<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı | İletişim Ajansı | İZMİR</title>
	<atom:link href="https://ibailetisim.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ibailetisim.com</link>
	<description>İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Jun 2026 07:54:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://ibailetisim.com/wp-content/uploads/2022/05/logo.png</url>
	<title>İBA Stratejik İletişim Danışmanlığı | İletişim Ajansı | İZMİR</title>
	<link>https://ibailetisim.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Jeotermalde EGS Teknolojisi, Fosil Yakıtsız Geleceğin Kapılarını Açıyor</title>
		<link>https://ibailetisim.com/jeotermalde-egs-teknolojisi-fosil-yakitsiz-gelecegin-kapilarini-aciyor/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/jeotermalde-egs-teknolojisi-fosil-yakitsiz-gelecegin-kapilarini-aciyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5332</guid>

					<description><![CDATA[Orta Doğu kaynaklı sıcak çatışmaların yarattığı arz kesintileri, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere yenilenebilir enerjiye yönelik destek mekanizmalarında çok daha hızlı bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Petrol ve doğal gaz çıkarmak için geliştirilen sondaj teknolojilerin uyarlandığı Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (Enhanced Geothermal System &#8211; EGS), fosil yakıtsız bir geleceğin kapılarını açacak kritik bir anahtar olarak görülüyor. Başta [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Jeotermalde EGS Teknolojisi, Fosil Yakıtsız Geleceğin Kapılarını Açıyor</strong></li>



<li><strong>Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap:</strong></li>



<li><strong>“Kalkınmış ülkelerde hızla yaygınlaşan Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (Enhanced Geothermal System &#8211; EGS), fosil yakıtsız bir geleceğin kapılarını açıyor.”</strong></li>



<li><strong>Elektrik arzının %10&#8217;unun EGS tarafından karşılandığı senaryoda; karasal rüzgâr kapasitesi ihtiyacı %15, güneş enerjisi kapasitesi %12 ve batarya depolama ihtiyacı %28 oranında azalacak.” </strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Doğu kaynaklı sıcak çatışmaların yarattığı arz kesintileri, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere yenilenebilir enerjiye yönelik destek mekanizmalarında çok daha hızlı bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Petrol ve doğal gaz çıkarmak için geliştirilen sondaj teknolojilerin uyarlandığı Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (Enhanced Geothermal System &#8211; EGS), fosil yakıtsız bir geleceğin kapılarını açacak kritik bir anahtar olarak görülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başta ABD olmak üzere yüksek jeotermal potansiyeli olan ülkelerde kullanım alanı hızla yaygınlaşan EGS teknolojisi hakkında bilgi veren Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, “Bu teknoloji geleneksel jeotermal santrallerin aksine, yerin yaklaşık sekiz kilometre altına kadar inilerek çatlak kayalara sıvı enjekte edilmesi ve ısınan sıvının elektrik üretimi için tekrar yeryüzüne pompalanması esasına dayanıyor. Jeotermal enerji ile diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının ihtiyaç duyduğu depolama, güçlü iletim ve dağıtım sistemi ihtiyacı ortadan kalkacak” dedi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// ENERJİ GÜVENLİĞİ SAĞLAYACAK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kındap, dünyanın en önemli araştırma kurumu olan Stanford Üniversitesi tarafından EGS teknolojisi kapsamında yapılan ve sonuçları Nisan ayında yayımlanan bilimsel çalışma hakkında da bilgi verdi. Buna göre EGS teknolojisinin temiz enerjiye geçiş sürecinde gereken dev altyapı ihtiyacını önemli ölçüde azaltarak elektrik fiyatlarını rekabetçi seviyelerde tutabileceğinin ortaya konulduğu bilgisini veren Kındap, EGS teknolojisinin enerji güvenliği sağlarken hava kirliliğini de ortadan kaldırdığını vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geliştirilmiş jeotermal sistemlerin her noktadan hayata dahil olması ve ihtiyaca göre üretilebilmesinin, jeotermal enerjiyi diğer enerji kaynaklarından ayıran en önemli özellik olduğunun altını çizen Kındap, “Ülkemiz bugüne kadar enerji teknolojileri geliştirme çalışmalarında arzu edilen seviyenin çok gerisinde kaldı. Jeotermalde dünyanın en yüksek potansiyeline sahip ülkelerinden biri olarak, EGS teknolojilerinin geliştirilmesinde proaktif olarak yer almalıyız” dedi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">EGS teknolojisinin temiz enerjiye geçişte rüzgâr, güneş ve batarya altyapısına duyulan ihtiyacı da ciddi oranda azaltarak maliyetleri düşürebileceğine dikkat çeken JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// ENERJİ MALİYETİ %60 AZALIYOR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“EGS; rüzgâr, güneş, hidroelektrik ve bataryalarla birlikte çalışarak dünyanın enerji ihtiyacını karşılamaya yardımcı olan, gelecek vaat eden temiz ve yenilenebilir bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Düşük maliyetle enerji güvenliği sağlarken enerji kaynaklı hava kirliliğini ve küresel ısınmayı da önemli ölçüde azaltıyor.&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>EGS&#8217;nin kullanıldığı ve kullanılmadığı senaryolar karşılaştırıldığında; elektrik arzının sadece yüzde 10&#8217;unun EGS tarafından karşılandığı senaryoda; karasal rüzgâr kapasitesi ihtiyacının yüzde 15, güneş enerjisi kapasitesinin yüzde 12 ve batarya depolama gereksinimlerinin ise yüzde 28 oranında azaldığı ortaya çıkıyor.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çalışma ayrıca, EGS sisteme dahil olsun veya olmasın, temiz ve yenilenebilir enerjinin maliyetleri düşürdüğünü gösteriyor. Her iki senaryoda da yıllık enerji maliyetleri, mevcut fosil yakıt kullanımı senaryosuna kıyasla yaklaşık yüzde 60 oranında azalıyor. Hava kirliliğine bağlı hastalıklar ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi sağlık ve iklim maliyetleri hesaba katıldığında, toplam toplumsal maliyetler yaklaşık yüzde 90 oranında düşüyor”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// VERİ MERKEZLERİNİN ENERJİSİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">EGS&#8217;nin kesintisiz elektrik sağlama yeteneğinin, yapay zekâ teknolojileri nedeniyle dünya genelinde sayıları hızla artan veri merkezlerinin enerji ihtiyacını karşılamak için de kritik bir çözüm olarak görüldüğünü sözlerine ekleyen Ali Kındap, maliyet boyutunun teknolojinin yaygınlaşmasının önünde geçici engel oluşturduğunu, bilimsel araştırmaların, sondaj hızlarındaki iyileşmeler ile 2035 yılına kadar fiyatların önemli ölçüde düşebileceğini gösterdiğini kaydetti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>EGS TEKNOLOJİSİNDEN KISA KISA…</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>EGS ile enerji üretimi için gereken arazi ihtiyacı ülkelerin toplam yüzölçümünün yüzde 0,57&#8217;sinden yüzde 0,48&#8217;ine geriliyor. </li>



<li>Artan sondaj hızları EGS projelerinin, inşası dünya genelinde 12 ila 23 yıl nükleer enerjiye kıyasla çok daha hızlı tamamlanmasını sağlıyor. </li>



<li>EGS; silahların yayılması, erime, radyoaktif atık sızıntısı veya yeraltı uranyum madenciliği gibi riskler taşımıyor.</li>



<li>Elektrik arzının sadece yüzde 10&#8217;unun EGS tarafından karşılandığı senaryoda; karasal rüzgâr kapasitesi ihtiyacı yüzde 15, güneş enerjisi kapasitesi yüzde 12 ve batarya depolama ihtiyacı yüzde 28 oranında azalıyor. </li>



<li>Dünya genelinde sayıları hızla artan veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu enerjiyi sürdürülebilir şekilde karşılamak için EGS kritik bir çözüm sunuyor. </li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/jeotermalde-egs-teknolojisi-fosil-yakitsiz-gelecegin-kapilarini-aciyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EGEPLASDER’DEN DUAYENLERE VEFA</title>
		<link>https://ibailetisim.com/egeplasderden-duayenlere-vefa/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/egeplasderden-duayenlere-vefa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 07:45:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5329</guid>

					<description><![CDATA[Bu yıl kuruluşunun 25’inci yılını kutlayan Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER), 19 yıl süre ile Derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten 85 yaşındaki duayen sanayici Erol Paksu’ya ve vefat eden üyelerinin ailelerine yönelik unutulmaz bir vefa örneği sergiledi.&#160; Dernek merkezinde düzenlenen törende Erol Paksu’nun plaketini Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer ve Türk plastik sektörünün bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>EGEPLASDER’DEN DUAYENLERE VEFA</strong></li>



