<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı | İletişim Ajansı | İZMİR</title>
	<atom:link href="https://ibailetisim.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ibailetisim.com</link>
	<description>İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 07:31:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://ibailetisim.com/wp-content/uploads/2022/05/logo.png</url>
	<title>İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı | İletişim Ajansı | İZMİR</title>
	<link>https://ibailetisim.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İZBAŞ, RÜZGAR ENERJİSİNDE YENİDEN KÜMELENME ADRESİ</title>
		<link>https://ibailetisim.com/izbas-ruzgar-enerjisinde-yeniden-kumelenme-adresi/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/izbas-ruzgar-enerjisinde-yeniden-kumelenme-adresi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 07:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5303</guid>

					<description><![CDATA[➢ İZBAŞ, RÜZGÂR ENERJİSİNDE YENİDEN KÜMELENME ADRESİ ➢ ALMAN ENERJİ DEVİ NORDEX, İZMİR SERBEST BÖLGESİ’NDE ÜRETİME BAŞLADI ➢ İZBAŞ YÖNETİM KURULU BAŞKANI EYÜP SEVİMLİ:&#160; ➢ “NORDEX’İ İZBAŞ AİLESİNDE GÖRMEKTEN MUTLUYUZ.” ➢ “TÜRBİN KANADI ÜRETİMİNE ÖZEL OLARAK TASARLANAN AVRUPA’NIN EN BÜYÜK TÜRBİN KANADI FABRİKASININ AYNI AMACA HİZMET ETMESİ İLE MİLLİ BİR SERVET YENİDEN HAYAT BULDU.” İzmir’in [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>➢<strong> İZBAŞ, RÜZGÂR ENERJİSİNDE YENİDEN KÜMELENME ADRESİ</strong></p>



<p>➢<strong> ALMAN ENERJİ DEVİ NORDEX, İZMİR SERBEST BÖLGESİ’NDE ÜRETİME BAŞLADI</strong></p>



<p>➢<strong> İZBAŞ YÖNETİM KURULU BAŞKANI EYÜP SEVİMLİ:&nbsp;</strong></p>



<p>➢<strong> “NORDEX’İ İZBAŞ AİLESİNDE GÖRMEKTEN MUTLUYUZ.”</strong></p>



<p>➢<strong> “TÜRBİN KANADI ÜRETİMİNE ÖZEL OLARAK TASARLANAN AVRUPA’NIN EN BÜYÜK TÜRBİN KANADI FABRİKASININ AYNI AMACA HİZMET ETMESİ İLE MİLLİ BİR SERVET YENİDEN HAYAT BULDU.”</strong></p>



<p>İzmir’in üretim ve ihracatta önde gelen sanayi bölgeleri arasında yer alan İzmir Serbest Bölgesi (İZBAŞ), yenilenebilir enerji ekipman üretiminde yeniden kümelenme adresi oldu. TPI Composites fabrikasının geçen yıl Eylül ayında kapanmasının ardından ara verilen rüzgâr enerjisi türbin kanatlarının üretimine yeniden başlandı. Avrupa’nın en büyük kanat üretim tesisinde, Nisan ayından itibaren Alman enerji devi Nordex üretime başladı.&nbsp;</p>



<p>Yatırım hakkında değerlendirmelerde bulunan İZBAŞ İzmir Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sevimli, 2025 yılında rüzgâr enerjisi kurulu gücünü 2 bin 141 Megavat (MW) artırarak 16 bin MW’a çıkaran Türkiye’nin, Avrupa ülkeleri içerisinde Almanya’dan sonra en yüksek seviyede kurulu güç devreye alan ikinci ülke olduğunu vurguladı.&nbsp;</p>



<p><strong>// ALMAN DEVİ NORDEX İZBAŞ’TA&nbsp;</strong></p>



<p>Türkiye’de 15 bin MW seviyesini aşan rüzgâr enerjisi kurulu gücünde 2 bin 308 MW ile en yüksek payı İzmir’in aldığını hatırlatan Sevimli, kentin türbin kanadı üretiminde 25 yılı aşan tecrübesi ile dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri olduğunu kaydetti.&nbsp;</p>



<p>Yenilenebilir enerji ekipman üretiminde Türkiye’nin en önemli kümelenme merkezleri arasında yer alan İzmir Serbest Bölgesi’nin, Avrupa’nın en büyük kanat üretim tesisine ev sahipliği yaptığını hatırlatan Sevimli, 2017 yılında İZBAŞ’ta faaliyete başlayan TPI Composites fabrikasının geçen yıl Eylül ayında kapanmasının ardından üretimin yeniden başlamasından mutluluk duyduklarını söyledi.</p>



<p><strong>// İZMİR KANAT ÜRETİMİNDE SIFIRA DÜŞTÜ&nbsp;</strong></p>



<p>İZBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sevimli, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p><strong>“Türkiye’de üretim yapan dört türbin kanadı fabrikasının tümünün kentimizde konuşlu olması uzun yıllar hepimiz için haklı bir gurur vesilesiydi. Bu fabrikaların tümü bir buçuk yıl içerisinde kapandı ve İzmir maalesef bir anda sıfır noktasına düştü.&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Avrupa’nın da en büyük kanat üretim tesisine İZBAŞ olarak biz ev sahipliği yapıyorduk. TPI firmasının talihsiz şekilde kapanmasının ardından belirsizliğe sürüklenen üretimin yeniden başlaması; insanımıza iş ve aş üretmesi; üretim, istihdam ve ihracat yaratması İZBAŞ olarak bizim de en büyük beklentimizdi. Fabrikanın sahibi </strong><strong>olan katılımcı şirkete İZBAŞ olarak yasal sorumluluk sınırlarımız içerisinde elimizden gelen tüm katkıyı yapmaya çalıştık. Türbin kanadı üretimine özel olarak tasarlanan bu fabrikanın aynı amaca hizmet etmesi ile milli bir servet yeniden hayat buldu. Sekiz ay aradan sonra sürecin olumlu sonuçlanması ve fabrikanın yeniden üretime başlaması bizim için de mutluluk verici oldu. Nordex’in İZBAŞ’ı seçmesinde en temel etkenlerden birinin kent merkezine ve istihdam kaynaklarına yakınlık, lojistik altyapıya entegrasyon kolaylığı olduğunu söylememiz gerekiyor. Nordex’e İZBAŞ ailesine hoş geldiniz diyoruz.”&nbsp;</strong></p>



<p><strong>TÜRKİYE’DEKİ SANTRALLERİN&nbsp;</strong></p>



<p><strong>ÜÇTE BİRİ NORDEX’TEN</strong></p>



<p>Türkiye’nin rüzgâr enerjisinde iddialı hedefleri olan bir ülke olduğunu anımsatan Sevimli, bugün 16 bin MW seviyesinde olan kurulu gücün 2035 sonunda yaklaşık üç kat artarak 45 bin MW’a ulaşacağını hatırlattı. Bu büyümenin, ekipman üretiminde yerli üretimle desteklenmesinin önemine dikkat çeken Sevimli, İzmir’de kapanan diğer kanat fabrikalarının da bir an önce başlamasını dilediklerini belirtti.&nbsp;</p>



<p>Türkiye’de rüzgâr enerjisi sektörünün gelişim sürecinde ve pazarın daha dinamik ve rekabetçi bir yapıya kavuşmasında türbin üreticilerinin belirleyici rol oynadıklarına işaret eden Eyüp Sevimli, İZBAŞ’ta üretime başlayan Alman enerji şirketi Nordex’in 5 bin 378 MW kurulumu ile Türkiye’deki rüzgâr enerjisi santrallerinde yüzde 34 seviyesinde pay sahibi olduğu bilgisini verdi.&nbsp;</p>



<p>Sevimli, 2026 yılı itibarıyla yatırım süreci devam eden 3 bin 439 MW büyüklüğünde rüzgâr enerjisi santrallerinin kurulumunda Nordex’in 2 bin 69 MW kapasite ve yüzde 60’lık pazar payı ile lider konumda yer aldığını sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/izbas-ruzgar-enerjisinde-yeniden-kumelenme-adresi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAVUNMA VE ENERJİDE YERLİLİK STRATEJİK ÖNEMDE</title>
		<link>https://ibailetisim.com/savunma-ve-enerjide-yerlilik-stratejik-onemde/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/savunma-ve-enerjide-yerlilik-stratejik-onemde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:04:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5301</guid>

					<description><![CDATA[ABD – İsrail ittifakının İran’a yönelik hava saldırılarının enerji sektöründe yarattığı maliyet artışı 50 milyar doları aşarken, jeopolitik gerilimler stratejik sektörlerde yerli üretim ve tedarik zincirinin ülkeler için gerçek bir bekâ sorunu olduğunu ortaya koyuyor.&#160; Savunma, havacılık ve enerji başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum dişli ve rulmanları üreten Tibet Makina’nın Yönetim Kurulu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>“SAVUNMA VE ENERJİDE YERLİLİK STRATEJİK ÖNEMDE”</strong></li>



<li><strong>TİBET MAKİNA BAŞKAN YARDIMCISI VE GENEL MÜDÜRÜ TİBET ARBAK: </strong></li>



