TÜRK TOPLUMUNUN DNA'SINDA DÜŞÜNDÜRÜCÜ VERİLER...

 
TÜRK TOPLUMUNUN DNA'SI DÜŞÜNDÜRÜCÜ VERİLERLE DOLU...
Gelecek hayalleriniz var mı?
Ya da soruyu şöyle soralım:
Çocuklarınızın ya da ailenizin geleceği için umut taşıyor musunuz?
“Siyaset umut üretme sanatıdır” demişti rahmetli Süleyman Demirel. Çok da haksız sayılmazdı. 81 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık 18’inci ülkesi olan Türkiye’de insanların toplumsal DNA’sı bize çok ilginç veriler sunuyor.
Bu işlerle kim ne kadar ilgileniyor emin değilim ama;  geçtiğimiz hafta TÜİK, Bilgi Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, British Council Next Generation, IPSOS, TGI gibi ciddi araştırma kuruluşlarının araştırmalarından bir seçki sunayım istedim okurlarımıza.
Şimdi rahatça arkanıza yaslanın ve nasıl bir ülkede yaşadığımızı olumlu ve olumsuz yönleriyle anlamaya çalışın… 
 
EN ÖNEMLİ SORUN?
Farklı kültürleri tarihinde barındırmış topraklarda yaşıyoruz. Ve bu tarihi miras, kültürel kimliğimizi oluşturuyor. Dünya ortalamasından uzaklaştığımız en olumlu yönümüz, bireysel değil kollektif yaşama, güçlü aile ve toplum bağlarına sahip oluşumuz… Dünyada “bireysellik” oranı %46 gibi yüksek bir oranda iken Türkiye’de bu  oran %37 gibi nisbi bir düşüklükte. Çünkü güven duygusu ve öngörülebilirlik Türk toplumu için önemli bir ihtiyaç.
Uzun dönemli plan yapmakta çekimser davranıyoruz ama otoriteye saygısı yüksek bir toplumuz… Kültürel kodlarımızda aidiyet hissetme isteği, yardımlaşma, hızlı reaksiyon verme, aile odaklılık, geleneklere bağlılık ve pratik zekâ var.
En önemli sorunu %61 ile “terör” olarak görüyoruz. Ekonomi ve Eğitim, diğer sorun başlıkları olarak sıralanıyor.
2017 yılı itibarıyla dünyanın 17’inci büyük ekonomisiyiz, ama kişi başına gelirde bu sıralama dramatik bir düşüş ile 79’unculuğa karşılık geliyor. Bu yıl yaşanan devalüasyonlarla birlikte gelirin 9 bin Doların altına düşmesi, kesine yakın bir olasılık olarak görünüyor…
 
YAŞLANIYORUZ
Türkiye’de hem yaşam süresi artıyor hem de nüfusumuz yaşlanıyor. Nüfusun yaş yapısının önemli bir göstergesi olan ortanca yaşın 2018 yılında 32, 2023'te 33,5, 2040‘ta 38,5, 2060'ta 42,3, 2080'de ise 45 olması bekleniyor. Yani görünür gelecekte “genç ve dinamik nüfusumuz” cümleleri pek kurulamayacak.
Türkiye’de istihdam oranı %46 oranlarında olurken, genç işsizlik oranında dikkat çekici artış görülüyor. Kadınların işgücüne katılım oranı son yıllarda artış göstererek %33 seviyesine çıksa da hala dünya ortalamasının (%52) çok altındayız.
Ve servet-sefalet uçurumu…
En yüksek yüzde 10’luk gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay %47. Nüfusun %14,3’ü yoksulluk sınırının altında kalırken, okur-yazar olmayanların %26,2’si, üniversite mezunlarının ise %1,7’si “yoksul” kategorisine giriyor.
Türkiye’deki hanelerin %66’sı çekirdek aile.
 
GENİŞ AİLE DAĞILIYOR
Tek kişilik haneler, sadece eşlerden oluşan çocuksuz haneler, yalnız ebeveyn ve çocuklardan oluşan haneler toplam hanelerin %38’i. Kentleşme hızına paralel olarak geniş aile yapısı dağılıyor. Türkiye'deki hane sayısı artarken, hane halkı sayısı azalıyor. 2012 yılında 3,7 olan ortalama hane halkı büyüklüğü, 2017 yılında 3,4 kişi oldu. Türkiye'de son 5 yılda tek kişilik haneler %79 oranında artmış durumda.
İstanbul; gelir seviyesi, sosyal yaşam ve altyapı hizmetlerine erişim açısından diğer illerden daha önde konumlanıyor. Çalışma hayatının sonucunda daha fazla maddi ve sosyal imkâna erişilebilirlik bakımından Zonguldak, sağlık hizmetlerinden faydalanma ve memnuniyet açısından Isparta, eğitim alanında Tunceli, yaşam memnuniyeti açısından Sinop diğer illerden daha önde yer alıyor.
 