<li><strong>EGE PLASTİK SANAYİCİLERİ DERNEĞİ (EGEPLASDER), 19 YIL YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLARAK GÖREV YAPAN EROL PAKSU’YA VE VEFAT EDEN ÜYELERİNİN AİLELERİNE 25. YIL PLAKETİ TAKDİM ETTİ.</strong></li>



<li><strong>EGEPLASDER YÖNETİM KURULU BAŞKANI ŞENER GENÇER:</strong></li>



<li><strong>“DUAYENİMİZ VE AĞABEYİMİZ EROL PAKSU, EN ZOR ZAMANLARDA DERNEĞİMİZİ SIRTLADI VE 19 SENE ARALIKSIZ GÖREV YAPTI. KENDİSİNE VE VEFAT EDEN SANAYİCİ DOSTLARIMIZA VEFAMIZI VE MİNNETİMİZİ İFADE ETMEK İSTEDİK.”</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yıl kuruluşunun 25’inci yılını kutlayan Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER), 19 yıl süre ile Derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten 85 yaşındaki duayen sanayici Erol Paksu’ya ve vefat eden üyelerinin ailelerine yönelik unutulmaz bir vefa örneği sergiledi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dernek merkezinde düzenlenen törende Erol Paksu’nun plaketini Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer ve Türk plastik sektörünün bir başka duayen ismi Erdoğan Çiçekçi takdim etti. Törende geçen yıllarda hayatlarını kaybeden merhum sanayiciler Ahmet Özer, Kazım Sertdemir ve Lütfü Büyükkasap’ın adlarına aile üyelerine plaketleri takdim edildi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// VEFA VE MİNNET İFADESİ&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Törende bir konuşma yapan EGEPLASDER Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer, sivil toplum kuruluşlarında fahri olarak görev yapan, işlerine ve ailelerine ayıracakları zamanı sektörlerinin gelişimi için harcayan insanlara vefa örneği sergilemek istediklerini vurguladı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">2001 yılında Derneğin Kurucu Yönetim Kurulu’nda yer alan ve 2020 yılına kadar aralıksız Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdüren Erol Paksu’ya tüm meslektaşlarının minnet duyduğunu ifade eden Gençer, “Ben de uzun yıllar Erol ağabeyimin Yönetim Kurulu’nda görev aldım. Derneğimizi en zor zamanlarımızda sırtlayan, 19 yıl boyunca aralıksız görev yapan, Ege Bölgesi Sanayi Odası başta olmak üzere iş dünyası kurumlarında sektörümüzü başarıyla temsil eden Erol ağabeye borcumuz çok fazla. Kendisine ve vefat eden sanayici üyelerimize vefamızı ve minnetimizi ifade etmek istedik. Aynı şekilde dernek binamızın satın alınmasında büyük emeği olan Danışma Kurulu Başkanımız Erdoğan Çiçekçi ağabeyimizi şükran borçluyuz.” dedi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duayen sanayici Erol Paksu da derneklerde fahri olarak icra edilen görevlerin bir bayrak yarışı olduğunu hatırlattı. EGEPLASDER’in her geçen yıl sektördeki ağırlığını artıran, projeler üreten, çekim merkezi olan bir sivil toplum kuruluşu olduğunu sözlerine ekleyen Paksu, kendisine gösterilen vefa nedeniyle çok duygulandığını söyledi.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/egeplasderden-duayenlere-vefa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>JEOTERMAL SEKTÖRÜNDEN ‘8 CENT’LİK TABAN FİYAT’ TALEBİ</title>
		<link>https://ibailetisim.com/eotermal-sektorunden-8-centlik-taban-fiyat-talebi/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/eotermal-sektorunden-8-centlik-taban-fiyat-talebi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 07:32:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5318</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’deki jeotermal yatırımcılarını çatısı altında buluşturan Jeotermal Enerji Derneği’nin (JED) geleneksel hâle getirdiği Bahar Buluşması, Kuşadası Charisma Otel’de gerçekleştirildi. Derneğin Yönetim Kurulu Üyeleri ve kurumsal üye şirketlerin temsilcilerinin katıldığı toplantıda, sektörün yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri detaylarıyla masaya yatırıldı. Toplantıda sektöre ilişkin değerlendirmelerde bulunan JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’de halen üretim yapan 1798 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>JEOTERMAL SEKTÖRÜNDEN ‘8 CENT’LİK TABAN FİYAT’ TALEBİ </strong></li>



<li><strong>JEOTERMAL ENERJİ DERNEĞİ (JED) BAŞKANI ALİ KINDAP:</strong></li>



<li><strong>“2026 YILI SONUNDA İŞLETMEDE OLAN JEOTERMAL SANTRALLERİN YARISI YEKDEM KAPSAMINDAN ÇIKMIŞ OLACAK.”</strong></li>



<li><strong>“ENERJİ SEKTÖRÜNDEKİ MEVCUT FİYAT SEVİYESİ DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE, JEOTERMAL SANTRALLERİN 8 DOLAR/CENT’LİK TABAN FİYATLA ENERJİ ÜRETMELERİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR.”</strong></li>



<li><strong>“MİLLİ SERVET NİTELİĞİNDE OLAN BU SANTRALLERİN YATIRIMCILARI, OKYANUSTA TEK BAŞLARINA YÜZMEYE TERK EDİLMEMELİ.”</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’deki jeotermal yatırımcılarını çatısı altında buluşturan Jeotermal Enerji Derneği’nin (JED) geleneksel hâle getirdiği Bahar Buluşması, Kuşadası Charisma Otel’de gerçekleştirildi. Derneğin Yönetim Kurulu Üyeleri ve kurumsal üye şirketlerin temsilcilerinin katıldığı toplantıda, sektörün yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri detaylarıyla masaya yatırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplantıda sektöre ilişkin değerlendirmelerde bulunan JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’de halen üretim yapan 1798 MW kurulu gücündeki jeotermal enerji santrallerinin yüzde 80’inin 2010-2020 yılları arasında devreye alındığını anımsattı. Kındap, on yıllık Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) sürelerini tamamlayarak teşvik sisteminden çıkan bu santrallerin, belirlenecek taban fiyatla enerji üretmeye devam etmelerinin hayati önem taşıdığını belirtti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// 2026 SONUNDA 833 MW YEKDEM DIŞINDA&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">7 gün 24 saat boyunca baz yük olarak temiz enerji üretebilen jeotermal enerji santrallerinin zarar eder noktaya sürüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Ali Kındap, 2025 sonu itibarıyla 620 Megavat (MW) kurulu gücünde jeotermal santralin YEKDEM sürelerini tamamlayarak teşvik sistemi dışına çıktığını, 2016 yılında devreye alınan ve YEKDEM sürelerini 2026 yılında tamamlayacak santrallerle birlikte bu yılın sonunda sistemden çıkan kurulu gücün 833 MW’a ulaşacağı bilgisini verdi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu seviyenin Türkiye’nin jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücünün yüzde 47’sine karşılık geldiğine işaret eden JED Başkanı Kındap, sektör temsilcileri olarak, YEKDEM kapsamı dışında kalan santraller için 8 dolar/cent seviyesinde bir taban fiyat belirlenmesi gerektiğini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na önerdiklerini kaydetti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// SİSTEMDEN ÇIKAN SANTRAL YATIRIMI 3 MİLYAR $</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sistemden çıkan santrallerin toplam yatırım bedelinin 3 milyar doları aştığına dikkat çeken Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Birer milli servet olan bu santrallerin Türkiye’deki mevcut fiyatlama mekanizması ile kâr edebilmeleri mümkün değil. Taban fiyat belirlenmemesi durumunda, Türkiye’nin yenilenebilir enerji vizyonuna en yüksek kapasite faktörü ile katkı sağlayan bu tesislerin yatırımcıları, adeta okyanusta tek başlarına yüzmek zorunda kalacak. Bu yatırımcılarımız, jeotermal kaynaktan 1 MW enerji üretebilmek için rüzgâr enerjisi yatırımcısından en az üç kat, güneş enerjisi yatırımcısından on kat fazla maliyete katlanmak zorunda kalan insanlarımızdır. Hemen hemen tümü dövize bağlı olan bu riskin tamamını sırtına alan yatırımcımız; projesinden gelir elde etmek, bu geliri kapasitesini artırmak ve teknolojisine yatırım yapmak için kullanmak bir yana mevcut durumunu dahi koruyamıyor. Olması gereken seviyenin çok altında kalan Piyasa Takas Fiyatı, yüksek enflasyon etkisi ve dolar bazında yaşadığımız fiyat düşüşlerinden hırpalanan jeotermal enerji sektörü olarak, kilovat/saat başına en az 8 dolar/cent seviyesinde bir taban fiyat uygulamasını talep ediyoruz. Bu talebimizin, jeotermal santrallerin enerji üretim sistemimizdeki kritik rolleri dikkate alındığında son derece hakkaniyetli olduğuna inanıyoruz.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>RAKAMLARLA JEOTERMAL SEKTÖRÜ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin %5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada yedinci, Avrupa&#8217;da ise birinci sırada yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1798 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Maden Tetkik ve Arama Kurumu (MTA) Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW/termal olarak açıklarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye üçte birinden azına karşılık gelen 19 bin 836 MW/termal kullanıma sahip. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/eotermal-sektorunden-8-centlik-taban-fiyat-talebi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tibet Makina “SAHA”ya çıkıyor</title>
		<link>https://ibailetisim.com/tibet-makina-sahaya-cikiyor/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/tibet-makina-sahaya-cikiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 09:04:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5315</guid>