<li><strong>“ORTADOĞU’DAKİ GERGİNLİK, ÜLKEMİZİN SAVUNMA VE ENERJİ SEKTÖRLERİNDE YAPTIĞI ATILIM VE YERLİ ÜRETİM GÜCÜNÜN ÖNEMİNİ ORTAYA KOYUYOR.”</strong></li>



<li><strong>“HER İKİ STRATEJİK SEKTÖRDE DIŞA BAĞIMLILIĞIN AZALMASI İLE DAHA GÜÇLÜ VE GÜVENLİ BİR ÜLKEDE YAŞAYACAĞIZ.” </strong></li>
</ul>



<p>ABD – İsrail ittifakının İran’a yönelik hava saldırılarının enerji sektöründe yarattığı maliyet artışı 50 milyar doları aşarken, jeopolitik gerilimler stratejik sektörlerde yerli üretim ve tedarik zincirinin ülkeler için gerçek bir bekâ sorunu olduğunu ortaya koyuyor.&nbsp;</p>



<p>Savunma, havacılık ve enerji başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum dişli ve rulmanları üreten Tibet Makina’nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tibet Arbak, savunma, havacılık ve enerji gibi stratejik sektörlerin ekipman ve teknoloji üretiminde dışa bağımlılığın azalmasıyla Türk milletinin daha güçlü ve güvenli bir ülkede yaşayacağını vurguladı.&nbsp;</p>



<p><strong>// “YURT DIŞINDA TANIK OLUYORUZ”</strong></p>



<p>Türkiye’nin savunma sanayisinde tüm dünyanın dikkatini yerli sistemleri, insansız hava ve deniz araçları ile yüksek teknolojiye dayalı üretim kabiliyetleri sayesinde bu alanda bölgesel güç olma rolünü pekiştirdiğini kaydeden Arbak, bu&nbsp; duruma yurt dışında katıldıkları tüm organizasyonlarda tanık olduklarını belirtti.&nbsp;</p>



<p>Savunma ve enerji alanlarında sağlanacak yerlilik başarısının Türkiye’nin sadece ekonomik değil, siyasi ve stratejik gücünü de etkilediğine dikkat çeken Arbak, <strong>“Türkiye, savunma ve enerji alanlarında geliştirdiği yerli üretim kapasitesi ve teknolojik yetkinlikleriyle bağımsızlığını güçlendirmeye ve küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmaya devam ediyor. Enerji üretiminde ithal kaynaklara bağımlılığın azalmasıyla ekonomik kırılganlığımız da azalıyor. Enerji bağımsızlığımızın güçlendirilmesi, sanayimizin üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve rekabet gücünün artması açısından kritik önem taşıyor. Yenilenebilir enerji tarafında ise yerli ekipman üretimi, enerji verimliliği ve depolama teknolojileri değer zincirinin her halkasında ülkemizde konuşlu şirketlerin daha fazla yer alması gerekiyor.” </strong>dedi.&nbsp;</p>



<p>Savunma sanayisinde yerlilik oranının yüzde 80’in üzerine çıkmasında, 4 binden fazla firmadan oluşan ve 100 binin üzerinde istihdam sağlayan savunma ekosisteminin aldığı paya dikkat çeken Tibet Arbak, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p><strong>// “KÜRESEL BARIŞIN DA GÜVENCESİ”</strong></p>



<p><strong>“ABD-İran hava savaşında da görüldüğü gibi ülkeler artık sadece silah sistemleriyle değil tüm endüstriyel ekosistemleriyle sahada yer alıyor. 2025 itibarıyla 10 milyar </strong><strong>doları aşan ihracat gerçekleştiren, Tibet Makine olarak bizim de içinde yer aldığımız güçlü ekosistem, bu yılın ilk üç ayında ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 artırma başarısını gösterdi.&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Bu başarı, sanayi altyapımızla tercihler arasındaki güçlü koordinasyonun bir çıktısıdır. Savunma sanayisi şirketlerimiz, yetkin kadroları ve hızlı uyum sağlayabilen üretim yapılarıyla bu büyük dönüşümün mimarı ve yaratıcısı oldular. Küresel ölçekte kayda değer bulduğumuz bu başarıyı, bölgesel ve küresel barışın da güvencesi olarak görüyoruz.”&nbsp;</strong></p>



<p><strong>ENERJİ VE SAVUNMADA DÜNYA&nbsp;</strong></p>



<p><strong>DEVLERİNİN STRATEJİK PARTNERİ&nbsp;</strong></p>



<p>Tibet Makina, savunma sanayinde ürettiği taret rulmanları ve dişlilerinde dünyada kendi lisansı ve patenti olan az sayıdaki firmadan biri olma özelliği taşırken, kısa adı SAHA olan Savunma ve Havacılık Kümesi içerisinde birçok savunma sanayi şirketinin stratejik ortakları arasında yer alıyor.</p>



<p>Rüzgâr enerji santrallerinin en kritik ekipmanlarından olan döner tabla dişlileri ve rulmanlarını üreten Tibet Makina, bu alanda dünyanın önde gelen santral üreticilerinin tedarikçileri arasında yer alıyor. Üretiminin yaklaşık yarısını 7 ülkeye ihraç eden Tibet Makina, üretimini 1998 yılından bugüne Menemen Emiralem’deki tesislerinde sürdürüyor.&nbsp;</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/savunma-ve-enerjide-yerlilik-stratejik-onemde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ENERJİ BAĞIMSIZLIĞIMIZIN ANAHTARI JEOTERMAL ENERJİDE</title>
		<link>https://ibailetisim.com/enerji-bagimsizligimizin-anahtari-jeotermal-enerjide/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/enerji-bagimsizligimizin-anahtari-jeotermal-enerjide/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:43:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5299</guid>

					<description><![CDATA[ABD – İsrail ittifakının İran’a yönelik hava saldırıları beş haftayı geride bırakırken, dünya, 1973 petrol krizinden sonraki en çetin enerji sınavından geçiyor. Küresel petrol ve doğalgaz arzının yüzde 20’lik bölümünün devre dışı kaldığı bu süreç, ithal hidrokarbon kaynaklarına dayalı enerji üretiminin taşıdığı riskleri bir kez daha ortaya koyuyor.&#160; Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Enerji bağımsızlığımızın anahtarı jeotermal enerjide </strong></li>



<li><strong>Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap:</strong></li>



<li><strong>“Ülkemizin ithâl enerji kaynaklarına bağımlılığını hızla azaltılması ve nihayetinde sonlandırılması gerekiyor.” </strong></li>



<li><strong>“Baz yük konumunda olan tek yenilenebilir enerji kaynağı jeotermale yatırım yapan tüm firmalarımız, ülkemize çok daha yüksek seviyede katma değer yaratabilmek için sorumluluk almaya hazır.”</strong></li>
</ul>



<p>ABD – İsrail ittifakının İran’a yönelik hava saldırıları beş haftayı geride bırakırken, dünya, 1973 petrol krizinden sonraki en çetin enerji sınavından geçiyor. Küresel petrol ve doğalgaz arzının yüzde 20’lik bölümünün devre dışı kaldığı bu süreç, ithal hidrokarbon kaynaklarına dayalı enerji üretiminin taşıdığı riskleri bir kez daha ortaya koyuyor.&nbsp;</p>



<p>Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin %97 oranında ithalata bağımlı olduğu doğalgazın elektrik üretimindeki payının %20 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, “İthal kömür ile birlikte düşünüldüğünde elektrik üretimimizin kabaca üçte biri hâlâ ithâl kaynaklara bağımlı. Son bir buçuk ayda Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, enerji güvenliğinin ülkeler için gerçek bir bekâ sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Ülkemizin yenilenebilir enerji yolculuğunda adımlarını sıklaştırması, ithâl kaynaklara bağımlılığını hızla azaltılması ve nihayetinde sonlandırılması gerekiyor.” dedi.</p>



<p><strong>// BAZ YÜK KONUMUNDAKİ TEK YENİLENEBİLİR KAYNAK</strong></p>



<p>Jeotermal enerji, baz yük konumunda olan tek yenilenebilir kaynağı olduğunu vurgulayan Kındap, sektöre yatırım yapan tüm firmaların, Türkiye’ye çok daha yüksek seviyede katma değer yaratabilmek için sorumluluk almaya hazır olduğunu söyledi.&nbsp;</p>



<p>Jeotermalin enerji çeşitliliği ve arz güvenliği ile temiz enerji dönüşümü açısından taşıdığı rolün tüm dünya tarafından kabul edildiğini belirten Kındap, Avrupa Birliği ülkelerinde jeotermal enerjinin konut ısıtması başta olmak üzere kullanım alanlarının hızla artış gösterdiğine dikkat çekti.&nbsp;</p>



