIZ ÇÖP DEĞİL, BİRER MİLLİ SERVET…</strong></div>
<div>Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama, ülkelerin gelişmişlik göstergeleri arasında evsel ve sanayi atıklarının geri dönüşüm seviyesi geliyor.<br />
Dünya üzerinde ülkeler, atıklarına “enerji kaynağı” ya da “çöp” olarak bakanlar olarak ikiye ayrılıyor.  Türkiye maalesef, ikinci kategorideki ülkeler arasında.  Bu nedenledir ki plastik atıklar gibi, gelişmiş ülkelerin uzun yıllar önce çözdüğü problemi, “çevrecilik” adı altında tartışıyoruz.  Belki bana kızacaksınız ama plastik, 20. Yüzyılın en çevreci buluşları arasında başı çekiyor. Yaşamımızın her alanında ve her anında yer alan plastik maddeler, pek çok kez geri dönüştürülebiliyor. Ömrünün son aşamasında ise asgari fuel-oil kadar enerji değeri bulunuyor.<br />
Türkiye’de kişi başına plastik tüketimi 70-80 kg arasında değişirken, Almanya’da bu rakam 110 kilogramım üzerinde. Peki hiç Almanya’da denizlere, nehirlere, sokaklara, toplu yaşam alanlarına gelişigüzel atılan plastik madde görebilir misiniz?<br />
Elbette hayır.</div>
<div><strong>// SORUN PLASTİKTE DEĞİL</strong></div>
<div>Yani sorun plastikte değil, onu kullanmayı, kaynağında ayrıştırmayı ve geri dönüştürmeyi başaramayan bizlerde. Yaklaşık 80 milyon insanın yaşadığı Türkiye’de pek çok şehrimiz atık bertarafında adeta sınıfta kalmış durumda. Türkiye’de yılda 25 milyon ton evsel atık, 1,2 milyon ton endüstriyel atık, 100 bin ton tıbbi atık ve 530 bin ton e-atık üretiliyor. Yalnızca kullandığımız cep telefonlarından oluşan atık miktarı yılda yaklaşık bin tonu buluyor. Bu atıkların ayrıştırılarak geri dönüşümünün sağlanması, ülkemizin yerli bir enerji kaynağına daha sahip olması anlamına geliyor. 2010’a kadar yüzde 35 olan geri dönüşüm oranı yüzde 40’lar civarına yükselmiş durumda.  Gelişim trendi var ama hala alacak çok yolumuz bulunuyor.<br />
Geri dönüştürülen atıkların yüzde 43’ünü kâğıt, yüzde 27’sini plastik, yüzde 12’sini cam, yüzde 8’ini tekstil ürünleri, yüzde 4’ünü de metal oluşturuyor. Geri Kazanım Sanayicileri Derneği’nin (GEKSANDER) verilerine göre dünyada her yıl ortaya çıkan 2.1 Milyar ton atığın büyük bölümü, düzenli çöp depolama alanlarına gömülüyor. Bu miktar, potansiyel olarak 4.5 Milyar varil petrol eşdeğeri enerji içeriyor. Ve sıkı durun, bu enerji miktarı dünya elektrik tüketiminin yüzde 10’unu karşılayabilecek seviyede. Dünyada atık değerlendirme tesislerin yıllık geliri 14 Milyar dolar seviyesinde. Atıktan enerji üretimi sistemlerine yapılan yatırımların, 2021 yılına kadar yıllık 27 Milyar dolara ulaşması bekleniyor.</div>
<div><strong>// ÇOCUKLAR EĞİTECEK</strong></div>
<div>Bizde ise durum hiç iç açıcı değil.<br />
Yılda en az 1.5 Milyar liralık geri kazanılabilir atığını çöpe atıyor Türkiye… Çok geç yol almaya başladığımız geri kazanım sektörünün AB’ye uyumu için gereken toplam yatırım tutarı ise 60 Milyar Euro’yu buluyor. Yine GEKSANDER verilerine göre 2016 yılında 45 bin ton madeni atık yağ, 59 bin 500 ton atık akü toplandı. Bununla birlikte bir yılda çöpe atılıp geri dönüştürülemeyen atıklar adeta hazine değerinde… Atıkların birkaç kez geri dönüştürülebildiği düşünüldüğünde, 1,5 Milyar Dolarlık israfın kat be kat arttığını söylememiz mümkün.<br />
Mesele, tahminlerin çok ötesinde önem derecesine sahip.<br />
Türkiye’de atık yönetimi ile ilgili 15’e yakın yönetmelik var ancak bu yönetmelikler Avrupa’daki örneklerine göre çok zayıf kalıyor. Türkiye’de katı atık ayırma tesislerinin yeterli olmaması, kaynakta toplamanın uygulanmaması nedeniyle Avrupa Birliği müktesebatına uyum yakalanamıyor.<br />
Türkiye’nin atıkların ayrıştırılması, geri dönüşümü ve son tahlilde enerji üretimi ile birlikte çok acil olarak milli bir stratejiye ihtiyacı bulunuyor. Bu stratejinin uygulanmasında ilk adımın ise anaokullarından atılması gerekiyor. Ergenliğe ulaşan bir çocuğun atıkların ayrıştırılması ile ilgili bir bilince sahip olması zorlaşıyor. “Anne ve babaların çocuklarını bu konuda eğittiği bir düzen değil; çocukların ebeveynlerini eğittiği bir yönetim modeline ihtiyacımız bulunuyor.<br />
Ve en önemli görev de belediyelere düşüyor.<br />
Eğitim seviyesi ve okullaşma oranı en yüksek illerin başında gelen İzmir’de bile Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerin, atıkların geri dönüşümünde başarılı olduklarını söylemek mümkün değil.  Karşıyaka Belediyesi’nin, diğer belediyelerden pozitif yönde ayrışan ve alkışı hak eden uygulamaları var. Ancak bu çaba çoğu belediye için “göstermelik atık kumbaraları koymaktan” ötede işe yaramıyor.</div>