					<description><![CDATA[Savunma, havacılık ve uzay teknolojilerinin Türkiye’deki küresel buluşma noktası olan SAHA EXPO, 5-9 Mayıs 206 tarihleri arasında 120’den fazla ülkeden 200 bini aşkın ziyaretçiye ev sahipliği yapacak. T.C. Cumhurbaşkanlığı’nın himayelerinde bu yıl 5’inci kez gerçekleşecek fuarda bin 700’ün üzerinde katılımcı firma yer alırken, 25 binin üzerinde B2B görüşme yapılması hedefleniyor.&#160; SAHA EXPO’da yerini alan Tibet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tibet Makina “SAHA”ya çıkıyor</strong></li>



<li><strong>Tibet Makina, savunma, havacılık ve uzay teknolojilerinin Türkiye’deki küresel buluşması olan SAHA EXPO’da yerini alıyor.</strong></li>



<li><strong>Tibet Makina Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tibet Arbak:</strong></li>



<li><strong>“Üretim gücümüzü, mühendislik kabiliyetimizi, savunma ve havacılık sektörlerine sunduğumuz yüksek teknolojili çözümleri müşterilerimizle buluşturmak için sabırsızlanıyoruz.”</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma, havacılık ve uzay teknolojilerinin Türkiye’deki küresel buluşma noktası olan SAHA EXPO, 5-9 Mayıs 206 tarihleri arasında 120’den fazla ülkeden 200 bini aşkın ziyaretçiye ev sahipliği yapacak. T.C. Cumhurbaşkanlığı’nın himayelerinde bu yıl 5’inci kez gerçekleşecek fuarda bin 700’ün üzerinde katılımcı firma yer alırken, 25 binin üzerinde B2B görüşme yapılması hedefleniyor.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">SAHA EXPO’da yerini alan Tibet Makina; savunma, havacılık ve enerji başta olmak üzere pek çok sektöre özel ürettiği alüminyum dişli ve rulmanları sergileme fırsatı bulacak.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fuarla ilgili görüşlerini açıklayan Tibet Makina Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tibet Arbak, 56 yılı geride bırakan şirketin, Savunma ve Havacılık Kümelenmesi içerisinde pek çok savunma sanayi şirketinin stratejik ortakları arasında yer aldığını vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “SAHA FUARI’NA STRATEJİK ÖNEM VERİYORUZ”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Taret rulmanları ve dişlilerinde dünyada kendi lisansı ve patenti olan az sayıdaki firmadan biri olduklarını sözlerine ekleyen Arbak, 5’inci SAHA EXPO Fuarı’nda 6’ncı Hol’de yer alan stantlarında sektöre sundukları yüksek teknolojili çözümleri ve mühendislik kabiliyetlerini mevcut ve potansiyel müşterileri ile buluşturmak için sabırsızlandıklarını söyledi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sergi, deneyim, toplantı ve içerik katmanların tek bir çatı altında birleşmesi nedeniyle SAHA Fuarı’na stratejik önem verdiklerini kaydeden Arbak; şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“SAHA EXPO Fuarı, Türk savunma sanayisinin geldiği küresel başarı seviyesini göstermesi açısından tüm dünyada izleniyor ve son derece nitelikli katılımcı ve ziyaretçi kitlesine ev sahipliği yapıyor. Bugün ülkemiz kara, hava ve deniz gücünde kullandığı ihtiyaçlarını yüzde 82 seviyesinde yerlileştirmeyi başarmış bir ülke.  Özellikle İHA, SİHA, mühimmat, elektronik sistemler kritik silah sistemlerinde tüm dünyanın dikkatini çeken bir başarı öyküsü yazıyoruz. Tibet Makina olarak 25 yılı aşkın süredir üretim yaptığımız Ülkemizi teknoloji üreten küresel bir güç haline getirme vizyonunu güçlü biçimde destekleyen savunma ve havacılık ekosisteminin gelişimine katkı sunmayı, ticari boyutundan çok ötede milli bir vazife bilinci olarak görmekteyiz.” </strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ENERJİ VE SAVUNMADA DÜNYA </strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DEVLERİNİN STRATEJİK PARTNERİ </strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tibet Makina, savunma sanayinde ürettiği taret rulmanları ve dişlilerinde dünyada kendi lisansı ve patenti olan az sayıdaki firmadan biri olma özelliği taşırken, kısa adı SAHA olan Savunma ve Havacılık Kümesi içerisinde birçok savunma sanayi şirketinin stratejik ortakları arasında yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rüzgâr enerji santrallerinin en kritik ekipmanlarından olan döner tabla dişlileri ve rulmanlarını üreten Tibet Makina, bu alanda dünyanın önde gelen santral üreticilerinin tedarikçileri arasında yer alıyor. Üretiminin yaklaşık yarısını 7 ülkeye ihraç eden Tibet Makina, üretimini 1998 yılından bugüne Menemen Emiralem’deki tesislerinde sürdürüyor.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/tibet-makina-sahaya-cikiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZBAŞ’TA EYÜP SEVİMLİ GÜVEN TAZELEDİ</title>
		<link>https://ibailetisim.com/izbasta-eyup-sevimli-guven-tazeledi/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/izbasta-eyup-sevimli-guven-tazeledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2026 13:17:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5313</guid>

					<description><![CDATA[İzmir’in, cazibesi giderek artan kuzey aksında en önemli üretim ve yatırım bölgeleri arasında yer alan İzmir Serbest Bölgesi’nin 2025 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi.&#160; İZBAŞ İzmir Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş ortaklarının yoğun katılım gösterdiği Genel Kurul’da, Sevimli Deri Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Bölgesi Deri Sanayicileri Derneği (EGE DERİDER) Başkanı Eyüp Sevimli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>İZBAŞ’TA EYÜP SEVİMLİ GÜVEN TAZELEDİ</strong></li>



<li><strong>EYÜP SEVİMLİ, İZBAŞ İZMİR SERBEST BÖLGE KURUCU VE İŞLETİCİSİ A.Ş.’NİN OLAĞAN GENEL KURULU’NDA YENİDEN YÖNETİM KURULU BAŞKANI SEÇİLDİ. </strong></li>



<li><strong>İZBAŞ YÖNETİM KURULU BAŞKANI EYÜP SEVİMLİ: </strong></li>



<li><strong>“SANAYİDEN UZAKLAŞAN, YOKSULLUĞA YAKINLAŞIR”</strong></li>



<li><strong>“BU YIL 4 KATILIMCI FİRMAMIZIN ÜRETİME BAŞLAMALARINI BEKLİYORUZ.”</strong></li>