<p><strong>// İKLİM HEDEFLERİ İÇİN STRATEJİK ÖNEMDE</strong></p>



<p>Bu ülkelerdeki jeotermal kaynak verimliliğinin Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar az olduğuna işaret eden Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p><strong>“Yapılan bilimsel araştırmalar, Avrupa Birliği’ne üye ülkeler arasında 43 bin megavat (MW) seviyesinde yeni jeotermal kapasite geliştirilebileceğini ortaya koyuyor. Uluslararası Enerji Ajansı ve enerji alanında çalışan düşünce </strong><strong>kuruluşları, bu kapasitenin hayata geçirilmesi halinde jeotermal enerjinin, AB’de kömür ve gazdan üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 42’sini ikame edebilecek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Türkiye olarak biz, Avrupa’nın tümünden daha fazla jeotermal kaynak potansiyeline sahibiz. Ancak bu kaynak ayaklarımızın altında durduğu sürece ülkemizin kalkınmasına hizmet etmiyor. Ülkemizin ithal enerji kaynaklarından uzaklaşması ve temiz enerji dönüşümünde kilit rol üstlenmeye hazırlanan jeotermal, enerji güvenliği ve iklim hedeflerimiz açısından da stratejik önemde.</strong></p>



<p><strong>// JEOTERMAL KAYNAKLI ELEKTRİK ÜRETİMİ ÜÇ KAT ARTABİLİR</strong></p>



<p>Kındap, Türkiye’nin bugün itibarıyla enerji üretimi, seracılık, konut ısıtması, termal turizm gibi alanlarda 20 bin Megavat/termal seviyesinde jeotermal kullanımı olduğunu hatırlattı. Bu seviyenin keşfi yapılmış potansiyelin üçte birinden daha az olduğu bilgisini veren Ali Kındap, <strong>“Halen 1760 MWe olan jeotermal kaynaklı elektrik üretimimizi üç kat artışla 5 bin MWe’ın üzerine, jeotermal ile ısınan konut sayımızı 170 binden 1 milyona, 7 bin dönüm olan jeotermal sera alanımızı 100 bin dönüme çıkarılabiliriz.”</strong> dedi.</p>



<p>Jeotermal enerjideki kurulu güç artışını sadece sayısal bir büyüme değil, çevresel etkileri gözeten sürdürülebilir enerji politikalarının bir yansıması olarak gördüklerini kaydeden JED Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin ‘2053 Net Sıfır’ vizyonuna ulaşması jeotermal enerjiden ürettiği elektrik enerjisi kurulu gücünü yaklaşık beş kat artırarak 10 bin MW/e seviyesine çıkarması gerektiğinin altını çizdi.&nbsp;</p>



<p><strong>RAKAMLARLA JEOTERMAL SEKTÖRÜ</strong></p>



<p>150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin % 5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7&#8217;inci, Avrupa&#8217;da ise 1&#8217;inci sırada yer alıyor.</p>



<p>Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda. </p>



<p>Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip. </p>



<p>Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) Türkiye’nin keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW/termal olarak açıklarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye üçte birinden azına karşılık gelen 19 bin 836 MW/termal kullanıma sahip. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/enerji-bagimsizligimizin-anahtari-jeotermal-enerjide/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK PLASTİK SEKTÖRÜ ÜRETİM YAPAMAZ NOKTAYA SÜRÜKLENİYOR</title>
		<link>https://ibailetisim.com/turk-plastik-sektoru-uretim-yapamaz-noktaya-surukleniyor/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/turk-plastik-sektoru-uretim-yapamaz-noktaya-surukleniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 09:18:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5296</guid>

					<description><![CDATA[ABD ve İsrail’in İran’a yaptığı hava bombardımanı iki haftayı geride bırakırken, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla ham petrol fiyatlarında yaşanan öngörülemez yükselişler, petrokimyasal hammadde fiyatlarına da yansıyor.&#160; Başta Alçak Yoğunluk Polietilen, Polipropilen ve Polivinil Klorür (PVC) olmak üzere onlarca sektörün üretiminde kullanılan temel petrokimyasallarda ithalatın adeta durma noktasına geldiğini belirten Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>“Türk plastik sektörü üretim yapamaz noktaya sürükleniyor”</strong></li>



<li><strong>Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Başkanı Şener Gençer:</strong></li>



<li><strong>“Uzun yıllardır vurguladığımız yerli hammadde üretiminin şimdi daha iyi anlaşıldığını umuyoruz. Taşıma suyla bu değirmenin dönmeyeceği belliydi.”</strong></li>



<li><strong>“ABD &#8211; İran savaşının petrol fiyatlarında yaşattığı öngörülemez yükseliş, petrokimyasal ürünlerin fiyatlarına da yansıyor.”</strong></li>



<li><strong>“Avrupa’nın ikinci, dünyanın altıncı büyük üreticisi olan Türk plastik sektörü, üretim yapamaz noktaya sürükleniyor.”</strong></li>
</ul>



<p>ABD ve İsrail’in İran’a yaptığı hava bombardımanı iki haftayı geride bırakırken, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla ham petrol fiyatlarında yaşanan öngörülemez yükselişler, petrokimyasal hammadde fiyatlarına da yansıyor.&nbsp;</p>



<p>Başta Alçak Yoğunluk Polietilen, Polipropilen ve Polivinil Klorür (PVC) olmak üzere onlarca sektörün üretiminde kullanılan temel petrokimyasallarda ithalatın adeta durma noktasına geldiğini belirten Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer; “Dernek olarak uzun yıllardır vurguladığımız yerli hammadde üretiminin öneminin şimdi çok daha iyi anlaşıldığını umuyoruz.” dedi.&nbsp;</p>



<p><strong>// FİYATLARA DOLAR BAZLI %35 ZAM</strong></p>



<p>Türkiye’nin tek yerli hammadde üreticisi Petkim’in iç pazarın ihtiyacının yüzde 7’sini karşılayabildiğini belirten Gençer;&nbsp; Avrupa’nın ikinci, dünyanın altıncı büyük üreticisi olan Türk plastik sektörünün, üretim yapamaz noktaya sürüklendiği uyarısında bulundu. &nbsp;</p>



<p>Petkim’den ürün alan sanayicilerin, ihtiyaçlarının çok azını tedarik edebildiklerini, hammadde ihtiyacının tamamını ithalatla karşılayan firmaların ise durma noktasına geldiğine işaret eden Gençer, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p><strong>“Son bir haftadır yurt dışından hemen hiç hammadde gelmiyor. Arada fırsatçılar ve karaborsacılar da olsa da genel itibarıyla hammadde tedarikçisi şirketler müşterilerini korumaya çalışıyor. Ancak küresel piyasalarda petrol fiyatları kaynaklı krizin etkisiyle gemilerde bulunan malların fiyatlarına daha limana inmeden ABD doları bazında yüzde 35 zam yapılmış durumda. Alçak Yoğunluk Polietilen gibi ürünlerde zam oranı yüzde 60’a kadar yükseldi. Zarar ya da kâr demeden üretimimizi bir şekilde sürdürmek, müşterilerimizin&nbsp; ihtiyaçlarını karşılamak zorundayız.&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Satış fiyatımızı sabitleyip siparişimizi almışız ama başta işgücü olmak üzere TL bazlı maliyetlerimiz hesapta olmayan şekilde yükseliyor. Bu durumun bugünden yarına değişebileceğini de öngöremiyoruz. Yıllardır taşıma suyla bu değirmen dönmez diyorduk. Şimdi bu gerçeği yaşayarak öğrenmiş bulunuyoruz.”</strong></p>



<p><strong>// UZUN SÜRECEK SORUN DÖNEMİ&nbsp;</strong></p>



<p>İran’da ve Basra Körfezi’ndeki kıyıdaş ülkelerde bulunan rafineri ve petrokimya tesislerinin bombalanması ile petrokimya sektörünü uzun yıllar sürecek bir krizin beklediğini vurgulayan EGEPLASDER Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer, bu ülkelerin doğalgaz ve petrol zengini olmaları nedeniyle petrokimya sektöründe fiyatları belirleyen noktada konumlandıklarına işaret etti.</p>



<p>Gençer,&nbsp; sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;</p>



<p><strong>“Her akşam TV ekranlarında petrokimya tesislerinin bombalanmasını izliyoruz. Bu tesisler milyarlarca dolara mal olan, bilgi ve sermaye yoğun, entegrasyonu tam olan fabrikalardan oluşuyor. Bu tesisilerin tekrar ve sıfırdan kurulması en az on yıllık bir süreci gerektirir. Bizim yerli üreticimiz Petkim, bir rafineri ürünü olan Naftayı parçalayarak elde ettiği Etilen ile üretim yaparken; Körfez bölgesindeki ülkeler çok daha düşük maliyetli doğalgaz, Etan ya da Metan bazlı üretim gerçekleştiriyor. Bu tesislerin bir daha ayağa kalkamayacak şekilde zarar görmesi ile petrokimyada uzunca bir süre ucuz hammaddeye dayalı üretim sekteye uğrayacak. Bu durum, yerli petrokimya üretimi iyice dibe vuran Türkiye ve bizim gibi sanayiciler için iyi haber değil.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/turk-plastik-sektoru-uretim-yapamaz-noktaya-surukleniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>JEOTERMAL SEKTÖRÜNDEN &#8221;JEKA&#8221; TALEBİ</title>
		<link>https://ibailetisim.com/jeotermal-sektorunden-jeka-talebi/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/jeotermal-sektorunden-jeka-talebi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 09:27:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5269</guid>

					<description><![CDATA[Jeotermal enerji sektörü, rüzgâr ve güneş enerjisinde uzun yıllardır başarıyla uygulanan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) mekanizmasının, jeotermalin tüm entegre kullanım alanlarını kapsayacak şekilde Jeotermal Enerji Kaynak Alanları (JEKA) modeli adıyla uygulanmasını talep ediyor. &#160; Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin temiz enerji kaynaklarının sadece rüzgâr ve güneşten ibaret olmadığını, jeotermalin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Jeotermal Sektöründen “JEKA” Talebi</strong></li>