SANAT VE SPOR YOK
Gençlerin %70'i müzik aleti çalma, çizim ya da resim yapma gibi sanatsal aktivitelere zaman ayırmıyor; yarısı ise spor ya da herhangi bir egzersiz yapmıyor.
Gençlerin yarısından fazlası, hayatta başarı elde etmek için “tanıdıkları” olmasının okul başarısından daha önemli olduğunu düşünüyor.
Gençlerin %26'sı ne okuyor ne çalışıyor ne de eğitim görüyor. Bu oran, genç erkeklerde %17 iken, genç kadınlarda %36’ya yükseliyor.
Eş ile tanışmada aile ve çevre etkisi büyük olurken, genç yaştaki kişilerde sosyal çevre daha etkin oluyor. Evliliklerin %45’i aile büyüklerinin tanıştırması, %25’i çiftlerin kendilerinin tanışması, %15’i komşu ve akraba tanıştırması yoluyla gerçekleşiyor.
 
STK’LARA İLGİ YOK
Sivil toplum kuruluşları üye ve gönüllü istatistiklerine göre, Türkiye nüfusunun yaklaşık %13'ü dernek üyesi. Türkiye'de her 726 kişiye bir dernek düşüyor. Dünya Bağış Endeksi’nin 2014 rakamlarına göre, izleme çalışmasının yapıldığı 135 ülke arasında Türkiye genel sıralamada 128, gönüllükte ise 132. sırada yer alıyor.
Son bir yıl içinde tiyatroya gidenlerin oranı %6, müzeye gidenlerin oranı %4, konsere gidenlerin oranı %6, sinemaya gidenlerin oranı %24, arkeolojik alanlara gidenlerin oranı %4, sanat sergisine gidenlerin oranı %3, kitap alanların oranı ise %23 seviyesinde.
 
VAKİT AVM’DE GEÇİYOR
 Türkiye’de 2017 verilerine göre toplam 402 adet AVM bulunurken, bu rakamın 2018 sonunda 410’a ulaşması bekleniyor. 2017 yılında AVM ziyareti yapan kişi sayısı 2,2 milyar. Yani her Türk vatandaşı yılda ortalama 27 kez AVM'ye gidiyor. 
 Ya harcamalar...
 Maşallah vatandaşımız cüzdanında iskambil kağıdı gibi kredi kartı taşıyor. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, 2011 yılından sonra her yıl ortalama %2 artarak 2017 sonunda 60 milyon 364 bin adede ulaşan kredi kartı sayısı tüketimin göstergelerinden biri durumunda.
 2017 yılında yurtdışına çıkan vatandaşların sayısı 2016 yılına göre %17.1 oranında artarak 9 milyon 440 bin 457 seviyesine yükseldi. Yoğunluklu olarak komşu ülke ziyaretlerini ve Avrupa’yı tercih ediyoruz.
 
İZMİR’E EĞİTİMLİ GÖÇ
Geçen 10 yılda ilk kez kent nüfusu kır nüfusunu geçerken, aradaki mesafe büyük bir hızla açılıyor. Son zamanlarda İstanbul’un göç veren, Ege illerinin ve özellikle İzmir’in göç alan pozisyonuna geldiği görülüyor. 2017 TÜİK verilerine göre Ege Bölgesi’nin en çok göç aldığı il İstanbul. Ege’ye göç eden nüfusun %29’u yüksekokul ve fakülte mezunu. Televizyon karşısında harcanan ortalama süre 3 saate yakın. Özellikle akşam saatlerinde toplumun yarıya yakını TV izliyor. Televizyon en çok 21:00-22:00 arasında izleniyor, internete ise en çok 22:00-23:00 arasında giriliyor. 
Türkiye’de internet kullanım oranı hızlı bir şekilde yükselmesine rağmen hâlâ erişim yaygınlığında gelişmiş ülkelerin gerisinde bir performans izleniyor.
51 milyon aktif sosyal medya kullanıcısının olduğu Türkiye’de herhangi bir cihazdan günlük ortalama sosyal medya kullanımı 2.48 saat gibi çok yüksek bir düzeyde.
Evet, yapılan bilimsel araştırmaların sonucu böyle.
Verilerin olumlu ve olumsuz tarafları var kuşkusuz. Ancak, eğitim kalitesinin gelecekte Türkiye için nasıl büyük riskler taşıdığı en dikkat çekici sonuç olarak karşımızda duruyor.
Tartışmaya yer vermeyecek halde hem de…