<li><strong>“153 BİN METREKARELİK ARAZİMİZİN, GENİŞLEME SAHAMIZ OLARAK SERBEST BÖLGEMİZE DAHİL OLMASI İÇİN SÜREÇ DEVAM EDİYOR.”</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">İzmir’in, cazibesi giderek artan kuzey aksında en önemli üretim ve yatırım bölgeleri arasında yer alan İzmir Serbest Bölgesi’nin 2025 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İZBAŞ İzmir Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş ortaklarının yoğun katılım gösterdiği Genel Kurul’da, Sevimli Deri Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Bölgesi Deri Sanayicileri Derneği (EGE DERİDER) Başkanı Eyüp Sevimli oybirliği ile yeniden Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi. Genel Kurul’da, İZBAŞ Yönetim Kurulu’nun 2025 yılına ilişkin çalışmaları oybirliği ile ibra edildi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İZBAŞ Mali ve Mevzuat Danışmanı Prof. Dr. Keramettin Tezcan’ın Divan Başkanlığı görevini üstlendiği Genel Kurul’da konuşan Eyüp Sevimli, Bölge’de faaliyet gösteren tüm sektörler için 2025 yılının çok zor koşullar altında geride kaldığını belirterek; üç yılı tamamlamaya hazırlanan ekonomik programın enflasyon, yüksek faiz oranları ve finansman kaynaklarına erişim zorluğu gibi koşulları sanayiciye dayattığını söyledi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “SANAYİCİ CENDERENİN İÇİNDE”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm sanayi sektörlerinin; ihracatlarını, istihdamlarını ve üretimlerini korumakta hiç olmadığı kadar zorluk çektiğinin altını çizen Sevimli, “60 yıldır iş hayatının içinde olan bir arkadaşınız olarak, ülkemizden ve sınırlarımızın dışından kaynaklanan sayısız krizi yaşamış bir iş insanı olarak; Türk sanayisinin hiçbir dönemde böyle bir cenderenin içinde olmadığını özellikle belirtmem gerekiyor.” dedi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin 80 yıldır enflasyon sorununu çözemediğine dikkat çeken Sevimli; ihracat yapan firmaların üretim maliyetlerinin kabul edilebilir seviyelere inmesi, kredi faiz oranlarının yatırım ve üretim yapabilecek düzeyde olması ve döviz kurunun enflasyonla birlikte hareket etmesine ilişkin beklentileri her zeminde dile getirdiklerini vurguladı. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “SANAYİDEN UZAKLAŞAN, YOKSULLUĞA YAKINLAŞIR”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İZBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sevimli, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Türkiye olarak sanayi üretiminden ve her türlü zorluklar altında ayakta kalma mücadelesi veren çilekeş sanayicimizden uzaklaşarak; sadece yoksulluğa, işsizliğe, </strong><strong>döviz yokluğuna bir adım daha yaklaşırız. İmalat sanayi sektörlerinin Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla içerisindeki payı, 2000’li yılların başında %30 seviyesinde iken bugün %18’e gerilemiştir. Türkiye’nin sanayisizleşerek küresel rekabet koşullarında yer alabileceğini düşünen herkese, bu düşüncenin ülkemize ve insanımıza çok ağır maliyetler yükleyeceğini bir kez daha anımsatmak istiyorum. 27 Şubat tarihinden itibaren tüm dünyanın gündeminde olan ABD-İran savaşının ekonomimize yarattığı menfi etkinin, üç yıldır adeta nefes nefese katlandığımız zorluklar ve özverinin bir anda yok olması riskini taşıdığını da ifade etmek isterim.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// DÖRT FABRİKA GÜN SAYIYOR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yatırım ikliminde yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, pek çok yerli ve yabancı sermayeli yatırımcı ile görüşmeleri sürdürdüklerine işaret eden Sevimli, İzmir’in ve İZBAŞ’ın mukayeseli üstünlüklerini ve firmalara sundukları yatırım ortamını tüm yatırımcılarla paylaştıklarını kaydetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçen yıl Ekim ayında üretime başlayan Alman sermayeli Böllhoff firmasının ardından, 2025 yılında temelleri atılan Kaishan Turkey, Alpar Metal, Gico Product Service Solutions ve Roll Nova İzmir Demir Çelik fabrikalarının bu yıl içerisinde devreye girmelerini ve üretime başlamalarını heyecanla beklediklerini söyleyen Sevimli, halen yüzde 90 seviyesinde doluluk oranı ile faaliyet gösteren İZBAŞ’ın 140’ı&nbsp;yerli, 15’i&nbsp;yabancı, 8’i yerli&nbsp;ve yabancı ortaklı 165 firmaya ev sahipliği yaptığı bilgisini verdi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevimli, İZBAŞ’ın genişleme alanı olarak satın alınan 153 bin metrekare büyüklüğündeki arazinin Ticaret Bakanlığı tarafından resmi olarak serbest bölge statüsü kazandırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini, eş zamanlı olarak sahada altyapı çalışmalarına ilişkin fizibilite çalışmalarına başladıklarını açıkladı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// MEVCUT ALTYAPI ENTEGRE EDİLECEK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Genişleme alanının devreye girmesiyle 20 bin metrekare ve üzerinde yatırım alanı talep eden yatırımcılara bu tahsisleri rahatlıkla yapabileceklerini kaydeden Eyüp Sevimli, sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Genişleme sahamız ile İzmir, çok önemli ve ihtiyaç duyduğu planlı ve altyapısı hazır yeni bir sanayi alanına kavuşmuş olacak. Bu noktada en önemli avantajımız, mevcutta kusursuz şekilde işleyen altyapımızı yeni genişleme sahamıza süratle entegre edecek olmamızdır. Suyumuz, enerjimiz, arıtmamız, doğalgazımız, telekomünikasyon altyapımız zaten hazır. Bu varlıklarımızı yeni genişleme sahamıza süratle entegre ederek ciddi maliyet avantajı sağlayacağız.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// İZBAŞ’IN YENİ YÖNETİM KURULU&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İZBAŞ 2025 yılı Olağan Genel Kurulu’nda yapılan seçimlerde, mevcut Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sevimli yeniden ve oybirliği ile bu göreve seçilirken, 2026-2029 çalışma döneminde İZBAŞ’ın Yönetim Kurulu Üyeleri ve temsil ettikleri şirketler şu isimlerden oluştu:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eyüp Sevimli, Süleyman Tahiroğlu, Marc Galiko, Abdurrahman Akay, Levent Balkara, Yunus Aytekin, Mehmet Eriten.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/izbasta-eyup-sevimli-guven-tazeledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“DENİZÜSTÜ RES’LERDE YERLİLİK, KULE VE KANATLA SINIRLI KALMAMALI”</title>
		<link>https://ibailetisim.com/denizustu-reslerde-yerlilik-kule-ve-kanatla-sinirli-kalmamali/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/denizustu-reslerde-yerlilik-kule-ve-kanatla-sinirli-kalmamali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 12:56:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5310</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin temiz enerji kaynakları arasında en yüksek derecede potansiyel sunmasına rağmen, halen sıfır noktasında olduğu Denizüstü Rüzgâr Enerjisi’nde (DRES) bu yıl ilk somut adımların atılması bekleniyor.&#160; Dünya Bankası verilerine göre DRES’lerde 75 bin Megavat (MW) kurulu güç potansiyeli olan Türkiye, 2035 yılı için bu potansiyelin on beşte birine karşılık gelen 5 bin MW kurulu güç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>“DENİZÜSTÜ RES’LERDE YERLİLİK, KULE VE KANATLA SINIRLI KALMAMALI”</strong></li>



<li><strong>TİBET MAKİNA GENEL MÜDÜRÜ VE ENSİA BAŞKAN YARDIMCISI TİBET ARBAK: </strong></li>



<li><strong>“KARASAL RÜZGÂR SANTRALLERİNDE 2017’DE YAPILAN HATA NEDENİYLE, BEŞ YEKA YARIŞMASINDA YERLİLİLK KOŞULU KULE VE KANATLA SINIRLI KALDI.”</strong></li>



<li><strong>“TÜRK SANAYİSİ VE MÜHENDİSLERİ, TÜRKİYE’NİN İLK ADIMLARINI ATMAYA HAZIRLANDIĞI DENİZÜSTÜ (OFFSHORE) RES’LERDE PEK ÇOK AKSAMI YERLİ İMAL EDEBİLİR. LÜTFEN KENDİ SANAYİCİMİZE GÜVENELİM”</strong></li>