<li><strong>Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap:</strong></li>



<li><strong>“JEKA modeli ile jeotermalin tüm kullanım alanlarında ortak bir değer zinciri yaratılması mümkün olacak.”</strong></li>



<li><strong>“Organize Tarım Bölgeleri (OTB) JEKA modelinin ayrılmaz bir parçası olarak kurgulanmalı”</strong></li>



<li><strong>“Türkiye’nin temiz enerji kaynakları sadece rüzgâr ve güneşten ibaret değil. Jeotermal, pek çok alanda değer zinciri yaratabilen yapısıyla mukayeseli üstünlüğü en yüksek temiz enerji kaynağımızdır.”</strong></li>
</ul>



<p>Jeotermal enerji sektörü, rüzgâr ve güneş enerjisinde uzun yıllardır başarıyla uygulanan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) mekanizmasının, jeotermalin tüm entegre kullanım alanlarını kapsayacak şekilde Jeotermal Enerji Kaynak Alanları (JEKA) modeli adıyla uygulanmasını talep ediyor. &nbsp;</p>



<p>Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin temiz enerji kaynaklarının sadece rüzgâr ve güneşten ibaret olmadığını, jeotermalin pek çok alanda değer zinciri yaratabilen yapısıyla Türkiye’nin mukayeseli üstünlüğü en yüksek kaynakları arasında yer aldığını vurguladı.</p>



<p><strong>// EN AZ İKİ JEOTERMAL KULLANIM ALANI&nbsp;</strong></p>



<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından rüzgâr ve güneş enerjisinde uzun yıllardır başarıyla uygulanan ve Türkiye’nin temiz enerji kurulu gücünün artışında çok önemli işlev yüklenen YEKA modelinin; jeotermal enerjinin entegre kullanım alanlarından iki ve daha fazla sektörü kapsayacak şekilde kurgulanması gerektiğine dikkat çeken Kındap, “Bir yatırım ve iş modeli olarak düşündüğümüz JEKA projesi, ilk aşamada Maden Tetkik Arama Kurumu’nun keşfini yaptığı, jeotermal potansiyeli belirlenen ya da bilinen alanlarda rahatlıkla gerçekleşebilir. JEKA yarışmaları yatırımcılara; Enerji, Jeotermal Seracılık, Konut Isıtma, Termal Turizm, Jeotermal Madencilik, Kurutma Tesisleri gibi entegre kullanım alanlarından ikisi ve daha fazlasını yatırım planına alacak şekilde konumlandırılabilir.” dedi.</p>



<p><strong>// YERLİ EKİPMAN KOŞULU ARANMALI</strong></p>



<p>Bu modelde daha fazla yatırımcı ve sektörün değer zincirine dahil olarak, sermaye gücü yüksek firma ve girişim gruplarının ilgisinin çekilebileceğine işaret eden Ali Kındap, rüzgâr ve güneş YEKA’larında olduğu gibi yerli üretim koşullarınınkorunması, ekipman üretiminde ise Türkiye’de konuşlu şirketlerin katma değer zincirinde yer alması gerektiğini belirtti.</p>



<p>JEKA modeli ile jeotermalin tüm kullanım alanlarında ortak bir değer zinciri yaratılmasının mümkün olduğunu sözlerine ekleyen JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p><strong>// ÖNCELİK KEŞFİ TAMAMLANAN ALANLARDA</strong></p>



<p><strong>“Son derece pratik ve uygulanabilir olduğunu düşündüğümüz bu modelin detaylarını, yakın zamanda enerji bürokrasimiz ile paylaşacağız. JEKA’lar, keşfi henüz yapılmamış sahalarda tahsis edilecek arama lisanslarına, tıpkı petrol aramalarında olduğu gibi farklı finansman araçları ile destek sağlanabilir. Dünya Bankası gibi kredilendirme kurumlarının, örnekleri Türkiye’nin farklı illerinde yerel yönetimler eliyle yapılan temiz enerji değer zincirine teşvik sağlaması sağlanabilir; bu alanda koordinasyonu Valilikler bünyesindeki Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlıkları (YİKOB) yönetebilir. Bu durumda proje daha kapsayıcı olurken, saha keşiflerinin çoğalması; sermaye gücü olan yerli ve yabancı şirketlerin yeni sahalar geliştirebilmesi mümkün olacaktır. Elbette ve öncelikle halen keşfi tamamlanmış ve arama maliyeti düşük sahalara yatırımcı çekmek için bu modelin son derece uygulanabilir olduğunu düşünüyoruz. Mevsimsel faktörlerden etkilenmeden yüzde 80’in üzerinde kapasite faktörü ile 7/24 enerji üretebilen jeotermal santraller, ‘baz yük’ olma özellikleri ile tüm dünyada sürdürülebilir enerji üretiminin vazgeçilmez unsurları arasındadır.”&nbsp;</strong></p>



<p><strong>// “OTB’LER İLE ENTEGRE OLMALI”</strong></p>



<p>JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, son yıllarda sayıları hızla artan Organize Tarım Bölgeleri’nin de (OTB) JEKA modelinin ayrılmaz bir parçası olarak kurgulanması gerektiğinin altını çizdi.&nbsp;</p>



<p>Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;</p>



<p><strong>“Bugün itibarıyla 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip olan Türkiye’nin, potansiyelinin yüzde 5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7&#8217;nci, Avrupa&#8217;da ilk sırada yer aldığı bilgisini veren Kındap, enerji üretimi için akışkan sıcaklığı verimli olmayan jeotermal sahalarda, enerji dışı kullanım alanlarına ilişkin destekler sağlanabilir. Bugün itibarıyla sayıları 43’e ulaşan OTB’lerin, jeotermal enerji kaynaklarının üzerinde konumlandırılması, kaynak ve üretim verimliliğini maksimize edecektir.”</strong></p>



<p><strong>RAKAMLARLA JEOTERMAL SEKTÖRÜ</strong></p>



<p>Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda. </li>
</ul>



<p></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip. </li>
</ul>



<p></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) Türkiye’nin keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW olarak açıklarken, bu potansiyelin ancak yüzde 11’i kullanılıyor.</li>
</ul>



<p></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin % 5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7&#8217;inci, Avrupa&#8217;da ise 1&#8217;inci sırada yer alıyor.</li>
</ul>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/jeotermal-sektorunden-jeka-talebi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞENER GENÇER EGEPLASDER’DE GÜVEN TAZELEDİ</title>
		<link>https://ibailetisim.com/sener-gencer-egeplasderde-guven-tazeledi/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/sener-gencer-egeplasderde-guven-tazeledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:37:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5266</guid>

					<description><![CDATA[Ege Bölgesi’ndeki Plastik sektörü temsilcilerini çatısı altında toplayan Ege Plastik Sanayicileri Derneği’nin (EGEPLASDER) Olağan Genel Kurul Toplantısı Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni binasında gerçekleştirildi. Sektörün duayeni Erdoğan Çiçekçi’nin Divan Başkanlığı yaptığı Genel Kurul’da 2020 yılından bugüne görev yapan Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer tüm üyelerin oy birliği ile yeniden bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>ŞENER GENÇER EGEPLASDER’DE GÜVEN TAZELEDİ</strong></li>



<li><strong>EGE PLASTİK SANAYİCİLERİ DERNEĞİ’NİN (EGEPLASDER) OLAĞAN GENEL KURULU’UNDA ÜYELERİN TAMAMININ OYUNU ALAN ŞENER GENÇER, ÜÇ YIL DAHA YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLARAK GÖREV YAPACAK.</strong></li>



<li><strong>EGEPLASDER YÖNETİM KURULU BAŞKANI ŞENER GENÇER:</strong></li>



<li><strong>“KAMU OTORİTELERİNE SAYGILI ŞEKİLDE YAPICI ÖNERİ VE UYGULANABİLİR ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZİ MUHATAPLARIMIZA İLETMEYE DEVAM EDECEĞİZ.”</strong></li>



<li><strong>“KİMYA SEKTÖRÜNÜN İZMİR VE EGE’DEN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ İHRACATI, EGE İHRACATÇI BİRLİKLERİ BÜNYESİNDE KURULACAK ‘KİMYEVİ MADDELER VE MAMULLERİ İHRACATÇILARI BİRLİĞİ’ ÇATISI ALTINDA GÖRMEYİ İSTİYORUZ.”</strong></li>
</ul>



<p>Ege Bölgesi’ndeki Plastik sektörü temsilcilerini çatısı altında toplayan Ege Plastik Sanayicileri Derneği’nin (EGEPLASDER) Olağan Genel Kurul Toplantısı Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni binasında gerçekleştirildi. Sektörün duayeni Erdoğan Çiçekçi’nin Divan Başkanlığı yaptığı Genel Kurul’da 2020 yılından bugüne görev yapan Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer tüm üyelerin oy birliği ile yeniden bu göreve seçildi.&nbsp;</p>