<div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/atiklarimiz-cop-degil-birer-milli-servet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Zekası Nedir, Yöntem ve Araçları Nelerdir?</title>
		<link>https://ibailetisim.com/is-zekasi-nedir-yontem-ve-araclari-nelerdir/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/is-zekasi-nedir-yontem-ve-araclari-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jun 2022 11:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://biowebyazilim.com/iba/?p=2167</guid>

					<description><![CDATA[İş Zekası Nedir, Yöntem ve Araçları Nelerdir? Depolanan veri büyüklüğünün giderek arttığı, rekabetin ise zorlaşarak farklılaştığı günümüzde şirketlerin depolanan veriyi kullanma ve işleme biçimleri büyük önem taşıyor. Geçmişe göre artan rekabet ortamı, şirketleri her geçen gün yeni stratejiler geliştirmeye, risk unsurlarını analiz ederek yeni kararlar ve önlemler almaya mecbur kılıyor. Dünyanın global bir köye dönüştüğü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><strong>İş Zekası Nedir, Yöntem ve Araçları Nelerdir?</strong></div>
<div>Depolanan veri büyüklüğünün giderek arttığı, rekabetin ise zorlaşarak farklılaştığı günümüzde şirketlerin depolanan veriyi kullanma ve işleme biçimleri büyük önem taşıyor.<br />
Geçmişe göre artan rekabet ortamı, şirketleri her geçen gün yeni stratejiler geliştirmeye, risk unsurlarını analiz ederek yeni kararlar ve önlemler almaya mecbur kılıyor. Dünyanın global bir köye dönüştüğü günümüzde artan rekabet koşullarında var olabilmek isteyen firmalar, geçmişten bugüne üretim ve yönetim süreçlerine ilişkin bilgileri depolayıp doğru işleyerek yeni dönem stratejilerini bu veriler ışığında belirliyor.<br />
İş zekası (BI / Business intelligence) dediğimiz süreç; iş amaçları için ham veriyi anlamlı ve kullanışlı bilgiye dönüştüren teoriler, metodolojiler, süreçler, mimariler ve teknolojilerin bir kümesi. İş zekası, yeni fırsatlar belirlemek ve geliştirmeye yardımcı olmak için büyük miktarda bilgiyi yönetiyor. Ham verileri analiz etmek için kullanılan yazılım uygulamalarının tümünü kapsıyor. Kurumların raporlama araçlarının yetersiz kaldığı durumlarda çözüm getiren en önemli uygulama diyebiliriz.<br />
İş Zekası, acil durumlarda çok önemli olan ve çabuk karar vermeyi gerektiren iş süreçlerinde görünürlük ve beceriyi artırarak karmaşık raporların hızlı ve kısa sürelerde hazırlanmasını sağlar. Veri madenciliği, online analitik işleme, sorgulama ve raporlama dahil olmak üzere birbiriyle ilgili<br />
çeşitli aktivitelerden oluşan bir disiplindir.<br />
Firmalar karar verme, maliyet düşürme ve yeni iş fırsatlarını tanımlamayı geliştirmek için BI’ı kullanırlar. CIO’lar yeniden elden geçirilmesi gereken verimsiz süreçleri belirlemek için BI’ı kullanır. Günümüz BI araçlarıyla iş adamları, IT’cilerin karmaşık raporlar oluşturmasını beklemeksizin verilerin kendilerini analiz etmeye başlayabilir.<br />
İş zekası (BI) araçları, iç ve dış sistemlerden kitap, dergi, belge, sağlık kaydı, resim, dosya, e-posta, video ve iş faaliyetleriyle ilgili diğer kaynaklar gibi yüksek miktarda yapılandırılmamış veriyi toplayıp işleyen uygulama yazılımlarıdır.  BI araçları, genel olarak sorgu yoluyla bilgi bulmak amacıyla verileri toplama olanağı sağlar. Bu araçlar verilerin analiz edilmesine de yardımcı olur. Bu sayede raporlar, panolar, veri görselleştirmeleri oluşturulabilir.  Elde edilen sonuçlar, çalışan ve yöneticilerin daha hızlı ve etkili karar vermesini, operasyonel verimliliğin artmasını, yeni gelir kaynakları belirlenmesini, pazar eğilimleri ve yeni iş fırsatlarının saptamasını destekler.<br />
Genellikle iş verilerinin basitçe sorgulanması ve raporlanması amacıyla kullanılan iş zekası araçları; hızlı analiz ve sorgulama, kurumsal raporlama, çevrimiçi analitik işlem (OLAP), mobil BI, gerçek zamanlı BI, operasyonel BI, bulut ve hizmet olarak yazılım temelli BI, açık kaynak BI, işbirliğine dayalı BI ve konum zekası gibi çok çeşitli veri analizi uygulamalarını birleştirebilir. Aynı zamanda, grafik tasarımı amacıyla veri görselleştirme yazılımlarının yanı sıra şirket verilerini kolayca anlaşılır görseller şeklinde sunarak canlandırmak için BI panoları ve performans karneleri oluşturmaya yönelik araçlar da içerebilir.</div>
<div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/is-zekasi-nedir-yontem-ve-araclari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