<li><strong>“DENİZÜSTÜ RES’LERİN İMALATINDA, KATMA DEĞER ZİNCİRİNİN HER HALKASINDA TÜRKİYE’DE KONUŞLU ŞİRKETLERİN YER ALMASINI İSTİYORUZ.”</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin temiz enerji kaynakları arasında en yüksek derecede potansiyel sunmasına rağmen, halen sıfır noktasında olduğu Denizüstü Rüzgâr Enerjisi’nde (DRES) bu yıl ilk somut adımların atılması bekleniyor.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Bankası verilerine göre DRES’lerde 75 bin Megavat (MW) kurulu güç potansiyeli olan Türkiye, 2035 yılı için bu potansiyelin on beşte birine karşılık gelen 5 bin MW kurulu güç hedefi belirledi. Mevzuat oluşturma aşaması devam eden DRES’lerle ilgili yapılacak Yenilenebilir Kaynak Alanları (YEKA) yarışmaları öncesinde, yerli üretim koşulu ile ilgili dikkat çeken bir uyarı geldi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “KENDİ SANAYİCİMİZE GÜVENELİM”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tibet Makine Genel Müdürü ve Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tibet Arbak, karasal rüzgâr enerjisi santrallerinde 2017 yılında yapılan ilk YEKA-RES yarışmasından bugüne yapılan beş ihalede, yerlilik oranının kule ve kanat üretimi ile sınırlı kaldığını anımsatarak, “Türk sanayisi ve mühendislik gücü, sadece kule ve kanadı değil, yüzlerce aksam ve bütünleştirici parçayı en yüksek kalite ve dayanım standartlarında üretebilecek kabiliyete sahip. Kamu otoritelerimiz, bu konuda sanayicilerimize güvenmeli ve yatırımcı firmaları da bu yönde zorlamalı.” dedi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">DRES’lerin çok sayıda sektöre sipariş veren büyük bir üretim mekanizmasına sahip olduğunu bilgisini veren Arbak, istihdam boyutunda ise karasal RES’lere göre en az on kat fazla istihdam sağladığına işaret etti. Türkiye’de DRES’ler için belirlenen potansiyel YEKA alanlarının; Marmara Denizi, Çanakkale açıkları ve Trakya’nın Karadeniz sahilleri olduğunu hatırlatan Tibet Arbak, bu alanların hepsinin aynı zamanda yüksek seviyede elektrik tüketen ve sanayi gelişimi bulunan şehirlerin yakınında olduğunu belirtti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğru kurgulanan uygulanabilir YEKA mekanizmasının, sadece yerli üreticileri için değil, bu alanda Türkiye’ye yatırım yapmak isteyen yabancı sermayeli şirketlerin de lehine olacağını kaydeden Arbak, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “TÜM YUMURTALARI AYNI SEPETE KOYMAYALIM”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Yerli sanayiciden kastımız, hiç kuşkusuz sermaye kaynağına bakmaksızın Türkiye’de konuşlu firmalardır. Türkiye’de yenilenebilir enerji santrallerine ekipman üreten çok güçlü bir sanayi altyapımız var. Bu altyapıyı ağırlıklı olarak son on beş yılda adeta ilmek ilmek ördük. Bu insanlarımız, her türlü aksamı ve bütünleştirici parçayı, talep edilen standartlarda üretebilecek kabiliyete sahip. Yerli üretimi sadece kule ve kanatla sınırlandırmak, bu iki alana yatırım yapan firmaların riskini de sektörün üzerine yüklüyor. Söz gelimi İzmir’de üretim yapan dört türbin kanadı fabrikasının tümü iki sene içerisinde kapanınca, YEKA yarışmaları kapsamında proje alan firmalar, taahhütlerini yerine getirememe riski ile karşı karşıya kaldı ve sorun kanat ithalatını serbest bırakmakla çözüldü. Yerli üretim stratejileri kurgulanırken, tüm yumurtaları aynı sepete koymamak gerekiyor. Mevzuat hazırlığının sürdüğü bu süreçte, kamu otoritelerimize bu önerileri dile getirmek istiyoruz.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “YOLUN BAŞINDA HATA YAPMAYALIM”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Türkiye’nin 2035 yılı için belirlediği 5 bin MW DRES kurulu güç hedefini ise ‘potansiyelin çok altında’ olarak değerlendiren Tibet Arbak, Türkiye’nin 2050 yılında kadar en az 30 bin MW DRES kurulu gücünü rahatlıkla devreye alabilecek koşullara sahip olduğunu vurguladı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk sanayisinin tersanecilik sektörü ile birlikte bugün bir DRES’in çok yüksek bir yüzdesini üretebilme imkânına ve yeteneğine sahip olduğunun altını çizen Arbak, <strong>“Bu kaslarımızı daha da güçlendirerek Ege, Akdeniz ve Karadeniz havzasında rahatlıkla DRES’lerin üretim merkezi olabiliriz. Derin denizler için uygulanan yüzer denizüstü rüzgâr santralleri için de ülkemiz, hinterlandının en önemli üretim üslerinden biri olabilir. Henüz yolun başında hata yaparsak, sektöre telafisi zor zarar verebiliriz.”</strong> dedi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KUTU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TÜRKİYE SIFIR NOKTASINDA, DÜNYADA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GELİŞMELER BAŞ DÖNDÜRÜRÜCÜ…</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Küresel Rüzgâr Enerjisi Konseyi’nin (GWEC) 2025 Global Offshore Wind Report verilerine göre, dünya genelinde DRES kurulu gücü 83 bin MW seviyesinde. 48 bin MW kurulu gücünde DRES inşaatı ise devam ediyor. </li>



<li>Çin, 42 bin MW ile dünya genelinde devreye alınan kurulu gücün yarısına tek başına sahip. </li>



<li>Denizüstü RES’ler, başta kuzey Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm gelişmiş ülkelerde uzun yıllardır sürdürülebilir enerji üretimi için kullanılıyor. </li>



<li>Ülkeler, deniz yetki alanları ve münhasır ekonomik bölgelerinin sınırlarını dünyaya ilan etmek için de DRES’lere stratejik bir önem atfediyor.</li>



<li>Pek çok sektöre sipariş veren büyük bir mekanizmaya sahip DRES’ler, karasal RES’lere göre on kat fazla istihdam sağlayabiliyor. </li>



<li>Türkiye’nin tersane sektöründe dünyanın en ileri ülkeleri arasında yer alması, denizüstü RES’lerin tüm ekipman üretimleri ve montajında ithalata bağımlılığını <br>azaltıcı etkenler arasında yer alıyor. Bu avantaj, denizüstünde yapılacak tüm tesislerin mühendislik hesaplarının, tasarımlarının, Ar-Ge’lerinin ve inşaatlarının tamamıyla Türk şirketlerinin imkânları ile yerli olarak yapılmasını mümkün hâle getiriyor. </li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/denizustu-reslerde-yerlilik-kule-ve-kanatla-sinirli-kalmamali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“JEOTERMALE ‘HAYIR’ DEMEK, İTHÂL KAYNAKLARA ‘EVET’ DEMEKTİR”</title>
		<link>https://ibailetisim.com/jeotermale-hayir-demek-ithal-kaynaklara-evet-demektir/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/jeotermale-hayir-demek-ithal-kaynaklara-evet-demektir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 12:54:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5308</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin baz yük olma özelliği taşıyan tek yenilenebilir enerji kaynağı olan jeotermal, Türk ekonomisine çok farklı alanlarda değer yaratan yatırımların adresi oluyor. Jeotermal kaynaklardan enerji üretiminin büyük bölümü Ege Bölgesi’nde kümelenirken, zengin jeotermal kaynaklara sahip Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki sahalarda yeni santral projeleri geliştiriliyor.&#160; Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Anadolu ve Trakya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>“JEOTERMALE ‘HAYIR’ DEMEK, İTHÂL KAYNAKLARA ‘EVET’ DEMEKTİR”</strong></li>



<li><strong>JEOTERMAL ENERJİ DERNEĞİ (JED) BAŞKANI ALİ KINDAP:</strong></li>



<li><strong>“ÜLKEMİZDEKİ JEOTERMAL YATIRIMLARIN ÜLKE GENELİNE YAYILMASI İÇİN SEFERBERLİK İLÂN EDİLMELİ.”</strong></li>



<li><strong>“DOĞU ANADOLU BÖLGEMİZDEKİ JEOTERMAL KAYNAKLARIN, BULUNDUĞU İLLERE ÇOK FARKLI ALANLARDA DEĞER YARATMASINI İSTİYORUZ.”</strong></li>



<li><strong>“VATANDAŞLARIMIZIN DOĞRU BİLGİLENMESİNİ SAĞLAMAK VE YATIRIMLARIN SİYASİ İSTİSMAR KONUSU OLMASINI ÖNLEMEK BİZİM DE GÖREVİMİZ.”</strong></li>