<p>EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Metin Akdaş, EBSO Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu, İzmir Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, EGEPLASDER Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen ve çok sayıda davetlinin katıldığı Genel Kurul, sektörün yaşadığı sorunlar ve çözümlerin de dile getirildiği bir platforma dönüştü.&nbsp;</p>



<p><strong>// SEKTÖRÜN SORUN BAŞLIKLARI&nbsp;</strong></p>



<p>Genel Kurul’da bir konuşma yapan EGEPLASDER Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer, Plastik sektörünün Türk imalat sanayisinin önde gelen üretim güçleri arasında yer aldığına vurgu yaptı. Avrupa’nın ikinci, dünyanın altıncı büyük üreticisi olan sektörün yerli hammadde üretimin yetersizliği, atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri dönüşümü, ithal ve kalitesiz hammaddelerin rekabeti bozucu etkisi, mesleki eğitimin yetersizliği, ara iş gücü sıkıntısı, enerji maliyetlerinin yüksekliği, hammadde fiyatlarındaki öngörülemez oynaklıklar gibi pek çok sorunla mücadele ettiğini kaydeden Gençer, “Kamu otoritelerine saygılı şekilde yapıcı öneri ve uygulanabilir çözüm önerilerimizi muhataplarımıza iletmeye devam edeceğiz.” dedi.&nbsp;</p>



<p><strong>// KİMYA SEKTÖRÜ HAYATİ ÖNEMDE&nbsp;</strong></p>



<p>Yaşanan sorunların, Türkiye’de gelişmiş bir Kimya ve Petrokimya üretimi olmasının ne kadar hayati önem taşıdığını gösterdiğinin altını çizen Gençer şu değerlendirmeyi yaptı:</p>



<p><strong>“Kimya sektörü Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü. Ancak yerli üretimin yok denecek kadar az olması nedeniyle çok yüksek seviyede ithalat yapıyor ve net dış ticaret açığı veriyoruz. Bu durum yerli hammadde üretiminin önemini gösteriyor. S</strong><strong>ektörümüzde yeni teknolojilerin baş döndüren hızla geliştiğine ve uygulama alanı bulduğuna tanık oluyoruz. Yeni çalışma dönemimizde, süreçleri devam eden ve üyelerimize değer yaratacak projelerimizi hayata geçirmeyi istiyoruz.&nbsp; İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Planlama Ajansı ile yürüttüğümüz proje ile inşallah plastik atıklarımızı kent mobilyaları olarak yeniden kazanacağız. Ur-Ge projemiz ile yüksek enerji tüketen üyelerimizin karbon ayak izlerinin hesaplanmasında onlara katkı sağlayacağız.&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Sektörümüzün ihtiyacı olan ara işgücünün yetiştirilmesi, staj programlarının gerçekleştirilmesi için meslek liselerimiz ve meslek yüksekokullarımızla sürekli iletişim halindeyiz. Yeni dönemde meslek komitelerimizle çok daha sıkı bir iş birliğine giderek, sektörümüzün sorunlarını ve taleplerini sanayi ve ticaret odalarımız kanalıyla daha yüksek sesle dile getirmeyi hedefliyoruz. Plastik Sanayicileri Federasyonu’nda Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi seviyesinde temsiliyetimiz devam ederken; sektörümüzün de içinde olduğu Kimya sektörünün İzmir ve Ege’den gerçekleştirdiği ihracatı, Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde kurulacak ‘Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’ çatısı altında görmeyi istiyoruz. Bu konuda çalışmalarımızı hızlandıracağız.”</strong></p>



<p><strong>// “YERLİ HAMMADDE ÜRETİMİ YETERSİZ”</strong></p>



<p>Genel Kurul’da konuşan EGEPLASDER Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı ve Menemen Plastik İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, Derneğin çeyrek yüzyıla ulaşan başarı öyküsüne katkı koyan tüm üyelere teşekkür etti. Plastik sektöründe yerli hammadde üretiminin, talebin ancak yüzde 7’sini karşılar noktaya indiğini hatırlatan Esen, bu durumun sektörün ithalata bağımlılığını artırmasının yanı sıra büyümesini de engellediğini ifade etti.&nbsp;</p>



<p><strong>// GERİ DÖNÜŞÜM İHTİSAS OSB ÇALIŞMASI&nbsp;</strong></p>



<p>Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar da, Plastik sektörü sanayicilerini EBSO’nun yeni binasında ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirtirken, “Burası sizin eviniz.” dedi.&nbsp;</p>



<p>Yorgancılar,&nbsp; EGEPLASDER’in uzun yıllardır kamuoyu gündemine taşıdığı İzmir’de Geri Dönüşüm İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulması çalışmalarını sürdürdüklerini vurguladı.&nbsp;</p>



<p><strong>// GENEL KURULA ÖZEL KONFERANS</strong></p>



<p>EGEPLASDER Genel Kurulu’nun ardından “Küresel Ekonomi, Petrokimya Sektörünün Gelişim Süreci ve Yeni Trendler” başlıklı bir konferans düzenlendi.&nbsp;</p>



<p>Dernek üyelerinin yanı sıra Plastik ve Kimya sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin temsilcilerinin yoğun katılım gösterdiği  konferansın moderatörlüğünü İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı Kurucusu Gazeteci Serkan Aksüyek gerçekleştirdi. Türk Petrokimya sektörünün duayenlerinden TTCP Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Dr. Mevlüt Çetinkaya ve Kimya sektörüne güncel veri sağlayan ChemOrbis CEO’su Alp Fehmi Özdenler’in konuşmacı olduğu etkinlikte, sektörün küresel ölçekteki değişim ve dönüşüm süreci uluslararası veriler ışığında masaya yatırıldı. </p>



<p><strong>EGEPLASDER 2026-2029 DÖNEMİ YÖNETİM KURULU&nbsp;</strong></p>



<p><strong>ADI SOYADI                   KURUMSAL ÜYE FİRMA</strong></p>



<p>Şener Gençer                      Çağ Plastik San. Ve Tic. Ltd. Şti. </p>



<p>Dr. Mevlüt Çetinkaya           Petkim Petrokimya Holding A.Ş.</p>



<p>Koray Akkuş                         GÖK-KOR Akkuş Plastik</p>



<p>Erol Şenol Özbey                 Beypak Strech Film Ambalaj A.Ş</p>



<p>M. Adnan Parıldar                Parılmak Ltd. Şti.</p>



<p>Süleyman Zafer Boy           Dimer İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti</p>



<p>Anıl  Türksoy                       Narsan Plastik</p>



<p>Güner Galipoğlu                 Akvaplast Plastik A.Ş.</p>



<p>Ali Karaca                            Ağa Plastik</p>



<p>Melike Düderi                     Düderi Boya ve Kimyevi Maddeler Ltd. Şti</p>



<p>Fuat Attaroğlu                    Geoflow Toprak Altı Damla Sulama A.Ş.</p>



<p>Alp Akdaş                            Dinamik Isı A.Ş.</p>



<p>Baran Ertaş                         Ertaş Plastik San. Tic. Ltd. Şti</p>



<p>Gülşah Özer Metinkan      AGM Plastik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti</p>



<p></p>



<p><strong>ŞENER GENÇER KİMDİR?</strong></p>



<p>1960 yılında İzmir’in Bayındır ilçesinde dünyaya gelen Şener Gençer, İlk, orta ve lise eğitimini Bayındır’da tamamlayan Gençer, 1983 yılında Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Pazarlama Bölümü’nden mezun oldu.&nbsp;</p>



<p>İş yaşamına çocuk yaşlarda Bayındır ilçesinde babasının bakkal dükkanında başlayan Şener Gençer, üniversite eğitimi sırasında 1982 yılında İZBAY Ticaret firmasını kurarak toptan ambalaj malzemeleri alım satımı ile plastik sektörüne ilk adımlarını attı.&nbsp;</p>



<p>1992 yılında halen Yönetim Kurulu Başkanı olduğu İleri Plastik firmasını kurarak İzmir’in Karabağlar ilçesinde plastik film imalatına başlayan Şener Gençer, halen İzmir’in Torbalı ilçesinde kurulu Pancar Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesislerinde faaliyet gösteren Çağ Plastik’i kurdu.&nbsp;</p>



<p>İş dünyası kuruluşlarında uzun yıllardır farklı görevler alan Şener Gençer, Türk plastik sektörünün en aktif sivil toplum kuruluşları arasında yer alan Ege Plastik Sanayicileri Derneği’nde (EGEPLASDER) 2001 – 2020 yılları arasında Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. 2020 yılından bugüne Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı olan Gençer, sektörün çatı örgütlenme kuruluşu olan Plastik Sanayicileri Federasyonu’nda 2020 yılından bugüne Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı…&nbsp;</p>



<p>Türk iş dünyasının en köklü kuruluşları arasında yer alan Ege Bölgesi Sanayi Odası’na (EBSO) 2005 yılında Meclis Üyesi olarak adım atan ve 2008-2009 yılları arasında Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Şener Gençer; halen EBSO 24’üncü Plastik Ambalaj Meslek Komitesi Başkanlığı’nı sürdürüyor.&nbsp;</p>



<p>Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında dezavantajlı toplum kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılayan Günay Hayat Vakfı’nda 2010 yılından bugüne aktif görevler alan Şener Gençer; evli, iki çocuk babası ve üç torun dedesi.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/sener-gencer-egeplasderde-guven-tazeledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EGEPLASDER’DE GENEL KURUL HEYECANI</title>
		<link>https://ibailetisim.com/egeplasderde-genel-kurul-heyecani/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/egeplasderde-genel-kurul-heyecani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 13:47:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5262</guid>

					<description><![CDATA[İzmir iş dünyasının en köklü sivil toplum örgütleri arasında yer alan Ege Plastik Sanayicileri Dayanışma Derneği (EGEPLASDER), kuruluşunun 25’inci yılı ile birlikte Genel Kurul heyecanı yaşıyor. 12 Şubat’ta Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni hizmet binasındaki Meclis Salonu’nda gerçekleşecek Genel Kurul’da, Derneğin 2020 yılından bugüne Yönetim Kurulu Başkanı olan Şener Gençer, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>EGEPLASDER’de Genel Kurul heyecanı</strong></li>



<li><strong>2020 yılından bugüne derneğin Yönetim Kurulu Başkanı olan Şener Gençer, 12 Şubat’ta yapılacak Genel Kurul’da yeniden aday olacak.</strong></li>



<li><strong>Ege Plastik Sanayicileri Dayanışma Derneği (EGEPLASDER) Başkanı Şener Gençer:</strong></li>



<li><strong>“25 yılı geride bırakan Derneğimiz, güçlenen yeni Yönetim Kurulu ile Plastik sektörümüze değer yaratmaya devam edecek.”</strong></li>



<li><strong>“Genel Kurul sonrasında düzenlenecek konferansta sektörün iki önemli ismi konuşmacı olarak yer alacak.”</strong></li>
</ul>



<p></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color has-small-font-size wp-elements-fda5219e57c5e39af04793b491c56396"></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7774011f133dd7555ee9a2cc583389f6"><a>İzmir iş dünyasının en köklü sivil toplum örgütleri arasında yer alan Ege Plastik Sanayicileri Dayanışma Derneği (EGEPLASDER), kuruluşunun 25’inci yılı ile birlikte Genel Kurul heyecanı yaşıyor. 12 Şubat’ta Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni hizmet binasındaki Meclis Salonu’nda gerçekleşecek Genel Kurul’da, Derneğin 2020 yılından bugüne Yönetim Kurulu Başkanı olan Şener Gençer, bir kez daha bu göreve talip olduğunu açıkladı.</a></p>



<p>Kurumsal Üye sayısı 124’e ulaşan EGEPLASDER’in, Plastik sektörünün en etkin sivil toplum kuruluşları arasında yer aldığını hatırlatan Gençer; Derneğin Plastik Sanayicileri Federasyonu’nda (PLASFED) bir Başkan Yardımcısı ve bir Yönetim Kurulu Üyesi düzeyinde temsil edildiğini; Kurumsal ÜĞye firmaların Ege Bölgesi Sanayi Odası bünyesinde 24, 25 ve 26’ıncı Meslek Komiteleri ile İzmir Ticaret Odası 75’inci Plastik Meslek Komitesi’nde güçlü şekilde temsil edildiğini belirtti.</p>



<p>Şener Gençer, <strong>“Altı yıldır sürdürdüğüm görevimi, meslektaşlarımın ricası ve ısrarı ile bir dönem daha devam ettirme kararı aldım. 25 yılı geride bırakan bir iş dünyası kuruluşu olarak, Ur-Ge ve Kümelenme ekseninde sektörümüze değer yaratıcı projeleri sürdürmekteyiz. Yeni dönemde bu projelerin neticelendiğini görmek en büyük dileğim. Adımızda da yer alan dayanışma ruhunu daha da güçlendirerek, üyelerimizle birlikte sektörümüzü daha ileri noktalara taşımak, ortak akıl ve iş birliği kültürüyle çok daha güçlü bir gelecek inşa etmek için çalışmaya devam edeceğiz.”</strong>&nbsp; dedi.</p>



<p><strong>// GENEL KURULA ÖZEL KONFERANS</strong></p>



<p>Genel Kurul Toplantısı, Türk plastik ve petrokimya sektörleri için çok önemli bir etkinliğe de ev sahipliği yapacak. İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı Kurucusu Gazeteci Serkan Aksüyek’in medaratörlüğündeki konferans Genel Kurul Toplantısı’nın ardından 16:00-17:00 saatleri arasında gerçekleşecek. Konferansın konuşmacıları arasında Türk Petrokimya sektörünün Türkiye’deki duayenlerinden TTCP Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Dr. Mevlüt Çetinkaya ve Kimya sektörüne güncel veri sağlayan ChemOrbis CEO’su Alp Fehmi Özdenler yer alacak.</p>



<p><strong>ŞENER GENÇER KİMDİR?</strong></p>



<p>1960 yılında İzmir’in Bayındır ilçesinde dünyaya gelen Şener Gençer, İlk, orta ve lise eğitimini Bayındır’da tamamlayan Gençer, 1983 yılında Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Pazarlama Bölümü’nden mezun oldu.</p>



<p>İş yaşamına çocuk yaşlarda Bayındır ilçesinde babasının bakkal dükkanında başlayan Şener Gençer, üniversite eğitimi sırasında 1982 yılında İZBAY Ticaret firmasını kurarak toptan ambalaj malzemeleri alım satımı ile plastik sektörüne ilk adımlarını attı.</p>



<p>1992 yılında halen Yönetim Kurulu Başkanı olduğu İleri Plastik firmasını kurarak İzmir’in Karabağlar ilçesinde plastik film imalatına başlayan Şener Gençer, halen İzmir’in Torbalı ilçesinde kurulu Pancar Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesislerinde faaliyet gösteren Çağ Plastik’i kurdu.</p>



<p>İş dünyası kuruluşlarında uzun yıllardır farklı görevler alan Şener Gençer, Türk plastik sektörünün en aktif sivil toplum kuruluşları arasında yer alan Ege Plastik Sanayicileri Derneği’nde (EGEPLASDER) 2001 – 2020 yılları arasında Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. 2020 yılından bugüne Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı olan Gençer, sektörün çatı örgütlenme kuruluşu olan Plastik Sanayicileri Federasyonu’nda 2020 yılından bugüne Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı…</p>



<p>Türk iş dünyasının en köklü kuruluşları arasında yer alan Ege Bölgesi Sanayi Odası’na (EBSO) 2005 yılında Meclis Üyesi olarak adım atan ve 2008-2009 yılları arasında Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Şener Gençer; halen EBSO 24’üncü Plastik Ambalaj Meslek Komitesi Başkanlığı’nı sürdürüyor.</p>



<p>Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında dezavantajlı toplum kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılayan Günay Hayat Vakfı’nda 2010 yılından bugüne aktif görevler alan Şener Gençer; evli, iki çocuk babası ve üç torun dedesi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/egeplasderde-genel-kurul-heyecani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMİZ ENERJİ YATIRIMCISINDA &#8221;SAATLİK MAHSUPLAŞMA&#8221; TEDİRGİNLİĞİ</title>
		<link>https://ibailetisim.com/temiz-enerji-yatirimcisinda-saatlik-mahsuplasma-tedirginligi/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/temiz-enerji-yatirimcisinda-saatlik-mahsuplasma-tedirginligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:57:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5260</guid>

					<description><![CDATA[Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından enerji sektörünün görüşüne sunulan “Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı” öz tüketim amaçlı güneş ve rüzgâr enerjisi santrali yatırımcılarını tedirgin ediyor. Yönetmelik taslağına göre bu santrallerde aylık olarak gerçekleştirilen ve üretilen enerji ile tüketilen enerji arasındaki farkı yansıtan mahsuplaşma uygulamasının saatlik olarak yapılması öngörülüyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Temiz Enerji yatırımcısında “saatlik mahsuplaşma” tedirginliği</strong></li>



<li><strong>EPDK’nın enerji sektörünün değerlendirmesine sunduğu, öz tüketim amaçlı güneş ve rüzgâr enerji santrallerinde aylık mahsuplaşmadan saatlik mahsuplaşmaya geçmeyi hedefleyen yönetmeliğe ENSİA’dan itiraz geldi.</strong></li>



<li><strong>ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar:</strong></li>



<li><strong>“Öz tüketim amaçlı enerji santrallerinde saatlik mahsuplaşma, geriye dönük yatırımları kapsarsa oyun içinde kural değiştirmek anlamına gelir.”</strong></li>



<li><strong>“Saatlik mahsuplaşma uygulaması, proje fizibilite ve kredi süreçleri aylık mahsuplaşmaya göre kurgulanan santrallerin geri dönüş sürelerini en az 1,5 yıl daha uzatma riski yaratır.”</strong></li>
</ul>



<p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından enerji sektörünün görüşüne sunulan <em>“Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı”</em> öz tüketim amaçlı güneş ve rüzgâr enerjisi santrali yatırımcılarını tedirgin ediyor. Yönetmelik taslağına göre bu santrallerde aylık olarak gerçekleştirilen ve üretilen enerji ile tüketilen enerji arasındaki farkı yansıtan mahsuplaşma uygulamasının saatlik olarak yapılması öngörülüyor.</p>