<li><strong>“TÜRKİYE’DE MEVCUT VE İNŞA HALİNDEKİ JEOTERMAL ENERJİ SANTRALLERİ, DÜNYANIN KABUL ETTİĞİ EN YÜKSEK ÇEVRE STANDARTLARINA SAHİPTİR.”</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin baz yük olma özelliği taşıyan tek yenilenebilir enerji kaynağı olan jeotermal, Türk ekonomisine çok farklı alanlarda değer yaratan yatırımların adresi oluyor. Jeotermal kaynaklardan enerji üretiminin büyük bölümü Ege Bölgesi’nde kümelenirken, zengin jeotermal kaynaklara sahip Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki sahalarda yeni santral projeleri geliştiriliyor.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Anadolu ve Trakya coğrafyasında bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olduğunu hatırlatarak, başta enerji olmak üzere yatırımların Ege’den ülke geneline doğru yayılması için seferberlik ilân edilmesi gerektiğini vurguladı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// DOĞU ANADOLU JEOTERMAL ZENGİNİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağrı, Muş, Bingöl, Elazığ ve Van başta olmak üzere Doğu Anadolu illerinin tektonik yapıları gereği çok zengin jeotermal kaynaklara sahip olduğu bilgisini veren Kındap, “Jeotermal tamamen bizim olan, kullanırken kimseden izin istemediğimiz, kimseye bir para ödemeyeceğimiz; 7 gün 24 saat kesintisiz üretim yaptığımız; temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak. Doğu Anadolu Bölgemizdeki illerimizde, jeotermalin tüm kullanım alanlarında ülke ekonomisinin kalkınmasına hizmet edecek projeler geliştiriliyor. Pek çok kentimizde yurttaşlarımızın yatırımları desteklediğini görmek bizlere de mutluluk veriyor.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü hepimiz biliyoruz ki tamamen bizim olan jeotermal enerjiye ‘hayır’ demek, kıt olan dövizimizi harcayarak ithal ettiğimiz enerji kaynaklarına ‘evet’ demek anlamına geliyor.” dedi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “BİLGİ EKSİKLİĞİNİ GİDERMEK GÖREVİMİZ”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Muş ve Bingöl’de bazı vatandaşların bilgi eksikliğinden kaynaklı sebeplerle jeotermale karşı çıkabildiğini söyleyen Kındap, bu yöndeki eksikliğin giderilmesi ve karşı çıkışların siyasi istismar konusu olmaması için JED ve benzeri sivil toplum örgütlerine görev düştüğünü hatırlattı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Türkiye’de halen enerji üreten ya da inşa halinde olan jeotermal santrallerin, dünyanın kabul ettiği en yüksek çevre standartlarına sahip olduklarına işaret eden JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Varto ve Karlıova başta olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleştirilecek jeotermal yatırımların, başta istihdam olmak üzere bölge ekonomisine çok farklı alanlarda katkı sağlamasını bekliyoruz. Bugün Ağrı’nın Diyadin ilçesi nasıl jeotermal seracılıkta bir Türkiye markası olduysa; Varto ve Karlıova gibi pek çok ilçemiz enerji üretiminde, termal turizmde, sebze ve meyve kurutma yatırımlarında, jeotermal madencilik uygulamalarında birer marka şehir olabilir. Gerek inşaat gerekse işletme süreçlerinde yaratılacak doğrudan ve dolaylı iş imkanları, bu ilçelerimizde ciddi bir ekonomik hareketlilik yaratacak. Kaynaklarımızın verimliliği ile paralel olarak tarımsal üretimde artış, yılın 12 ayı kesintisiz üretim yapılabilen modern seracılık uygulamaları yaygınlaşacak. Sektör temsilcileri olarak bizler, yurttaşlarımızın doğru bilgilenmesine büyük önem vermekteyiz. Bir ilimizde jeotermal yatırımlar alkışlarla karşılanırken, birkaç yüz kilometre uzaklıktaki bir başka şehrimizde eleştiri konusu oluyorsa, bizlerin de sorumluluk alması gereken bir bilgi eksikliği var demektir.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “TÜRKİYE JEOTERMALİ ELİNİN TERSİ İLE İTEMEZ”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya – Ukrayna ve ABD-İran savaşlarının Türkiye için enerji arz güvenliğinin taşıdığı stratejik önemi gösteren örnekler olduğuna dikkat çeken Kındap, gelişmişlik seviyesi ne olursa olsun tüm ülkelerin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına çok daha fazla önem verdiklerini belirtti. Dünyada dördüncü, Avrupa’nın lider jeotermal zengini ülkesi olan Türkiye’nin, bu dev enerji kaynağını elinin tersi ile itemeyeceğini kaydeden Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: <strong>“Ülkemiz doğalgaz ve petrol zengini bir ülke değil. Enerjide bağımsız olmamız için bu kaynaklara sahip olmamız da gerekmiyor. Tüm yenilenebilir kaynaklarımızdan etkin şekilde ve sonuna kadar yararlanmalı, 85 milyonluk ülkemizin enerjisini bu kaynaklarla karşılamalıyız. Bu açıdan baktığımızda Doğu Anadolu’daki jeotermal yatırımlarımız ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve enerji bağımsızlığı hedeflerimizin tam kesişim noktasında yer alıyor. Bu yatırımların ülkemizin temiz enerji yolculuğunda güçlü birer adım olduğuna inanıyoruz. Nasıl ki rüzgâr enerjisi yatırımlarımız son yıllarda batıdan doğuya doğru hızlı bir ivme ile yayılıyorsa, jeotermal enerjide de aynı rotayı izlemeliyiz.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>RAKAMLARLA JEOTERMAL SEKTÖRÜ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin % 5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7&#8217;inci, Avrupa&#8217;da ise 1&#8217;inci sırada yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) Türkiye’nin keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW/termal olarak açıklarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye üçte birinden azına karşılık gelen 19 bin 836 MW/termal kullanıma sahip. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/jeotermale-hayir-demek-ithal-kaynaklara-evet-demektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZMİR, RÜZGÂR TÜRBİN KANADI ÜRETİMİNDE YENİDEN DÜNYA MARKASI OLUYOR</title>
		<link>https://ibailetisim.com/izmir-ruzgar-turbin-kanadi-uretiminde-yeniden-dunya-markasi-oluyor/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/izmir-ruzgar-turbin-kanadi-uretiminde-yeniden-dunya-markasi-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 07:29:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5306</guid>

					<description><![CDATA[İzmir, rüzgâr enerjisinde kaybettiği kümelenme ivmesini yeniden kazanmaya başlarken, son iki yılda türbin kanadı üreten dört fabrikanın kapanmasıyla bozulan moraller yerine geliyor.&#160; 2024 Nisan ayında Bergama Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan LM Wind Power, geçen yıl TPI Composites’in İzmir Serbest Bölgesi (İZBAŞ) ve Çiğli Sasalı’daki iki fabrikası, son olarak da Enercon bünyesinde faaliyet gösteren Aero [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>İZMİR, RÜZGÂR TÜRBİN KANADI ÜRETİMİNDE YENİDEN DÜNYA MARKASI OLUYOR</strong></li>



<li><strong>ENSİA YÖNETİM KURULU BAŞKANI ELVAN AYGÜN ANBAR: </strong></li>



<li><strong>“KAPANAN FABRİKALAR NEDENİYLE SON İKİ YILDA BOZULAN MORALLERİMİZ YERİNE GELİYOR.”</strong></li>



<li><strong>“NORDEX’İN ARDINDAN DİĞER FABRİKALARIN DA ÜRETİME BAŞLAMASINI HEYECANLA BEKLİYORUZ.”</strong></li>



<li><strong>“İZMİR SADECE KÜMELENME BAŞARISIYLA DEĞİL, 2 BİN 307 MW’A ULAŞAN RÜZGÂR ENERJİSİ KURULU GÜCÜ İLE DE TÜRKİYE’NİN RÜZGÂR BAŞKENTİ”</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">İzmir, rüzgâr enerjisinde kaybettiği kümelenme ivmesini yeniden kazanmaya başlarken, son iki yılda türbin kanadı üreten dört fabrikanın kapanmasıyla bozulan moraller yerine geliyor.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">2024 Nisan ayında Bergama Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan LM Wind Power, geçen yıl TPI Composites’in İzmir Serbest Bölgesi (İZBAŞ) ve Çiğli Sasalı’daki iki fabrikası, son olarak da Enercon bünyesinde faaliyet gösteren Aero Rüzgâr’ın Ege Serbest Bölgesi’nde 25 yıldır faaliyet gösteren fabrikasının kapanmasının ardından İzmir’de türbin kanadı üretimi sıfır noktasına gelmişti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// NORDEX BAŞLADI, SIRA DİĞERLERİNDE&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzun yıllardır Türkiye’de rüzgâr enerjisi yatırımcılarına santraller kuran Alman sermayeli Nordex, İzmir Serbest Bölgesi’nde yer alan ve Avrupa’nın en büyük kanat üretim tesisi olan eski TPI fabrikasında Nisan ayından itibaren kanat üretimine başladı. Çin sermayeli Goldwind, geçen yıl iflas eden TPI’ın Çiğli Sasalı’da yer alan fabrikasını kiralamak için gün sayıyor. Bergama OSB’de kapanan LM Wind Power fabrikasını ise Enercon firması yeni üretim üssü olarak belirlemiş durumda. Bir diğer Çinli rüzgâr enerjisi devi Dongfang’ın yatırım yeri seçenekleri arasında ise mukayeseli üstünlükleri ile İzmir öne çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// RÜZGÂR ENERJİSİNİN BAŞKENTİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kentteki rüzgâr enerjisi yatırımlarını değerlendiren Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar, kapanan fabrikalar nedeniyle bozulan morallerin yeniden düzelmeye başladığını belirtti. Kentin sadece kümelenme başarısıyla değil, 2 bin 307 MW’a ulaşan rüzgâr enerjisi kurulu gücü ile de ‘Türkiye’nin rüzgâr başkenti’ olduğunu hatırlatan Anbar, 30 yıldır ilmek ilmek örülen bu başarının zarar görmemesi gerektiğini söyledi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin rüzgâr enerjisinde iddialı hedefleri olduğunu kaydeden Anbar, bugün 16 bin Megavat (MW) seviyesinde olan kurulu gücün 2035 sonunda yaklaşık üç kat artarak 45 bin MW’a ulaşacağını hatırlattı. Bu büyümenin, ekipman üretiminde yerli üretimle desteklenmesinin önemine dikkat çeken Anbar, kanat üretiminin sadece yaratılan katma değer boyutuyla değil, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmaları ile sektöre yatırım yapan ve kamuya yerlilik oranı taahhüdünde bulunan şirketler için stratejik önemde olduğunu vurguladı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// NİTELİKLİ İŞGÜCÜ DE İZMİR’DE&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sektörün gelişim sürecinde ve rekabetçi yapıya kavuşmasında türbin üreticilerinin belirleyici rol oynadıklarına işaret eden Elvan Aygün Anbar, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Biri üretime başlayan, ikisi de üretim için gün sayan kanat fabrikaları, türbin kanadı üretimi için özel olarak tasarlanmış tesislerdi. Başka bir sektörün üretim yapması için uygun değillerdi. Adeta milli servet niteliğinde olan fabrikaların aynı amaca hizmet etmesiyle yatırımcılar ciddi bir zaman kaybından kurtulmuş olacak. İzmir ayrıca bu alanda nitelikli işgücünü uzun yıllardır barındıran ve yetiştiren bir şehir. Yani üreticileri bu yönüyle de sürece daha avantajlı başlayacaklar. İhracat potansiyeli olan üretimler için de coğrafi konumu ve güçlü liman altyapısı ile İzmir, yatırımcılar için her daim cazibe merkezi olan bir şehirdir.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “İŞGÜCÜ MALİYETİNDE AB’NİN ÜSTÜNDEYİZ”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Emek yoğun olan rüzgâr türbin kanadı üretimi yapan firmaların kapanmaları ya da Türkiye’den ayrılmalarında en önemli nedenin yüksek işgücü maliyetleri olduğunu anımsatan ENSİA Başkanı Elvan Aygün Anbar, <strong>“Ülkemizde finansman kaynaklarına erişim çok zor ve oldukça pahalı. Faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir düzlemde yatırımcılar çok daha az risk alıyor. Döviz bazında işçilik maliyetlerimiz, çoğu AB ülkesinden daha yüksek ve bu durum yatırımcıyı etkiliyor. Türkiye bu endüstriyi büyük emeklerle kazanmış bir ülke. Sadece ülkemiz için değil, yakın coğrafyamız için ve sıfır noktasında olduğumuz denizüstü (offshore) türbin kanatları için de önemli bir üretim ve ihracat potansiyeline sahibiz. Bu fırsatları değerlendirirken aynı sanayi altyapısını ve işgücünü kullanmak durumunda olacağız. Korumanın kaybetmekten daha zor olduğunu hiç aklımızdan çıkarmamak gerekiyor.”&nbsp;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/izmir-ruzgar-turbin-kanadi-uretiminde-yeniden-dunya-markasi-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZBAŞ, RÜZGAR ENERJİSİNDE YENİDEN KÜMELENME ADRESİ</title>
		<link>https://ibailetisim.com/izbas-ruzgar-enerjisinde-yeniden-kumelenme-adresi/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/izbas-ruzgar-enerjisinde-yeniden-kumelenme-adresi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 07:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5303</guid>

					<description><![CDATA[➢ İZBAŞ, RÜZGÂR ENERJİSİNDE YENİDEN KÜMELENME ADRESİ ➢ ALMAN ENERJİ DEVİ NORDEX, İZMİR SERBEST BÖLGESİ’NDE ÜRETİME BAŞLADI ➢ İZBAŞ YÖNETİM KURULU BAŞKANI EYÜP SEVİMLİ:&#160; ➢ “NORDEX’İ İZBAŞ AİLESİNDE GÖRMEKTEN MUTLUYUZ.” ➢ “TÜRBİN KANADI ÜRETİMİNE ÖZEL OLARAK TASARLANAN AVRUPA’NIN EN BÜYÜK TÜRBİN KANADI FABRİKASININ AYNI AMACA HİZMET ETMESİ İLE MİLLİ BİR SERVET YENİDEN HAYAT BULDU.” İzmir’in [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">➢<strong> İZBAŞ, RÜZGÂR ENERJİSİNDE YENİDEN KÜMELENME ADRESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">➢<strong> ALMAN ENERJİ DEVİ NORDEX, İZMİR SERBEST BÖLGESİ’NDE ÜRETİME BAŞLADI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">➢<strong> İZBAŞ YÖNETİM KURULU BAŞKANI EYÜP SEVİMLİ:&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">➢<strong> “NORDEX’İ İZBAŞ AİLESİNDE GÖRMEKTEN MUTLUYUZ.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">➢<strong> “TÜRBİN KANADI ÜRETİMİNE ÖZEL OLARAK TASARLANAN AVRUPA’NIN EN BÜYÜK TÜRBİN KANADI FABRİKASININ AYNI AMACA HİZMET ETMESİ İLE MİLLİ BİR SERVET YENİDEN HAYAT BULDU.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İzmir’in üretim ve ihracatta önde gelen sanayi bölgeleri arasında yer alan İzmir Serbest Bölgesi (İZBAŞ), yenilenebilir enerji ekipman üretiminde yeniden kümelenme adresi oldu. TPI Composites fabrikasının geçen yıl Eylül ayında kapanmasının ardından ara verilen rüzgâr enerjisi türbin kanatlarının üretimine yeniden başlandı. Avrupa’nın en büyük kanat üretim tesisinde, Nisan ayından itibaren Alman enerji devi Nordex üretime başladı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yatırım hakkında değerlendirmelerde bulunan İZBAŞ İzmir Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sevimli, 2025 yılında rüzgâr enerjisi kurulu gücünü 2 bin 141 Megavat (MW) artırarak 16 bin MW’a çıkaran Türkiye’nin, Avrupa ülkeleri içerisinde Almanya’dan sonra en yüksek seviyede kurulu güç devreye alan ikinci ülke olduğunu vurguladı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// ALMAN DEVİ NORDEX İZBAŞ’TA&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de 15 bin MW seviyesini aşan rüzgâr enerjisi kurulu gücünde 2 bin 308 MW ile en yüksek payı İzmir’in aldığını hatırlatan Sevimli, kentin türbin kanadı üretiminde 25 yılı aşan tecrübesi ile dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri olduğunu kaydetti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yenilenebilir enerji ekipman üretiminde Türkiye’nin en önemli kümelenme merkezleri arasında yer alan İzmir Serbest Bölgesi’nin, Avrupa’nın en büyük kanat üretim tesisine ev sahipliği yaptığını hatırlatan Sevimli, 2017 yılında İZBAŞ’ta faaliyete başlayan TPI Composites fabrikasının geçen yıl Eylül ayında kapanmasının ardından üretimin yeniden başlamasından mutluluk duyduklarını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// İZMİR KANAT ÜRETİMİNDE SIFIRA DÜŞTÜ&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İZBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sevimli, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Türkiye’de üretim yapan dört türbin kanadı fabrikasının tümünün kentimizde konuşlu olması uzun yıllar hepimiz için haklı bir gurur vesilesiydi. Bu fabrikaların tümü bir buçuk yıl içerisinde kapandı ve İzmir maalesef bir anda sıfır noktasına düştü.&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Avrupa’nın da en büyük kanat üretim tesisine İZBAŞ olarak biz ev sahipliği yapıyorduk. TPI firmasının talihsiz şekilde kapanmasının ardından belirsizliğe sürüklenen üretimin yeniden başlaması; insanımıza iş ve aş üretmesi; üretim, istihdam ve ihracat yaratması İZBAŞ olarak bizim de en büyük beklentimizdi. Fabrikanın sahibi </strong><strong>olan katılımcı şirkete İZBAŞ olarak yasal sorumluluk sınırlarımız içerisinde elimizden gelen tüm katkıyı yapmaya çalıştık. Türbin kanadı üretimine özel olarak tasarlanan bu fabrikanın aynı amaca hizmet etmesi ile milli bir servet yeniden hayat buldu. Sekiz ay aradan sonra sürecin olumlu sonuçlanması ve fabrikanın yeniden üretime başlaması bizim için de mutluluk verici oldu. Nordex’in İZBAŞ’ı seçmesinde en temel etkenlerden birinin kent merkezine ve istihdam kaynaklarına yakınlık, lojistik altyapıya entegrasyon kolaylığı olduğunu söylememiz gerekiyor. Nordex’e İZBAŞ ailesine hoş geldiniz diyoruz.”&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TÜRKİYE’DEKİ SANTRALLERİN&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÜÇTE BİRİ NORDEX’TEN</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin rüzgâr enerjisinde iddialı hedefleri olan bir ülke olduğunu anımsatan Sevimli, bugün 16 bin MW seviyesinde olan kurulu gücün 2035 sonunda yaklaşık üç kat artarak 45 bin MW’a ulaşacağını hatırlattı. Bu büyümenin, ekipman üretiminde yerli üretimle desteklenmesinin önemine dikkat çeken Sevimli, İzmir’de kapanan diğer kanat fabrikalarının da bir an önce başlamasını dilediklerini belirtti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de rüzgâr enerjisi sektörünün gelişim sürecinde ve pazarın daha dinamik ve rekabetçi bir yapıya kavuşmasında türbin üreticilerinin belirleyici rol oynadıklarına işaret eden Eyüp Sevimli, İZBAŞ’ta üretime başlayan Alman enerji şirketi Nordex’in 5 bin 378 MW kurulumu ile Türkiye’deki rüzgâr enerjisi santrallerinde yüzde 34 seviyesinde pay sahibi olduğu bilgisini verdi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevimli, 2026 yılı itibarıyla yatırım süreci devam eden 3 bin 439 MW büyüklüğünde rüzgâr enerjisi santrallerinin kurulumunda Nordex’in 2 bin 69 MW kapasite ve yüzde 60’lık pazar payı ile lider konumda yer aldığını sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/izbas-ruzgar-enerjisinde-yeniden-kumelenme-adresi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAVUNMA VE ENERJİDE YERLİLİK STRATEJİK ÖNEMDE</title>
		<link>https://ibailetisim.com/savunma-ve-enerjide-yerlilik-stratejik-onemde/</link>
					<comments>https://ibailetisim.com/savunma-ve-enerjide-yerlilik-stratejik-onemde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İba Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:04:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BASIN BÜLTENLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ibailetisim.com/?p=5301</guid>