<p>Taslağa ilişkin kurumsal görüşlerini EPDK’ya ileten Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA), aylık mahsuplaşma uygulamasının geriye dönük yatırımlarda korunmasını talep etti. Taslağa ilişkin açıklamalarda bulunan ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar, taslak yönetmelikte yer alan saatlik mahsuplaşma uygulamasının, öz tüketim amaçlı enerji üretiminin doğası ile uyumlu olmadığını; öngörülen uygulamanın sanayi kuruluşları, kamu kurumları, OSB’ler ve ihracatçı firmalar açısından ciddi ekonomik kayıplar doğurma yada riski taşıdığını belirtti.</p>



<p><strong>// “GES YATIRIMLARI YAVAŞLATACAK”</strong></p>



<p>Türkiye’de &nbsp;lisanssız güneş ve rüzgar enerjisi yatırımların fizibilitelerinin aylık mahsuplaşma üzerine kurulu olduğuna dikkat çeken Anbar, “Saatlik mahsuplaşma, tüketimin yaklaşık %35–45’inin TL karşılığı işlem görmesine ve bu kısım için dağıtım bedeli ve vergilerin ilave edilmesine neden olmaktadır. Bu durum yatırımların geri dönüş sürelerini ortalama 1,5 yıl kadar uzatmaktadır. Düzenlemenin özellikle 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamına giren sektörlerimizde ihracatçı firmalarımızın rekabet gücünü azaltacağını ve bir temiz enerji ülkesi olan Türkiye’de öz tüketim amaçlı yatırımlarını önemli ölçüde yavaşlatacağı endişesini taşıyoruz” dedi.</p>



<p><strong>// “MİLAT BELİRLENMELİ VE GERİYE İŞLEMEMELİ”</strong></p>



<p>ENSİA’nın kurumsal görüşünün, mevcut aylık mahsuplaşma uygulamasının devamı yönünde olduğunun altını çizen Anbar, taslağın yürürlüğe girmesi ile 2035 yılı için 75 bin Megavat (MW) olarak öngörülen güneş enerjisi kurulu güç hedefi ve 2053 Net Sıfır vizyonunun da tehlikeye gireceği görüşünü savundu.</p>



<p>Saatlik uzlaştırma uygulamasının yatırım fizibilitelerinin tamamını bozarak, mevcut yatırımlarda “kazanılmış hak” ilkesine aykırılık oluşturduğunu kaydeden Elvan Aygün Anbar, bu durumu “Oyun içerisinde kural değiştirmek” olarak niteledi. Bu durumun görünmeyen bir başka tehlikesinin banka kredili projelerde doğacak ciddi finansal riskler olduğunu vurgulayan Anbar, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>



<p><strong>// “GERİ DÖNÜŞ SÜRESİ ORTALAMA 1,5 YIL UZAR”</strong></p>



<p><strong>“Saatlik uzlaştırma, ihtiyaç fazlası enerjiyi yapay olarak artırırken; bu durum hem kamu hem özel sektör için finansal kayıplar oluşturacaktır. Bu durumda tüketimin yaklaşık %35 45’lik kısmı kWh bazlı mahsuplaşma dışında kalacak, bu kısım için dağıtım bedeli ve vergiler dahil olmak üzere yaklaşık 1,5 TL/kWh ilave maliyet oluşacaktır. Bu durum, mevcut yatırımların geri dönüş sürelerini artırma riski taşımaktadır. Dağıtık güneş enerjisi yatırımlarının yaygınlaştırılması hedeflenirken, saatlik mahsuplaşma modeli bu yatırımların ekonomik anlamda sürdürülebilirliğini ortadan kaldırmaktadır. Bu çerçevede ENSİA olarak; aylık mahsuplaşma uygulamasının korunmasını, en azından sanayi tesisleri, OSB’ler, kamu kurumları ve yüksek tüketimli aboneler için istisna tanınmasını, mevcut tesislerde kazanılmış hakların gözetilmesini ve şebeke dengesi hedefleniyorsa bunun depolamalı GES yatırımlarının teşviki yoluyla sağlanmasını gerekli görmekteyiz. Saatlik mahsuplaşmaya geçişin kaçınılmaz görülmesi halinde ise mutlak surette bir milat tarih belirlenmesini ve uygulamanın mevcut yatırımları da kapsayacak şekilde geriye doğru işletilmemesi gerektiğini düşünmekteyiz. Yatırımcının bu endişesini haklı çıkaracak uygulamaları geçmişte maalesef yaşamıştık. Milat tarih ise 1 Temmuz 2026 olarak belirlenebilir. &nbsp;Aksi halde söz konusu düzenleme, lisanssız güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarını yavaşlatacak, sanayinin enerji maliyetlerini artıracak ve ulusal enerji dönüşüm hedeflerine ulaşılmasını zorlaştıracaktır.”</strong></p>



<p><strong>ÖN LİSANS ALAN DEPOLAMALI</strong><br><strong>RES VE GES  PROJELERİNDE</strong><br><strong>GERÇEKLEŞME %3 BİLE DEĞİL</strong></p>



<p>Türkiye’nin enerji güvenliği ve temiz enerji kaynaklarının kurulu güç içerisindeki payının artırılmasında enerji depolama sistemlerinin kritik önem taşıdığını hatırlatan ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar, bugüne kadar 34 bin MW&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; kurulu gücünde depolamalı GES ve RES ön lisansı verildiğini, bu projeler işletmeye girdikçe Türkiye&#8217;nin enerji güvenliğinde daha güçlü bir konuma geleceğini söyledi.</p>



<p>Ocak 2026 itibarıyla Türkiye genelinde depolamalı lisansa geçen projelerin toplam kurulu gücünün&nbsp; 944 MW, toplam depolama kapasitesinin ise 832 MW olduğunu anımsatan Anbar, &nbsp;yatırımlarını öngörülen sürelerde hayata geçirmeyen şirketlerin ön lisanslarının EPDK tarafından iptal edilmesi uygulamasını desteklediklerini sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/temiz-enerji-yatirimcisinda-saatlik-mahsuplasma-tedirginligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TİBET MAKİNA TASARIM MERKEZİ STATÜSÜ İLE SAVUNMA SANAYİSİNE ODAKLANDI</title>
		<link>https://ibailetisim.com/tibet-makina-tasarim-merkezi-statusu-ile-savunma-sanayisine-odaklandi/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/tibet-makina-tasarim-merkezi-statusu-ile-savunma-sanayisine-odaklandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:55:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5258</guid>

					<description><![CDATA[Yenilenebilir enerji, savunma ve havacılık başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum döner tabla dişlileri ve rulmanları üreten Tibet Makina bünyesinde kurulan Tasarım Merkezi, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onay aldı. Şirketin Menemen Emiralem’deki yerleşkesinde hizmet veren Tasarım Merkezi’nde tam zamanlı 11 Mühendis 3 Destek Teknikeri görev yaparken, savunma sanayisine odaklanan tüm projeler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tibet Makina, Tasarım Merkezi statüsü ile savunma sanayisine odaklandı</strong></li>



<li><strong>Tibet Makina Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tibet Arbak:</strong></li>



<li><strong>“Savunma sanayisi başta olmak üzere farklı sektörlere yaptığımız özel üretim projelerini, tasarım merkezi çatısı altında topladık.”</strong></li>



<li><strong>“İzmir, mevcut sanayi altyapısı ile savunma sanayisinde daha güçlü bir konuma ulaşmalı”</strong></li>
</ul>



<p>Yenilenebilir enerji, savunma ve havacılık başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum döner tabla dişlileri ve rulmanları üreten Tibet Makina bünyesinde kurulan Tasarım Merkezi, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onay aldı.</p>



<p>Şirketin Menemen Emiralem’deki yerleşkesinde hizmet veren Tasarım Merkezi’nde tam zamanlı 11 Mühendis 3 Destek Teknikeri görev yaparken, savunma sanayisine odaklanan tüm projeler bu merkez çatısı altında birleştirildi.</p>



<p>Tasarım Merkezi onayı hakkında değerlendirmelerde bulunan Tibet Makina Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tibet Arbak, savunma sanayisinde öncü ve yenilikçi projeler ve yüksek mühendislik içeren Ar-Ge çalışmaları ile sektöre verdikleri katkıyı artırmayı hedeflediklerini söyledi. Büyük önem verdikleri Üniversite &#8211; Sanayi işbirliği çerçevesinde 2025 yılında biri Hong Kong’da olmak üzere uluslararası seçkin kongrelerde dört bildiri yayınladıkları bilgisini veren Arbak, Q1 ve Q2 seviye dergiler için makale hazırlıklarına devam ettiklerini vurguladı.</p>



<p><strong>// TÜM PROJELER TEK ÇATI ALTINDA</strong></p>



<p>Tibet Makine’nın alüminyum döner tabla dişlisi üretiminde dünyada sadece birkaç firmada bulunan özel bir know how uyguladığına işaret eden Arbak, Bakanlık kabulü alan Tasarım Merkezi hakkında şu bilgileri verdi:</p>