					<description><![CDATA[ABD – İsrail ittifakının İran’a yönelik hava saldırılarının enerji sektöründe yarattığı maliyet artışı 50 milyar doları aşarken, jeopolitik gerilimler stratejik sektörlerde yerli üretim ve tedarik zincirinin ülkeler için gerçek bir bekâ sorunu olduğunu ortaya koyuyor.&#160; Savunma, havacılık ve enerji başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum dişli ve rulmanları üreten Tibet Makina’nın Yönetim Kurulu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>“SAVUNMA VE ENERJİDE YERLİLİK STRATEJİK ÖNEMDE”</strong></li>



<li><strong>TİBET MAKİNA BAŞKAN YARDIMCISI VE GENEL MÜDÜRÜ TİBET ARBAK: </strong></li>



<li><strong>“ORTADOĞU’DAKİ GERGİNLİK, ÜLKEMİZİN SAVUNMA VE ENERJİ SEKTÖRLERİNDE YAPTIĞI ATILIM VE YERLİ ÜRETİM GÜCÜNÜN ÖNEMİNİ ORTAYA KOYUYOR.”</strong></li>



<li><strong>“HER İKİ STRATEJİK SEKTÖRDE DIŞA BAĞIMLILIĞIN AZALMASI İLE DAHA GÜÇLÜ VE GÜVENLİ BİR ÜLKEDE YAŞAYACAĞIZ.” </strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">ABD – İsrail ittifakının İran’a yönelik hava saldırılarının enerji sektöründe yarattığı maliyet artışı 50 milyar doları aşarken, jeopolitik gerilimler stratejik sektörlerde yerli üretim ve tedarik zincirinin ülkeler için gerçek bir bekâ sorunu olduğunu ortaya koyuyor.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma, havacılık ve enerji başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum dişli ve rulmanları üreten Tibet Makina’nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tibet Arbak, savunma, havacılık ve enerji gibi stratejik sektörlerin ekipman ve teknoloji üretiminde dışa bağımlılığın azalmasıyla Türk milletinin daha güçlü ve güvenli bir ülkede yaşayacağını vurguladı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “YURT DIŞINDA TANIK OLUYORUZ”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin savunma sanayisinde tüm dünyanın dikkatini yerli sistemleri, insansız hava ve deniz araçları ile yüksek teknolojiye dayalı üretim kabiliyetleri sayesinde bu alanda bölgesel güç olma rolünü pekiştirdiğini kaydeden Arbak, bu&nbsp; duruma yurt dışında katıldıkları tüm organizasyonlarda tanık olduklarını belirtti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma ve enerji alanlarında sağlanacak yerlilik başarısının Türkiye’nin sadece ekonomik değil, siyasi ve stratejik gücünü de etkilediğine dikkat çeken Arbak, <strong>“Türkiye, savunma ve enerji alanlarında geliştirdiği yerli üretim kapasitesi ve teknolojik yetkinlikleriyle bağımsızlığını güçlendirmeye ve küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmaya devam ediyor. Enerji üretiminde ithal kaynaklara bağımlılığın azalmasıyla ekonomik kırılganlığımız da azalıyor. Enerji bağımsızlığımızın güçlendirilmesi, sanayimizin üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve rekabet gücünün artması açısından kritik önem taşıyor. Yenilenebilir enerji tarafında ise yerli ekipman üretimi, enerji verimliliği ve depolama teknolojileri değer zincirinin her halkasında ülkemizde konuşlu şirketlerin daha fazla yer alması gerekiyor.” </strong>dedi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma sanayisinde yerlilik oranının yüzde 80’in üzerine çıkmasında, 4 binden fazla firmadan oluşan ve 100 binin üzerinde istihdam sağlayan savunma ekosisteminin aldığı paya dikkat çeken Tibet Arbak, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>// “KÜRESEL BARIŞIN DA GÜVENCESİ”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“ABD-İran hava savaşında da görüldüğü gibi ülkeler artık sadece silah sistemleriyle değil tüm endüstriyel ekosistemleriyle sahada yer alıyor. 2025 itibarıyla 10 milyar </strong><strong>doları aşan ihracat gerçekleştiren, Tibet Makine olarak bizim de içinde yer aldığımız güçlü ekosistem, bu yılın ilk üç ayında ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 artırma başarısını gösterdi.&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bu başarı, sanayi altyapımızla tercihler arasındaki güçlü koordinasyonun bir çıktısıdır. Savunma sanayisi şirketlerimiz, yetkin kadroları ve hızlı uyum sağlayabilen üretim yapılarıyla bu büyük dönüşümün mimarı ve yaratıcısı oldular. Küresel ölçekte kayda değer bulduğumuz bu başarıyı, bölgesel ve küresel barışın da güvencesi olarak görüyoruz.”&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ENERJİ VE SAVUNMADA DÜNYA&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DEVLERİNİN STRATEJİK PARTNERİ&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tibet Makina, savunma sanayinde ürettiği taret rulmanları ve dişlilerinde dünyada kendi lisansı ve patenti olan az sayıdaki firmadan biri olma özelliği taşırken, kısa adı SAHA olan Savunma ve Havacılık Kümesi içerisinde birçok savunma sanayi şirketinin stratejik ortakları arasında yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rüzgâr enerji santrallerinin en kritik ekipmanlarından olan döner tabla dişlileri ve rulmanlarını üreten Tibet Makina, bu alanda dünyanın önde gelen santral üreticilerinin tedarikçileri arasında yer alıyor. Üretiminin yaklaşık yarısını 7 ülkeye ihraç eden Tibet Makina, üretimini 1998 yılından bugüne Menemen Emiralem’deki tesislerinde sürdürüyor.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ibailetisim.com/savunma-ve-enerjide-yerlilik-stratejik-onemde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