<p><strong>“Şirketimizin savunma ve havacılık sanayisi başta olmak üzere farklı sektörlere yaptığı özel üretim projeleri Tasarım Merkezi’mizin çatısı altında topladık. Böylece süreç yönetimi, maliyet dağılımı ve proje yapılarını standardize ederken, dijital izlenebilirlik seviyemizi en üst seviyeye çıkardık. Tasarım Merkezi statümüz, proje bazlı Ar-Ge ve tasarım faaliyetlerimizi daha etkin bir şekilde hayata geçirmemize olanak tanıyor. 56 yılı geride bırakan bir şirket olarak bugüne kadar TÜBİTAK, KOSGEB ve İzmir Kalkınma Ajansı gibi Türkiye&#8217;nin önde gelen destekleyici kurumlarıyla iş birliği içinde pek çok başarılı Ar-Ge projesine imza attık. Bu projeler, sektörümüzdeki öncü konumumuzu güçlendirdi.</strong><strong> Tasarım Merkezi statümüz ile bu konumumuzu bir üst lige taşımaktan mutluluk duyuyoruz.”</strong></p>



<p><strong>// İHRACATTA KATMA DEĞER SORUNU</strong></p>



<p>İzmir’in mevcut sanayi altyapısı ile savunma sanayisinde daha güçlü bir konuma ulaşması ve küresel ölçekte bir üretim merkezi olması gerektiğinin altını çizen Tibet Arbak, sektörün ihracatında üretilen ortalama katma değerin ülke ortalamasının 40 katından fazla olduğunu anımsattı.</p>



<p>Son beş yılda ihracatını en fazla artıran sektörün savunma ve havacılık olduğu sözlerine ekleyen Arbak, 2021 yılında ihracattan yüzde 1,4 pay alan savunma sanayisinin, 2025 yılında bu payı yüzde 4,2’ye yükselterek yüzde 213 oranında ihracat artışı kaydettiğini belirtti.</p>



<p>İzmir ve Ege Bölgesi’nin yetişmiş işgücü, imalat sanayisi altyapısı ve lojistik olanakları ile bu ihracat pastasından daha fazla pay alması gerektiğine dikkat çeken Tibet Arbak, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>



<p><strong>“Türkiye’nin ihracatında yüksek katma değerli ürünlerin payı yüzde 5’i dahi bulmuyor. Üretimde yaşadığımız maliyetler, ihracatçı şirketlerimizi rekabetçi olmaktan hızla uzaklaştırıyor. Bu noktada mukayeseli üstünlüğümüz, mühendislik birikimimiz ile katma değeri yüksek ürün ihracatından geçiyor. Savunma sanayimiz bu denklemde çok özgün bir yere sahip ve tüm dünyanın dikkatini çeken bir başarı öyküsü yazıyor. Tibet Makina Tasarım Merkezi’miz de bu vizyona sahip çıkıyor. Sadece üretimde değil, akademik katkı süreçlerinin de paydaşı olmaya özel bir önem atfediyoruz.</strong></p>



<p></p>



<p><strong>ENERJİ VE SAVUNMADA DÜNYA</strong><br><strong>DEVLERİNİN STRATEJİK PARTNERİ</strong></p>



<p>Tibet Makina, savunma sanayinde ürettiği taret rulman ve dişlilerinde dünyada kendi lisansı ve patenti olan az sayıdaki firmadan biri olma özelliği taşırken, kısa adı SAHA olan Savunma ve Havacılık Kümesi içerisinde birçok savunma sanayi şirketinin stratejik ortakları arasında yer alıyor.</p>



<p>Rüzgâr enerji santrallerinin en kritik ekipmanlarından olan döner tabla dişlileri ve rulmanlarını üreten Tibet Makina, bu alanda dünyanın önde gelen santral üreticilerinin tedarikçileri&nbsp; arasında yer alıyor. Üretiminin yaklaşık yarısını 7 ülkeye ihraç eden Tibet Makina, üretimini 1998 yılından bugüne Menemen-Emiralem’deki tesislerinde sürdürüyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/tibet-makina-tasarim-merkezi-statusu-ile-savunma-sanayisine-odaklandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜMRÜK BİRLİĞİ’NE ACİL REVİZYON ŞART</title>
		<link>https://ibailetisim.com/gumruk-birligine-acil-revizyon-sart/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/gumruk-birligine-acil-revizyon-sart/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:46:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5252</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa Birliği ile 1 Ocak 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği Antlaşması otuz yılı geride bırakırken, Türkiye, Birliğe tam üye olmadan sisteme dahil olan ilk ve tek ülke olma özelliğini koruyor. Türkiye’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 273 milyar dolarlık ihracatın yaklaşık yarısı Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleşirken, Avrupa&#8217;nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündemine aldığı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>“GÜMRÜK BİRLİĞİ’NE ACİL REVİZYON ŞART”</strong></li>



<li><strong>EGE PLASTİK SANAYİCİLERİ DERNEĞİ (EGEPLASDER) BAŞKANI ŞENER GENÇER:</strong></li>



<li><strong>“30 YILI GERİDE BIRAKAN GÜMRÜK BİRLİĞİ, TÜRKİYE’NİN İHRACATA ODAKLANMASINDA ÖNEMLİ İŞLEV YÜKLENSE DE BUGÜN İÇİN KİME VE NEYE HİZMET ETTİĞİ ANLAŞILMAYAN ASİMETRİK BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜ.”</strong></li>



<li><strong>“GÜMRÜK BİRLİĞİ İÇİN REVİZYON TALEPLERİ 15 YILDIR HÜKÜMETİMİZ, İŞ DÜNYASI TEMSİLCİLERİ  VE AKADEMİSYENLER TARAFINDAN DİLE GETİRİLSE DE HİÇBİR OLUMLU ADIM ATILAMADI.”</strong></li>
</ul>



<p>Avrupa Birliği ile 1 Ocak 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği Antlaşması otuz yılı geride bırakırken, Türkiye, Birliğe tam üye olmadan sisteme dahil olan ilk ve tek ülke olma özelliğini koruyor. Türkiye’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 273 milyar dolarlık ihracatın yaklaşık yarısı Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleşirken, Avrupa&#8217;nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündemine aldığı “Made in Europe” projesi ile Birliğe üye ülkelerde üretilen ürünlerin teşvik edilmesi, Türkiye’nin AB’ye ihracatının önünde ciddi bir risk unsurunu oluşturuyor.&nbsp;</p>



<p>Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer; Türk sanayisinin ürün kalitesi ve rekabetçi üretim sistemlerine kavuşmasında önemli bir işlev yüklenen Gümrük Birliği’nin acil revizyona ihtiyaç duyduğunu belirtti.</p>



<p><strong>// 30 YILDIR AYNI SİSTEM</strong></p>



<p>30 yıldır değiştirilmeden sürdürülen Gümrük Birliği&#8217;nin, çağın küresel ticari gereksinimleri ışığında güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Gençer, AB’nin, farklı ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Antlaşmaları’nın aynı şekli ile Türkiye’yi de bağlamasının, yerli üretim gücünü olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Avrupa&#8217;nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği ‘Made in Europe’ ile Avrupa&#8217;da üretilen ürünleri teşvik etmesinin bir diğer sorun başlığı olarak Türk ihracatçılarının önünde durduğunu kaydeden Gençer, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>



<p><strong>// “MADE IN EUROPE” İHRACATÇI İÇİN BÜYÜK SORUN</strong></p>



<p><strong>“Gümrük Birliği mekanizmamız bulunmasına rağmen, yeni uygulama sadece AB&#8217;ye üye ülkeleri kapsar ve Türkiye&#8217;yi dışarıda bırakması söz konusu olursa, gümrük mekanizmamız fiilen işlevsiz kalacak.</strong></p>



<p><strong>Plastik sektöründe dünyanın altıncı, Avrupa’nın en büyük ikinci üreticisi olan Türkiye’nin yeşil ve dijital dönüşümü dikkate alarak Gümrük Birliği’nde acil bir revizyon yapması gerektiğini düşünmekteyiz. 30 yılı geride bırakan Gümrük Birliği, ülkemizin ihracata odaklanmasında önemli işlev yüklense de, bugün için kime ve neye hizmet ettiği anlaşılmayan asimetrik bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu alandaki revizyon talepleri 15 yıldır Hükümetimiz, iş dünyası temsilcilerimiz&nbsp; ve akademisyenler tarafından dile getirilse de hiçbir olumlu adım atılamadı.”</strong></p>



<p><strong>// PLASTİK MAMUL İHRACATINDA 10 MİLYAR $ AŞILACAK</strong></p>



<p>Türk Plastik sektörünün 2025 yılında 9,6 milyar dolara imza atarak, “Kimyevi Maddeler ve Mamulleri” sektörü içerisinde en yüksek paya sahip olduğunu anımsatan EGEPLASDER Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer, 2026 yılında Kimya sektörü ihracatının 35 milyar dolar, Plastik sektörü ihracatının ise 10 milyar dolar çıtasını aşacağına inandığını sözlerine ekledi.</p>



<p>Plastik sektörünün, termoplastik hammadde ihtiyacını yerli üretimle karşılama oranının yıldan yıla azaldığına işaret eden Gençer, bu alanda yapılacak yatırımlara duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığını söyledi. Şener Gençer, petrokimyaya yapılacak yatırımların çağın gereği olan üretim ölçeklerine uygun büyüklükte kurgulanması ve mutlaka kamu otoritesinin paydaşlığında gerçekleşmesi gerektiği görüşünü savundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/gumruk-birligine-acil-revizyon-sart/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
